·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Nisan 2024 18:57 Nietzsche hayranı bir psikolog mu demeliyim?
Yoksa Nietzsche’yi hâlâ anlamakta zorlanan, ama her seferinde onun düşüncelerine hayran kalan bir psikolog mu?
Belki de en doğrusu: Nietzsche’nin varoluşçu felsefesine âşık bir psikolog.
Irvin D. Yalom…
Gerçekten hem mükemmel bir psikolog hem de muazzam bir yazar.
Kitap hakkında yorum yapmakta zorlanıyorum çünkü hissettiklerime karşılık gelen sözcükleri bulamıyorum.
Tıpkı Nietzsche Ağladığında okurken yaşadığım hisler gibi.
Bu kitapta da, Yalom’un hastalarından yaptığı alıntılar, her hikâyeyi gerektiği kadar anlatması ve ardından yaptığı sade ama derin açıklamalar beni çok etkiledi.
Bazı hastaların yaşadıklarında kendimizi görmek çok mümkün. Çünkü hepimiz aynı duyguları taşıyoruz. Ve bu duyuların asıl ana sebebi ise ölüm anksiyete içinde olduğumuzu söylüyor.
Kitabı okumaya başladığınızda geceleri uykularınız kaçabilir. Sürekli kaybettiklerinizi, sevdiklerinizin ölümlerini düşünüp, kendi hayatlarınızı sorgulayabilirsiniz.
Bu dünyada ne yapıyorum?
Hayallerim var ama hâlâ odama kapanmış bir şekilde birinin beni kurtarmasını bekliyorum.
Ölmeyi düşündüm, ama sonra da "Peki ya sonrası?" korkusu doğdu içime.
Tüm bu duygular arasında kitabın sonuna geldiğimde içimde bir huzur hissettim.
Her ne kadar son sayfalardaki sorular can sıkıcı olsa da.
---
Yalom’un ölüm hakkındaki düşünceleri bana iyi geldi.
Şöyle diyordu:
“Doğmadan önce ne vardı bilmiyorduk, öldükten sonra da bilmeyeceğiz.”
Evet, bu teselli edici olabilir…
Ama ardından inanç devreye giriyor: Tanrılar, peygamberler, dinler, cennet, cehennem…
Bir dine bağlı olmak, belki de ölümü biraz daha katlanabilir kılıyor.
Ama dini olmayan biri için ölüm daha mı az korkutucu olurdu?
Hâlâ kafamda dönüp duran bir soru bu.
Çünkü ölüm, hayatın en gerçek yüzü.
Her şeyin bir sonu var.
Ve her bir hayatın bu dünyadaki son günü yaklaşmakta.
Bu gerçeklik beni rahatsız ediyor.
Çünkü yapmam gereken o kadar çok şey varken, hiçbirini yapmadan ölmek, içimi sıkıştırıyor.
---
Kitapta Nietzsche’den sık sık alıntılar yapılması beni ayrı bir şekilde etkiledi.
Ona dair düşüncelerim karmaşık ama bir yanımda onunla güçlü bir bağ hissediyorum.
İçimdeki acının yankısını Nietzsche’de buluyorum.
Benzer bir ruhsal titreşim belki… ama farklı yönlere savrulan felsefelerle.
Bu kitap, özellikle psikolog olma yolunda ilerleyenler için kesinlikle öğretici.
Ayrıca terapi gören birinin de kendine dair pek çok şey bulabileceğine inanıyorum.
Son sayfadaki sorulara mutlaka cevap verin.
Hatta bu cevapları bir kâğıda yazın.
Bu, kendinizle yüzleşmenizin ilk adımı olabilir.
Belki de o cevapları verdikten sonra kitabı baştan okumak, çok daha derin bir deneyim yaşatır size.
Eğer kitabı okumamışsanız, önce o sorularla başlayın ve ardından her bölümü sindire sindire okuyun.
Ve eğer ölüm anksiyetesi yaşıyorsanız — ki bu, insanın en temel varoluşsal korkusudur —
lütfen kitap sonrasında da kendinizi yalnız bırakmayın.
Gerekirse bir uzmandan yardım alın.
---
"Kaderinizi sevin ya da kaderinizi değiştirmek için adım atın."
Bu hayat sizin.
Ve her saniye, bizi yavaş yavaş ölüme götürüyor.
Bu yüzden her anı dolu yaşamak, geleceğe güzel izler bırakmak için: An’ı yaşayın.