Bu Dünyadan Bir Mahzuni Geçti...
Aşık Mahzuni Şerif Benim hayatımda çok özel bir yeri olan Halk ozanlarımızın en başında gelir.
Çocukluk yıllarımdan itibaren plaklarını kasetlerini dinleyerek ben ve benim kuşağımda ki, insanlar Mahzuni Şerif Türküleriyle büyüdü.
Bizler Mahzuni Babadan Aşkı, sevdayı, Hasreti, Gurbeti, İnsan olmanın erdemini,
Haksızlığa isyan etmeyi her daim Mazlumdan yana olmayı ondan onun ezgilerinden öğrendik.
Bir Samimi dostum Öğretmen büyüğüm
Doğan Özcan abiyim onun için bir tabirde bulunmuştu, demişti ki, "Mahzuni Şerif başlı başına bir üniversitedir."
Sevgiliye özlemde,
Oy göresim geldi seni Perçenek
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Aktı gözüm yaşı oldu bir çanak
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Oturup ağlasam delidir derler
Yine yârinden ayrılıp giderken,
İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ölmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Dost beni düşürdün elin diline
Güldün Mahsuni'nin garip haline
Mervan'ın elinde paralansa da
diyerek seslenmiştir sevdiğine bu türkü
Mahzuni babanın aynı zamanda ilk plağınının bir yüzünde diğer yüzünde ise
Fakirliğin çaresizliğin dramı anlatan
Şu türkü bulunmaktadıydı.
Acı doktor bak bebeğe
Berçenek'ten yaya geldim
Amman doktor bak bebeğe
Beşiğini elden aldım
Yandım doktor bak bebeğe
Yıkık yuvam kara yasta
Yalvarırım eşe dosta
Annesi bebekten hasta
Amman doktor bak bebeğe
Kuru sovan yağsız aşım
Yırtık bağrım açık başım
Bir şey değil vatandaşım
Amman doktor bak bebeğe
Allah için bir merhem çal
Öldürür beni bu vebal
Param yok çeketimi al
Amman doktor bak bebeğe
Mahzuni Şerif çobandır
Meskenim dumanlı tandır
Bebektir amma insandır
Amman doktor bak bebeğe
Çocukluk yıllarında medreseye gitmiş
Eski türkçe yazıyı ve kur'an-ı kerimi öğrenmiş, sonrasında ilkokulu, bitirip Mersin Assubay Okulunda eğitim almış okulun Balıkesire taşınması sonucu Ankara ordu donatım okuluna geçmek zorunda kalmiş 1960 yılında Kenan Evren'den ders almıştır.
Ancak Şerif, içindeki duygulara engel olamıyor ve askerliğe ısınamıyordu.
Belki yüzyıllardır ezilmiş bir toplumun evladı olduğu için, belki de ozanlığın ilk evreleri olduğu içindir bilinmez ama şiirler yazıyor, haksızlıklara karşı tavrını açık açık gösteriyordu. O eline silah değil, saz almak istiyordu aslında. Bu isteği de çok geçmeden gerçekleşecekti.
S.20
Mahzuni Şerif'in çocuklukta aldığı din eğitimi zaman zaman eserlerine de yansımaktadır, alttaki türküde olduğu gibi.
Dünya kainattan kopup gelirken
Adem miyim hayvan mıyım ben neyim
Adem ile Havva vücut bulurken
Cennet miyim şeytan mıyım ben neyim
İdris nebi biçer iken hülleyi
Yüksekten geçerken insanlık yayı
Nuh Nebi aşarken ulu deryayı
Gemi miyim kaptan mıyım ben neyim
Döküldü gazelim çürüdü bağım
Yıllar evvel göçmüş köyüm bucağım
Bugün doğdum varım yarın da yoğum
Aradaki yalan mıyım ben neyim
Kimler akıllanmış kimler bunamış
Eyüp derde düşmüş cahil kınamış
Mevla İsmail’i boşa sınamış
Kasap mıyım kurban mıyım ben neyim
Aramızda yatar eroğlu erler
Erleri ne bilir Köroğlu körler
Bana bu ellerde Mahzuni derler
Merdan mıyım mervan mıyım ben neyim
Onun türkülerin de ayrı bir tat ayrı bir lezzet vardır, gerek söz gerek melodi müzık yönününden eserlerinde ki benzersizlik dinleyenlerince fark edilecektir.
