Puan vermedi·471 syf.····Okunma: 14 Ekim 2023 00:49 Sefalet, felaket, açlık, dayaklar, tecavüzler, zoraki ve küçük yaşta dayatılan evlilikler, bombalar, kan, vahşet, ölümler, yarım kalmış aşklar, yaşanması mümkünken yaşanılmayan, yaşanmasına izin verilmeyen hayatlar.. İşte böyle bir yerde bir kadın olarak dünyaya gözünüzü açtığınızı hayal edin.. Ettin mi? Etmedin hatta edemedin dimi aayyy dedin üzüldün, derin bir iç çektin ve hayali bile çok kötü dedin dimi?.. İşte Nana, Meryem ve Leyla böyle bir yerde dünyaya merhaba dediler.. Bu kitap onların ve onlar gibi bu durumda olan, bu durumu hala yaşayan bir çok kadınımızın kitabı..
Kadın olmak zordur bu bilinen bir gerçek lakin onca zorlukların içinde değersiz olmak, bunu hissetmek daha beteri. Hele bir de Afganistan’da doğan bir kadınsan bu çok daha acı..
Kitabın konusuna gelecek olursam; Afganistan’da doğmuş, büyümüş ve hayatlarını orada geçirmiş 3 kadının yaşamını ele almaktadır. Nana, Meryem ve Leyla.. Bu üç kadının gözüyle Afganistan’da ki siyasi çekişmeler, Afganistan - Rusya savaşı, Ruslar gittikten sonra orada kalan radikal örgütler ile aralarında ki mücadeleler sonucunda Ruslar’ın Afganistan’a verdikleri maddi ve manevi tüm zararı ele alıp akıcı bir dil ile bizlere sunuyor. Bu savaşlar sonucu kendini geliştiremeyen Afganlar; klasik geri kalmış toplumlarda olduğu gibi en fazla zararı kadınlara ve çocuklara; tecavüz ederek, erken evlendirerek, döverek, korkutarak, sindirerek vermişlerdir. Nana, Meryem ve Leyla’nın ortak bir noktada hayatlarının kesişmesini çok güzel ve çok sade betimlemelerle anlatıyor bizlere. Irkların gelişmemiş ülkelerde ne kadar önemli olduğunu gösteren, siyasi ve tarihi olarak da bilgi veren bir kitap karşımızda. Afganistan’ın net en sarsıcı hikayelerinden biri bence.
Okurken; sahip olduğum her şeye, Afganistan' da doğmadığıma, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir değere sahip olduğuma, Cumhuriyet gibi çok önemli bir değerin kıymetine ve bilincine bir kez daha vardım. Ve Allah'ıma binlerce kez şükür ettim.
Kitabı okurken resmen film izliyormuşum gibi hissettim, her şey tek tek gözümde canlandı. Karakterler çok gerçekçiydi belki de gerçekti ki bence gerçekti.. Acayip doğal bir yazım stili vardı, okuyanı kitabın tam ortasına iç çekerek çekiyor, hatta hapsediyor..
Meryem'in Celil'den gelen mektubu okuyamamış olması beni çok ama çok üzdü o da yetmezmiş gibi Meryem'in idam edilmesi beni o kadar derinden etkiledi ki gözyaşlarımı tutamadım yalan yok...
Bir kadın olarak; evet iyi ki o durumda değilim diye seviniyorum ama hala o durumda olanlar için çok üzülüyorum..
Kadınlarımızı değerli kılan başta Atatürk ve Cumhuriyeti daha iyi anlıyor ve onlara sonsuz şükranlarımı sunuyorum.