Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
· Kızlar annelerinin kaderini mi yaşar?
Hayır, kader değiştirilebilen, evrilebilen bir olgudur. Bunu değiştirmek ve dönüştürmek insanın elindedir. İsra Suresi 13. ayette Rabb'im bizlere "Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık" diyerek seslenmiştir. Evet biz kadınlar annelerimizin kaderini yaşamak istemeyiz. Ben de bu kitaba "ben annemin kaderini yaşamak istemiyorum" cümlesiyle başladım. Hatta yeri geldiğinde anneminki gibi bir evliliğim olacağına hiç olmasın daha iyi diye de yakınırız. Kolay olan annenin kaderini aynen yaşamaktır. Zor olan bu kaderi başka yöne evirmektir fakat bunu yapmaya da her kadının gücü yetmez. Kitapta dinlediğim hikayelerle birlikte anladım ki biz geçmişi aynen tekrar ediyoruz. Annemizin, anneannemizin yaşadıklarını bizler de yaşıyoruz. Çünkü travmalar, geçmişte yaşanılanlar nesillere aktarılıyor. Birçok toplumda ve kendi ülkemizde olduğu gibi bu topraklarda kadın olmak hep zordu ve gittikçe de zorlaşıyor. Rahat nefes alamadığımız, ötekileştirildiğimiz, ikinci plana atıldığımız durumlarla sürekli iç içeyiz. Evlenip kendi yaşadıklarımızı ona yaşatmayacağımız çocuklar dünyaya getirmek istiyoruz. Belki de en büyük yanlışı burada yapıyoruz. Ben okumadım çocuğum okusun, ben sevilmedim çocuğumu seveyim, ben değer görmedim çocuğum değer görsün mantığıyla çocuklar dünyaya getiriyoruz. Çocuğumuz belki bunları yaşamak istemeyecek, daha farklı bir hayatı olsun isteyecek bunun bir önemi yok mu? Kendimize göstermemiz gereken merhameti ve şefkati kendimizden başka kimseye ne kadar çok verirsek o kadar değersizleşiriz. İnsan önce kendisiyle barışık olmalı. Herkesten önce kendisiyle arası iyi olmalı. Önce içimizdeki çocuğu özgürleştirmemiz, onu nerede kaybettiğimizi fark etmemiz, öğrenmemiz gerekir. Belki o çocuğu hiç kaybetmedik içimizde yaşıyor sadece biz bunun farkında değiliz. Belki de bu en kötüsü ki biz hiç çocuk olmadık. Hemen büyümek, çalışmak, öğrenmek zorunda kaldık. Kısacası çocukluğumuzu yaşayamadık, çocuk olamadık. Yaşımızdan büyük sorumluluklar altında ezildik. Daha içindeki çocukla arası iyi olmayan biri nasıl özgür çocuklar yetiştirebilir ki? İnsan önce kendini iyileştirmeli kendi kendine yetebilmeli ki dünyaya özgür, mutlu çocuklar getirsin. Bizler kendi sıkıntılarımızı, mutsuzluklarımızı hiçbir çocuğa yüklemeyelim. Ben bunu kendi ailemde de gördüm ve görüyorum. Bizim ülkemizde kız çocukları hiçbir zaman değerli değil. Erkek çocuk sevdası almış başını gidiyor. Kız çocuğu evlenip gidecek diye ona hiçbir yatırım yapılmıyor, erkek çocuk hep ön planda. Kız çocuğunu sevmedikleri gibi onun çocuğunu yani torunu da sevmiyorlar. Erkek evlatların çocukları daha değerli oluyor ee nesli devam ettirecek ya önemli tabii(!) Bu da bana o kadar iğrenç geliyor ki. Bence kız çocuğunu sevmeyen bir neslin devam edip etmemesinin de bir önemi yok... Kız çocuklarını sevmemek cahiliye devrinden kalma bir adet. Biz hiçbir şey öğrenememişiz, biz hâlâ cahil bir toplumuz. Ne kadar acı...
Sözlerimi son bir iki kelamla tamamlamak istiyorum. Bu yazımı okuyan tüm kadınlar...
Biz çok değerliyiz. Biz bu dünyanın umuduyuz. Bizler ne kadar zor şartlarda olsak da hep davamızdayız. Ben inanıyorum ki bizim kalbimiz temiz kaldığı sürece karşımıza da hep iyi niyetli insanlar çıkacaktır. Sevgiyle, iyilikle, kitapla kalın...