O daima toplumun okunması aydınlanmasından yana olmuş
Bu düşüncesi şöyle belirtmiştir.
Göreydim öleydim
Ah ne olur bizim köyde
Herkesi okur göreydim
Altmışı bulmuş babamda
Bir günlük fikir göreydim
Dindiren yok mu acımı?
Süren yok mu ilacımı?
Köyden on yaşlı bacımı
Kilimler dokur göreydim
Göreydim ben öleydim
Demeyin ki ne var bunda
Kanlı kılıç durmaz kında
Elbistan'ın ovasında
Gümüşle bakır göreydim
Göreydim tek öleydim
Bitmez kadere inandık
İnandık inandık yandık
Hep şükürü biz öğrendik
Bir bey'de şükür göreydim
Göreydim o gün öleydim
Sanmayın Mahzuni caydı
Ne usandı nede kaydı
Bütün fakirler doyaydı
Kendim fakir göreydim
Göreydim de tek öleydim
Dünyada hiç kimsenin açlık çekmediği açıkta kalmasını istemediğini dizelere dökmüştür.
Dünyada ki her bir ferdin eşitliğini savunmuş, kimsenin kimseden üstün olmadığını şu dizelerle dile getirmiştir.
ÜSTÜN SOY
İnsan soyu bir tek soydur efendim
Üstün insan olur üstün soy olmaz
Çünkü birdir dört kitabın tanrısı
Üstün insan olur üstün soy olmaz
Ademden başlamış köklerin ilki
Başka kök gelmedi çok iyi bil ki
Her velinin dölü veli değil ki
Üstün insan olur üstün soy olmaz
Üstünlükten gelmiş bütün ocaklar
Bunu böyle bilir kanı sıcaklar
Gerçek insan insanlığı kucaklar
Üstün insan olur üstün soy olmaz
Mahzuni sonu yok şöhretin, şanın
Planı böyleydi yüce mevlanın
Evlat suçun çekmez adi babanın
Üstün insan olur üstün soy olmaz
Bazen öfkesini sazının teline böyle döktüğü anlar olmuştur.
HAYIR YOK
Şu gördüğüm soluk iki yüzlerin
İnanın ki birisinde hayır yok
İnsan şeklindeki bu canilerin
Ufağında irisinde hayır yok
Ana karnındaki bu masum cenin
Ne Muhammed tanır ne de bir Lenin
Karanlıkta koşan hür düşüncenin
Uzağında berisinde hayır yok
Ciğer pare pare düşmüş hicrana
Bin nasihat versen kar etmez cana
Dünyada gerekir insan insana
Gökyüzünün perisinde hayır yok
Mahzuni bir aşka olmuş dilenci
Göçecek dünyadan kocası genci
Kimi ateisttir kimi köktenci
İnsanlıktan gerisinde hayır yok
1970'li Yıllarda Siyasi freksiyonların çoğaldığı sokak başlarının kurtarılmış bölge ilan edildiği her gün onlarca insanın birbirini öldürdüğü zaman gençlere çağrısı şu şekildedir.
Sınıfsız okul
Boşa döğüşmeyin bizim yiğitler
Sizi vurduranlar vurulmuyor ki
Kim bilir nerede hangi koltukta
Kömürde tarlada yorulmuyor ki
Aynı baba dölü ölen öldüren
Ölenle öldüren iti güldüren
Yokmuyudu bunu size bildiren
Vur diyenler burda görülmüyor ki
İşçiyi işçiye düşüren zalım
Boynumuzda boza pişiren zalım
Bu kadar bardağı taşıran zalım
Gözümüz önüne serilmiyor ki
Yeni adı çıkmış sağ ile sol'un
Tarihte borcu yok kullara kulun
İki yanı birdir yattığın çulun
Bilirsin ölenler dirilmiyor ki
Mahzuni der nedir Hak'kın davası
İnsana benzer mi köpek mayası
Uy tükensin de bitsin sınıf kavgası
Sınıfsız bir okul kurulmuyor ki
1979 Yılında Ne yazık ki Kardeşin kardeşe kurşun sıktığı bir dönemde Memleketi Kahramanmaraş katliamında Ökkeş Kenger (Şemdinler)'e şöyle demektedir.
