Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 07 Haziran 2024 15:49 Cevdet Said'in okuduğum ilk kitabı. Akıcı bir anlatımı var ama ilk sayfalarında insanda kitabın ortasından başlamış gibi bir his oluşturuyor. Bu benim bilgi eksikliğimden kaynaklanıyor olabilir ya da kitabın çevirisiyle alakalıdır bilemiyorum. Genel olarak kitap da yaşanan her olay ve durum karşısında nasıl düşünmeliyim, nasıl davranmalıyım sorusunu sorduğumuzda hep aynı cevabı alacağımızı görüyoruz. Cevap belli Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye. İnsanoğlu hep bir yol göstericiye bir pusulaya bir rehbere ihtiyaç duyuyor yazar aslında her insanın bu rehbere, pusulaya sahip olduğunu ama fark etmediğini, görmediğini, bilmediğini ve bunun sonuçlarından bahsediyor. Allah her şeyi Kur'an'da bildirmiştir dünyanın sonuna kadar Allah'ın kanunları ihtiyaçları karşılayacaktır. Bu bilgiyi edinen, farkındalığa sahip olan insan korkmaz güvenle ilerlemeye devam eder. Ama bu farkındalığa erişen insan artık eskisi gibi olmaz bunu da kabul etmeliyiz. Farkındalık; sorumluluk ve kaygı ortaya çıkarır. Dün akşam katıldığım seminerde bu konuya değindi Nezire hoca. Düşünen insan huzurlu olamaz. Düşünmenin karşılığı kaygıdır. Çünkü kaygı sürekli farkında olma halidir diye açıkladı. Kaygı derken aslında içimizde bulunan hayret ve arayışın bir sonucunu kastediyoruz. Bir hakikat var ve biz o hakikatin izini sürüyoruz. Bu yolda neredeyiz düşüncesi kaygıyı doğuruyor ve bu da gayet doğal bir hâl. Bunu kabul eder Allah'ın kanunlarına uyarsak güvenle yaşamaya devam ederiz. Tabi bu bilgiye/farkındalığa herkes kendi derinliği kadar sahip olur. Allah hayretimizi arttırsın.
Dindarlık salt bir duraklama hali değildir sürekli bir ilerleyiş halidir. Bu yolda sorumluluklarımızı yerine getirip çabalayacağız ve ilerleyeceğiz. Allah'ın kanunu kesindir ve sonunda O'nun dilediği olur.
Kitabı kendi içerisinde geçen bir cümlesiyle özetleyebilirim;
"Yasaları bilmek ve uygulamak insanın yeryüzünde dosdoğru yürümesini sağlar. Bunları bilmeyense sürünür."