Puan vermedi·226 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2024 23:46 Merhaba okur dostlarım! Okurken içimin sızladığı, Anadolu’nun bağrında tüm çıplak duygularıyla size işlenen bir kitapla geldim.
•Çocukları olmayan Âsım ve Rukiye çiftinin aniden hanelerine gelen (evet aniden) İclâl’in hayatını okuyoruz. Fakat bu ani doğum tabii ki Âsım’ı huzursuz eder, bir türlü İclâl’i ‘kızım’ deyip bağrına basamaz. Kimi zamanlar ona kızım diye hitap etse de İclâl de, Âsım da, Rukiye de bunun sadece bir sözcük olduğunu iliklerine kadar hisseder.
•Okurken yaşanan olayları gözlerim dolu okuduğum oldu. Birkaç sahne hele ki; çerçideki ayakkabı sahnesi, dilek suyu sahneleri, İstanbul sahneleri… Yazarın her şeyi okuyucuya böyle güzel geçirmesi okumayı daha da keyifli kıldı diyebilirim.
•İclâl’in zorlu yaşamını okurken sonlara doğru daha da içim burkuldu. Hiç beklemediğim bir noktaya evrilip bitmesi beni şok etti. Beklemediğim bir konumda beklemediğim bir son oldu benim için.
•Zorlamayan bir dil, duraksamayan bir kitaptı. Bir şans verilmeli bu buruk romana… İclâl onun adı, adı bile aniden konan İclâl… Yazarın da kapağa yazdığı gibi “Bir ömre bedel hikâye”