MARAŞ DRAMI
Ökkeş, bu dağlar (Ahır Dağı) ortaktır sizinle. Ahır dağları.
Torosların uzantısı ve Binboğalar karşıtı Ahır Dağı.
Bu ahır dağının eteklerinde yalnız Maraş Halkı yaşamaz be Ökkeş.
Bu eteklerde; Afşin, Elbistan, Göksu, Türkoğlu ve hatta Malatya halkı da yaşar.
Ökkeş vurma bizi! Neden vuruyorsun be Ökkeş. Eğer vuracaksan sen kendi düşmanlarını vur Ökkeş.
Bir gün Fransız kurşunu bize atıldığı zaman beraber savaşmadık mı?
Emperyalizme karşı be Ökkeş. Belleğin mi zayıf Ökkeş.
Haydar’ı, Yusuf Çavuşu niye vuruyorsun? Emekçinin babasını, emekçinin oğlunu neden vuruyorsun. Vurma emekçiyi be Ökkeş.
Ökkeş biliyorum sen Maraş’lısın. Bilir misin ki ben de Maraş’lıyım.
Bilirsin Âşık Mahzuni’yim işte. Beraber kurtardık bu ülkeyi. Bu dağları kurtarırken, ne mezhep, ne din ne de inanç ayrımı vardı. Ulusal Kurtuluş Savaşı vardı yalnızca.
Tüm bunlara rağmen küsmedim sana Ökkeş. Sen gene de vur bizi. Ama biz yine de severiz tüm insanı unutma Ökkeş.
Güzel Maraş sana nazar mı değdi?
Ahır dağı neden, gamlı gamlısın
Mor kayada yiğit canlar gezerdi
Ahır dağı niye gamlı, gamlısın
Köyler de yakıldı, yanmadı dağlar
Yavrular ezilmiş, analar ağlar
Deniz’ler tükenmez, damlalar çağlar
Mahir’ler hiç bitmez, doğar Sinan’lar
Maraş halkı niye gamlı, gamlısın
Allah deyip tespih çekip gittiler
Hakkın binasını yıkıp gittiler
Camilerden gelip, döküp gittiler
Maraş halkı yine gamlı, gamlısın
Bizim inancımız, söküp gittiler.
Der Mahzuni boyun, eğme köpeğe
Döner kuzgun üleş, pislik yemeğe
Utanıyom Maraş’lıyım demeğe
Maraş halkı yine gamlı gamlısın
2.Temmuz 1993'te Sivasta Yakılan Aydın ve Sanatçılarımızın peşinden söyledikleri
Sivastan göklere uçtuk
Gönlümüz Hak'kı diler
Alevlerde kucaklaştık
Muhlis'ler Nesimi'ler
Yıldız dağı boz dumanlı
Yollarımızı tutmayın
Biz bu yolun son yolcusu
Siz bizi unutmayın
Bu yol çok yolcular gördü
Gültekin'ler Gülsüm'ler
Biz hak'kı severek yandık
Sevmeyenler bilsinler
Verdiğiniz bu duman
Sanma ki bizi boğar
Bir Pir Sultan kurban olur
Yüzbin Mahzuni doğar
SİVAS
Günah ne Sivas'ın ne Sivaslı'nın
Bin yıllık pusuda yatanlarındır
Hayvan sürüsünün günahı olmaz
Onları elinde tutanlarındır
İslamı koz edip Kur-an yırtanlar
Hak dostluğu azaldıkça artanlar
Taşı taşa çalıp gizli fırtanlar
Bir masada keyif çatanlarındır
Yurtta demokrasi dedik tutturduk
Küçücük düzene yılan yutturduk
Akrep yavrusunu çok avutturduk
Günah şimdi çalım satanlarındır
Mahzuni biter mi bu hegemonya
Ne zaman bilinir hanyayla Konya
Bizim dediğimiz şu koca dünya
Bir vatanın değil vatanlarındır
Siyasileri taşlamaktan hiç bir zaman dogru bildiklerini söylemekten çekinmemiştir.
