Puan vermedi·608 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2024 20:46 Bu incelememde kitaptan sonra etkisinden çıkamadığım aşka aşık bir kalple satırlarıma giriş yapacağım
Kitap 19. yüzyıl İngilteresi’nde, Victoria döneminde tutucu bir yapının, toplumda yer edinmeye çalışan, zorlu yaşam şartları kapsamında güçlü bir kadına dönüşen Jane Eyre’mizin öyküsünü ele almaktadır.
Jane Eyre’miz hayata negatif yönüyle tutulmuş. Annesiz ve babasız sadece dayısından kaynaklı vasisi olan yengesiyle zorlu bir yaşam geçirmek zorunda kalmış. Küçük yaşta değer görmemek, sevgisiz ve hoşgörüsüz kalmak bunlarla tanıştı Jane Eyre daha sonrasında yatılı bir okula gönderildi. Kısıtlı bir alana hapis olmuştu diyebiliriz aslında buradaki süreçleri de pek sağlıklı geçmiyor ama kendini yetiştirmekten de vazgeçmeyen genç ve güçlü bir hanım olarak karşımıza çıkıyor. Yatılı okulunun ardından dışarıdaki hayatta rol almak isteyen Jane Eyre mürebbiye olarak bir iş buluyor ve asıl kader ağlarını o evrede Jane Eyre’miz için örüyor.
Jane Eyre’miz bu mürebbiyelik görevinde öyle tutkulu bir aşka aidiyetle bağlı kalıyor ki sevgiye doyduğu aynı zamanda ayrılıkla sınandığı Efendisi Mr. Rochester’ın ona yaşattığı, içine soktuğu duygu karamasında acılarıyla varoluyor.
Sevginin günümüzdeki ilişkilere nazaran güzel bir yüze veya bir fiziğe bağlı olmadan gönülden tıpkı Mr. Rochester’ın söylediği sözler gibi syf 347’de bahsediği “Sanki sol kaburga kemiğimin altında bir ip var da senin küçük vücudundaki aynı yere sıkıca ve çözülemez şekilde bağlanmış gibi.” Dediği yere kalbimi bıraktım. Böyle sevmeyeceksek kimsenin hikayesini dahil olmayalım.
Ayrıca kitap bittikten sonra bir kitaba sarılmak istedim sanki yaşanan kitabın içindeki bütün tatsızlıkları kucaklayabilirdim. Kitapla bağ oluşturmak farklı bir duygu, eğer bir kitap okuyacaksanız bence rafınızda Jane Eyre için mutlaka bir yer vardır.