Suriyeli bir kardeşimizi gördüğümüzde genelde aklımıza yıllardır devam eden savaşın izleri ve dağılmış yuvalar aklımıza gelir.
Bazı insanların aklına ise
onların ne kadar mağdur olduklarını bilmeden, önyargılayla ülkelerinde neden kaçtıkları gelir.
Acaba savaş öncesine kadar
Suriye'de nasıl bir yaşam olduğunu, üniversiteleri, medreseleri, camileri,
alimleri, akademisyenleri, kültür- tarih ve siyasi geçmişi hakkında ülkeye dair ne biliyorduk.
Tabii okuyacağımız kitap sayesinde bu bilgilere ulaşacağız.
Ancak Savaş olmasaydı da bizim
bunları biliyor olmamız gerekirdi.
Bunun bir çok nedeni var.
En önemli nedeni
Müslüman kardeşlerimizin olması ve 400 yıl boyunca Suriye'nin Osmanlı Devleti hakimiyetinde olmasıydı.
Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra
Her ne kadar çizilmiş sınırlar olsa da
Sınıra yakın il ve ilçelerde
Savaş öncesine kadar
Türkiye ve Suriye halkı iç içe yaşadı.
Kısaca çizilen sınırların bizlerin kardeşliğine engel olmadığını kitaptan öğreniyoruz.
Yazar kitabın ilk bölümünde ülkeye yapmış olduğu ilk ziyaret neticesinde edinmiş olduğu tecrübe ve deneyimlerini bize aktarıyor.
2.Bölümde ise Suriye'nin en önemli şehirlerini ve mekanlarını fotoğraf ve haritalar eşliğinde anlatıyor.
Bu da şehri daha yakından tanımamıza vesile oluyor. Yazar gezdiği gördüğü yerleri öyle güzel anlatmış ki
Bende gideyim göreyim dersin
Ama 3. Bölümü okurken
Bir bakarsın ki savaş sebebiyle o güzel tarihi mekanlar şehirler yerle yeksan olmuş.
Bu durumda kitabı üzüntü ve buruklukla bitirmiş oluyorsunuz.
Ne diyeyim
Rabbim tüm mazlum coğrafyaların özgürlüğe ve refaha kavuştuğu günleri bizlere göstersin.
Ayrıca yazar Ortadoğu üzerinde çokça çalışma yapıp bizlere kitaplar üzerinden çalışmasını aktarıyor.
Bu yönde çok nadir bulunan bir yazar.
Diğer kitaplarınıda alıp okumaya değer...