TALANA BAK TALANA
Doludizgin alaşafak sökerken
Bizim köye dalana bak dalana
Elinde var bir partinin bayrağı
Borozanlar çalana bak çalana
Bir mikrofon traktöre saplanır
Doğmamış yolumuz asfalt kaplanır
Davul çalar avrat uşak toplanır
Çuval çuval yalana bak yalana
Pul pul uçuşuyor "sağol"lar gökte
Beş altı dalkavuk oynuyor yekte
Şu oy torbasının ipini sökte
İçindeki plana bak plana
Der Mahzuni şakadan güler geçeriz
"Vekil bulduk" diye değer biçeriz
En sonunda bir hırsızı seçeriz
Memlekette talana bak talana.
Adeletsizlik karşisında daima Aslan gibi kükremiştir.
BİZİM MEMLEKETTEN HABER SORARSAN
Bizim memleketten haber sorarsan
Kimi açtır kimi toktur efendim
Koltuğu bulanlar bizi unuttu
Arada sürünen çoktur efendim
Avukat elinden hakim şaşırdı
Adalet sabrını böyle taşırdı
Soyguncu fakirde boza pişirdi
Akıl fikir vicdan yoktur efendim
Seneler geçse de onmaz bu yara
Fakir fukaraya güneş kapkara
Devrin peygamberi kesildi para
Hastaları çiğ yer doktor efendim
Mahzuni Şerif'im kime darılır
Sazı koyar başka şeye sarılır
Bir gün her zalımdan hesap sorulur
Çünkü hakkın yolu haktır efendim
Mahzuni baba aynı zaman da çevrecidir.
Her yanı barut kokuyor
Yazık oldu dünyamıza
Suları zehir akıyor
Yazık oldu dünyamıza
Yazık yazık yazık dünyaya
Şu dağları erittiler
Denizleri çürüttüler
Tüm yeşili kuruttular
Yazık oldu dünyamıza
Yazık yazık yazık dünyaya
Mahzuni söyle sözünden
Sınırsız dünya özünden
Ayrı ayrı ırk yüzünden
Yazık oldu dünyamıza
Yazık yazık yazık dünyaya
Diktatörlüğe karşıdır...
İnsanı, hatta insanlığı köleleştiren hangi düşünce, hangi devlet, hangi düzen olursa olsun insanlık aleminin düşmanıdır. Diktatorya gerek şahıstan şahısa uygulansın gerekse hükümetlerden halka, tasvibi imkansız olan en adi rejimdir.
Ozan Mahzuni Şerif
Ülkesinin insanına İnancı ve Güveni tamdır.
Bazen Siyasi iktidarlara kafa tutar, kendisine zulmedilen halka seslenir
Ezilenler birleşelim
Durmayın bakın ne olur
Bizi ezenlere selam
Vermeyin bakın ne olur
Şöyle bir ay et yemeyin
İşe gideriz demeyin
Kasap bakkal ellemeyin
Sormayın bakın ne olur
Hammallar atsın yükünü
Onlar götürsün tekini
Tarlada kalsın ekini
Dermeyin bakın ne olur
Dost Mahzuni cavcav etmez
Aslan kükrer mırnav etmez
İnsan dili havhav etmez
Ürmeyin bakın ne olur
Anadolu sevdalısıdır, Anadolu yiğididir.
YİĞİTLER
Doğudan batıya bir ses yükselir
Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler
Gavur dağlarından Dadallar gelir
Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler
O'nu bilir Binboğalar, ceritler
Alnı çizgi çizgi, zafer oyuklu
Göğsü toprak toprak, öfke yayıklı
Kartal pençelidir kara bıyıklı
Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler
O'nu bilir Binboğalar, beritler
Mahzuni Şerif'im yiğit yavrusu
Anadolu'sundan yoktur kaygısı
Sizin değil beyler işin doğrusu
Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler
Bizim yiğitlerde büyük ümütler
Söyledikleri nedeniyle hapislere atılmış, fikrini ifade etttiğinden hep suçlu sayılmıştır.
