Gönderi

Körler ülkesinde tek gözlü insan kraldır!
9/10
·68 syf.··
2024 52. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2024 07:48
"Galileo inkar et, dünya dönmüyor!" "2+2=5" "Hypatia’nın gözlerini çıkararak kör ettiler." "Diri diri yakılan Pisagor ve öğrencileri." "Taşlanarak öldürülen İskenderiyeli Hypatia." Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun, der Maksim Gorki Tarihten ve eserden ilham alarak şunu söyleyebilirim ki: "Ne kadar az bilirsen o kadar çok yaşarsın." Ne kadar az bilirsen toplum tarafından o kadar iyi kabul görürsün. Eserin başkahramanı Nunez bir Körler Ülkesi'ne düşüyor. Şöyle bir düşünce var kafasında, "Hepsi kör, onlara görmenin ne olduğunu anlatabilirim. Benim gözlerim var, bu avantajı kullanarak onlara hükmedebilirim." Meşhur sözde olduğu gibi: Körler ülkesinde tek gözlü insan kraldır. Öyle midir sahiden? İnsanlar o kadar uzun süredir görmüyorlar ki görmekle ilgili kelimeler dahi unutulmuş, kör kelimesinin ne olduğunu bilmiyorlar. "Aydınlıktan yarı karanlığa öyle yavaş geçmişlerdi ki ne kaybettiklerinin hemen hiç farkında değillerdi." Ve farkında olmadıkları için bunun bir eksiklik değil normalin ta kendisi olduğunu düşünüyorlar. Dünyanın kendi yaşadıkları yer kadar olduğunu sanıyor, aksine inanmıyorlar. Gece ve gündüzü göremedikleri için zamanı sıcak ve soğuk olarak ikiye ayırıyorlar. Bu insanlara görmenin güzelliklerini nasıl anlatabilirsin? Toplum herkes gibi olmayanları kabul etmez ve hastalık olarak görür farklılığı. Nitekim Nunez'in gözlerinin var oluşu da hastalık olarak görülür ve iyileştirmek için gözlerini almak isterler: "Bilimi bahşedene şükürler olsun!" Evet, Körler Ülkesi'nde görmek hastalıktır ve bilimin varlığı ile bu hastalıktan kurtulabilir insan! Oysa yaşadıkları vadi öyle güzeldi ki... Bir görebilselerdi. Peki biz görüyor muyuz? En son hangi gün doğumunu izledik? Bir kelebeğin ardına düştük? İnsan gözlerinden bile isteye vazgeçebilir mi? Hangi duygu yaptırabilir bunu insana? Aşk mı? Bir köre aşık olur Nunez... Sevdiği onun gördüğüne inanır değil mi? Fakat o da ne... Sevdiği kadın da bunu bir hastalık olarak görür ve tedavi olmasını ister. Ah farklılık, sen ne illet bir şeysin! Oysa ilk başlarda Güliver'in Gezileri içine düştüm sandım kendimi. Öyle benzerdi ki farklı insanlar arasına girişleri... Öyle devam etmedi ama. Cüceler ve devler Güliver'in farklılığını kendi çıkarları doğrultusunda kullanırken Körler Ülkesi'ndekiler o farkları yok etmeye kalktılar. Tek tip insan, koşulsuz mutluluk! José Saramago'nun Körlük eserini okurken bambaşka bir açıdan bakmıştık görme eylemine, Wells olayı çok daha farklı ele almış. Kimse görmüyorsa mesele yok değil mi? Sonuçta görmek diye bir duygu yok? "Körlük mü, o da ne?" Kullanılan kelimeler bile yittiyse geriye bir şey kalmamış demektir. Muhteşem bir yazar H. G. Wells, yalnızca 68 sayfaya görüşlerini öyle güzel sığdırmış ki... Keşke yüzyılın başında tanısaydım onu der Jorge Luis Borges, oysa ben daha yeni keşfedenlerdenim... Kıymetli bir -eski- dost vasıtasıyla, Ağrı Dağı Yolcusu Kalmasın ile kesişti yolum, bu kitapla ayrı bir sevdim. Sevenlerden olursunuz, eminim.
Edebiyat
Körler ÜlkesiH. G. Wells · Kolektif Kitap · 20183,689 okunma
·
2.541 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. En büyük körlüğü günümüzde yaşıyoruz. Filistin'de binlerce çocuk, kadın ölürken, biz sadece izleyip geçiyoruz. Maalesef ki, maalesef hocam.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Herkes elinden geleni yapacak. Boykot edebilen edecek, sosyal medya gücü olan kamuoyu oluşturacak...