Puan vermedi·288 syf.····Okunma: 16 Mayıs 2024 18:15 Değerli okurlar merhaba! Bugün sizlere 20.yüzyılda yaşamış distopik kitapları ile nam salmış George Orwell'in otobiyografik kitabı olan "Paris ve Londra'da Beş Parasız" hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım. Öncelikle kitabı özetleyelim.
Baş karakterimiz Paris'te yaşayan bir İngilizce öğretmenidir ve tek öğrencisinin dersi bırakması sonucu baş karakterimizi sefil bir hayatın bekliyor oluşunu konu alıyor. Sefil hayatında aç kalıp az bir paraya kaldığı otelin parası için çalışıyor ya da hayatta kalabilmek için çalışıyor demek daha doğru olabilir. Çünkü o dönem için kazandığı para ile ancak hayatta kalabilir. Zaten neredeyse tüm gün çalışan birinin başka bir şey yapması beklenemez ne aşk ne eğlence ne de herhangi bir sosyal aktivite. Özetle kendine ayıracak zamanı olmadan sömürülen insanların yaşama tutunmaya çalışması da denebilir... Böyle bir insan düşünebilir misiniz? İnsanların çalışmaktan, sefaletten insan olduğunu unuttuğu bir dönemden bahsediyorum. Yazarın profesyonel betimlemeleri ile ben de adeta Paris'in o dönemlerinde buldum kendimi. tam olarak orada aynı şartlar altında yaşayan biriymişim gibi hissettirdi. Kitabın diğer bölümününe gelecek olursam kitabın diğer bölümü Londra'da geçiyor. Londra'daki yaşamın da Paris'ten pek bir farkının olduğu söylenemez, sokağa mahkum insanların yaşadığı ve kalacak yere para ödeyemeyeceği için düşkünler evinde kalan bir sürü insandan söz ediliyor. Onlara toplumda "berduş" deniliyor yani evsiz insan. Berduşlara insanlar kötü gözle bakıyor fakat kimse evsiz veya işsiz olmayı dilemez. Hayat şartlarının insana her şey yaptırabileceğine değiniliyor. Örneğin hırsızlık onlar için çok normaldir. Çünkü hayattaki gayeleri çoğumuza belki basit gelebilecek şeyler. karnını doyurmak barınmak gibi tüm bunların eksikliğini yaşayanlar için toplumun kurallarına uymak kolay değil. Kitap yazarın beş parasız kalarak öğrendiği şeyler ile son buluyor.
..Yine de beş parasız kalarak kesinlikle öğrendiğim bir iki şeyi gösterebilirim.
Bir daha hiçbir zaman serserilerin berduş ahlaksızlar olduklarını düşünmeyeceğim ya da bir peni verdim, diye bir dilencinin bana minnettar olmasını beklemeyeceğim, işsiz adamlar neden uyuşuk, diye şaşır mayacağım, Kurtuluş Ordusuna bağış yapmayacağım, giysilerimi rehin bırakmayacağım, sokakta uzatılan el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım...
Kitabın özetini sizler ile paylaştım genel anlamda akıcı bir kitaptı bundan dolayı sıkılmadan okudum. Dönemin sorunlarını paylaşan yazarları seviyorsanız sizin için de çerez bir kitap olabilir, tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.