O suçsuzluğunu şöyle seslendirmiştir.
SUÇ BENDE DEĞİL
Bu düzende kim sarar bu yarayı?
Pay etmişler deniz ile karayı.
Gün gelir de İstanbul'un sarayı,
Yere batar ise suç bende değil.
Eski kılıç dura dura paslanır,
Doğru kavga haslandıkça haslanır.
Ağrı kalkar Ankara'ya yaslanır,
Gelir çatar ise suç bende değil.
Bir gün tutar dedim gölün mayası,
Ulu dava insanlığın davası.
Dinli köyün iki dinli ağası,
Sabun satar ise suç bende değil.
Bize öğüt verir aklı çalıklar,
Sülaleden yılık oğlu yılıklar.
Bir gün birleşerek küçük balıklar,
Vapur yutar ise suç bende değil.
Mahzuni Şerif'im halkın gezgini,
Olmadı dünyada candan bezgini.
Yabalı dirgenli dağlar kuzgunu,
Katar katar ise suç bende değil.
Ülkem
Ülkem seni yalnız Allah durdurur
Sen doğan güneşe he! de yeterki.
Ömür boyu karanlığı silkele
Bizim günahımız ne?! de yeterki.
Ele uyup evladını ayırma
Kendini yok bilip varı kayırma
Hırsızlar besleyip itler doyurma
İnsana canımı ye! de yeterki.
Doğmamış bahçeye olgun süs verme
Seni duymaz sağır boşa ses verme
Düşmana toprak verme üs verme
Biz aptal değiliz be! de yeterki.
Eğer biz sahipsek bu büyük bağa
Razı olmam bir tek solan yaprağa
Çok merkebi veli gömdüm toprağa
Mahzuni Şerif'e ve! de yeterki.
Mahzuni baba Dünyanın neresinde olursa olsun savaşlara ve insanın.insan tarafından öldürülmesine yok edilmesine karşıdır.
SİLAHLAR KAVAL OLSA
Bütün kalksa şu silahlar
Her mermi bir gül edilse
Tükenirdi ahu vahlar
Karlı dağlar yol edilse
Kul hakkına razı olsa
Mahkeme avare kalsa
Karakollar çiçek dolsa
Hergün hasbı hal edilse
Hesap edip üçü beşi
Vurmasa gardaş gardaşı
Kaygusuz bir devlet başı
Başımızda var edilse
İnsan ömrü günün bekler
Hür yaşasa çiftler tekler
Dünyada bütün tüfekler
Kırılsa kaval edilse
İnsanlar ayda gezeler
Gezip dünyayı süzeler
Emeği yiyen füzeler
Emeğe çuval edilse
Der Mahzuni Allah baki
Canlı bitene dek ta ki
İnsan hakkı dünyadaki
Ahrette sual edilse
Güçlülerin Adeletsizlik karşısında haklı çıkıp mazlumun haksız çıkmasına ise bu şekilde tepki vermiştir.
ADALETİN ŞAŞI VAR
Efendiler bunun neresi yalan?
Sizde havyar bizde bulgur aşı var
Bunca emeğimiz talandır talan
Yıllar yılı gözümüzün yaşı var
Yakamız var mıydı? Olaydı kirli
Borcumuz tükenmez ikili birli
Bugün git yarın gel bitmez bir türlü
Anladım ki müdür beyin işi var
Gümüş mezar bulur yatan ölünüz
Bize bela iki iki yaşlı dölünüz
Utanmazlar şunu iyi biliniz
Her baharın kışı var
Bu koltuğa biraz daha yaslanın
Yeyin için doyun epey pastanın
Yeryüzünü size veren aslanın
Ne bir mezarı var ne de taşı var
Mahzuni bu dertler bağrımı yakar
Bu pınarın suyu hep size akar
Size doğru neden bize çok eğri bakar
Olmaz olsun adaletin şaşı var
17 Kasım 1939 da Perçenek'te başlayan bir hayat 17 Mayıs 2002'de
Almanya Kolin de sona ermiştir.
