Puan vermedi·512 syf.··Beğendi
· Bu kitabı okurken çok yoğun bir hüzün duydum. Leto'nun yalnızlığına, bir başınalığına, yaşadığı süreçte hiçbir zaman takdir görmeyecek fedakarlıklarına o kadar üzüldüm ki... Etrafındakilerin ona karşı haklı bir öfke duyduğunun farkındayım. Sionaların açısından Leto; ondan böyle bir fedakarlık beklenilmediği halde ve herkesin iyiliğini düşündüğü kisvesi altında, onları zoraki bir barışa, köleliğe hapseden bir tiran. Bunun için Leto'ya çok öfkeliler. Öyle bir durumda olsam büyük ihtimalle ben de ondan nefret ederdim. Anlıyorum ama yine de onlarla empati kurmayı reddediyorum Çünkü Leto'nun geçmişini biliyorum. Çünkü her şeye rağmen onlar isyanlarında bile birbirlerinden güç alabiliyorlardı ama Leto hep yapayalnızdı. Hem de binlerce yıl! Binlerce yıl boyunca sevdiklerinin ölümüne şahit oldu. Arzularından, insanlığından vazgeçti. İnsanlık böylesine bir fedakarlığı hak ediyor mu emin değilim. Ben Leto'nun yaptığını asla yapmazdım. Kitabın, Leto'nun yaptıklarının, bu tarz kişisel duygulardan daha üstün bir amaca hizmet ettiğinin, bu tarz duygusal düşüncelerin böyle bir kitap için biraz fazla olduğunun, pek de uygun kaçmadığının farkındayım. Ama yine de böylesine yalnız bir ruha üzülüp şefkat duymaktan kendimi alıkoyamıyorum. Siona ve Duncan'ın ( Duncanı aşırı seviyorum. İlk gulamı da çok sevmiştim ama Leto'nun aksine bu gulam, aşırı ergensi tavırlarıyla Duncanlar arasından en sevmediğim oldu.) Leto'ya karşı alaycı tavırları ve hor görüleri arada sinir krizi geçirmemi sağlamış olabilir. Ama Leto'nun bu kadar uğraştığı Altın Yol'u devam ettirdikleri için de mutluyum.