"ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya itiyor."
Kitabı 1-2 günde bitirip etkisinden uzun süre çıkamayacak kadar güzeldi. Bazen felsefeye kaçarak beni daha çok içine çekti açıkçası. Veronika'nın son sayfalarda ölmesine 24 saat kala özgür olmak istemesi ve edruad ile geziye çıkması ardından da sabah uyandığında hâlâ yaşadığını farketmesi ayrı bir ters köşe oldu. Şahsen bende veronika'nın öleceğini düşünmüştüm. Bu bana, başta da yazdığım gibi "ölüm bilinci bizi daha da yoğun yaşamaya itiyor" sözünü hatırlattı.
Akıcı bir anlatım ve kendine has ayrı hikayeleri olan "normal " kişiler. Sadece yasaklara ve kurallara aykırı oldukları için deli muamelesi görüyorlar. Ve aslında şuan ki topluma bakarsak aynı şeyleri yaşıyoruz. Herkes tarafından kabullenilen birşeyin zıttını söylersek eğer ya kabul olmaz yada bize deli muamelesi yaparlar. Kitapda da dr. İgor bunu çok güzel anlatmış, örneklemişti, gerçekten çok etkilendim.
Maalesef sevgi iyiyi, kötüyü seçemiyor. Edruad' in ailesi onu sevdiği için resimi bırakmasını istiyor, akademi başarısı için çabalıyor. Bürokrasi okumasını istiyor. Aslında burdan bakılınca iyi niyetli ve sevgi dolu gözükse de edruad buna zorlanıyor. Ailesi için resimi bırakıyor... Aslında bir çoğumuzun böyle bir hikayesi var ve bu gerçek olduğu için içimde bir burukluk hissettim, okurken.
Paulo Coelho Simyacı dan sonra en iyi kitabı diyebilirim.