Geride 58 kaset 20 000 ni geçmiş yazılı eser bırakmıştır.
Bir vatanperver yurtsever olan Mahzuni Şerif 19 Mayıs 2002 günü
Nevşehir'in Hacı Bektaş İlçesinde Çilhane de Edebi istirahatgahında
Ve onu sevenlerin gönlünde ebediyen yaşayacak türküleri dillerde asırlarca söylenecektir.
ÇEKER GİDERİM
Ben de bir peygamber olmuş olsaydım
Birlik tohumunu eker giderdim
Önce yasaklardım kula kulluğu
İnsan Hak'tır deyip çeker giderdim
Bakmazdım zalimin gözü yaşına
Sabıra bağlamazdım boşu boşuna
İtikat etmezdim mezar taşına
Taş yerine çiçek eker giderdim
İnsan olduğu yön kıbledir bana
Ben böyle inandım çünkü insana
Çok sebeptir diye kavgaya kana
Bütün hududları söker giderdim
Cehalet insana pusudur pusu
Kolay bilinmiyor işin doğrusu
Hocam çekmeseydi ahret korkusu
Dünyaya bal gelir şeker giderdim
Mahzuni hüner yok şah'ın tacında
Aşk yanamaz cehennemin sacında
Son isim isterse dar ağacında
İnsan der boynumu büker giderdim.
Kitapta Biyografisi, Evlilikleri, yaşadığı güçlükler eserlerinden bazılari vefatından sonra onu tanıyanların hakkında söyledikleri yer almaktadır.
Mahzuni Şerif ilham aldığı Ozanlar, kendi ifadesiyle, Sesim Davut Sulari'den, Tarihi Geleneğim Pir Sultan Abdal dan, Özlemim Aşık Veysel'den dir. diye belirtmiştir.
Asıl adı Şeri Cırık olan Mahzuni'ye Mahzuni mahlasınını Ali Seyyit Pir Şakir Baba' vermiştir. Çocukken mahzun ca duruşu mahzun bir yüzü olduğundan sen çok mahzun bir insansın bundan sonra sana Mahzuni diyelim demiştir.
İyi ki Mahzuni Şerifle aynı dönemde yaşamış ve onun türkülerini dinleme şansını bulmuşuz.
Ve onu sonsuz yolculuğuna uğurlama da Hacı Bektaş'ta bulunan biri olmanın oradaki her ilden ve her düşünceden insanın aynı duygu paylaşımı içinde bulunmaktan hayatımın ender unutulmaz anlarından biridir benim için.
Onu onun türküleriyle on binler hep bir ağızdan söyleyerek şanına yaraşır bir şekilde yolcu ettik.
Geride çıkardığı 58 adet kaset arşivimde yerini korumakta, Istanbul, Küçükçekmece Garib Dede Cemevinden Kalkan Otobuslerle önce Ankara Kültür Bakanlığı önündeki törenden sonra Hacı Bektaş'taki ebedi istirahatgahına yerleştirip İstanbul'a dönüşe değin Otobüstün camındaki Mahzuni Bababanın Posterini Araçtan o gugünün hatırası olarak alıp çerçeveletmış evimin duvarında ondan bir hatıra olarak yerini muafaza etmektedir.
Türküleri ve şiirleri Dünya durdukça okunmaya devam edecektir.
Albümlerde yer almayan yazılı şiirleri
Çorum Sulusaray Köyünden Kirvesi Aşık Meftuni Topçu'nun face sayfasında bazıları yayınlanmıştır.
Ozanımız hakkında daha detaylı bilgiye,
mahzuniserif.com
Sitesinden erişebilirsiniz
Mahzuni Şerif Videolar
youtube.com/playlist?list=P...
Kaynak: Mahzuni Şerif Albümleri Cd ve Kasetleri,