Devr-i Mahzuni
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 151. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 17:57
Bu Dünyadan Bir Mahzuni Geçti... Aşık Mahzuni Şerif Benim hayatımda çok özel bir yeri olan Halk ozanlarımızın en başında gelir. Çocukluk yıllarımdan itibaren plaklarını kasetlerini dinleyerek ben ve benim kuşağımda ki, insanlar Mahzuni Şerif Türküleriyle büyüdü. Bizler Mahzuni Babadan Aşkı, sevdayı, Hasreti, Gurbeti, İnsan olmanın erdemini, Haksızlığa isyan etmeyi her daim Mazlumdan yana olmayı ondan onun ezgilerinden öğrendik. Bir Samimi dostum Öğretmen büyüğüm Doğan Özcan abiyim onun için bir tabirde bulunmuştu, demişti ki, "Mahzuni Şerif başlı başına bir üniversitedir." Sevgiliye özlemde, Oy göresim geldi seni Perçenek Dumanlı dumanlı oy bizim eller Aktı gözüm yaşı oldu bir çanak Dumanlı dumanlı oy bizim eller Oturup ağlasam delidir derler Yine yârinden ayrılıp giderken, İşte gidiyorum çeşmi siyahım Önümüze dağlar sıralansa da Sermayem derdimdir servetim ahım Karardıkça bahtım karalansa da Haydi dolaşalım yüce dağlarda Dost beni bıraktı ah ile zarda Ölmek istiyorum viran bağlarda Ayağıma cennet cennet kiralansa da Bağladım canımı zülfün teline Dost beni düşürdün elin diline Güldün Mahsuni'nin garip haline Mervan'ın elinde paralansa da diyerek seslenmiştir sevdiğine bu türkü Mahzuni babanın aynı zamanda ilk plağınının bir yüzünde diğer yüzünde ise Fakirliğin çaresizliğin dramı anlatan Şu türkü bulunmaktadıydı. Acı doktor bak bebeğe Berçenek'ten yaya geldim Amman doktor bak bebeğe Beşiğini elden aldım Yandım doktor bak bebeğe Yıkık yuvam kara yasta Yalvarırım eşe dosta Annesi bebekten hasta Amman doktor bak bebeğe Kuru sovan yağsız aşım Yırtık bağrım açık başım Bir şey değil vatandaşım Amman doktor bak bebeğe Allah için bir merhem çal Öldürür beni bu vebal Param yok çeketimi al Amman doktor bak bebeğe Mahzuni Şerif çobandır Meskenim dumanlı tandır Bebektir amma insandır Amman doktor bak bebeğe Çocukluk yıllarında medreseye gitmiş Eski türkçe yazıyı ve kur'an-ı kerimi öğrenmiş, sonrasında ilkokulu, bitirip Mersin Assubay Okulunda eğitim almış okulun Balıkesire taşınması sonucu Ankara ordu donatım okuluna geçmek zorunda kalmiş 1960 yılında Kenan Evren'den ders almıştır. Ancak Şerif, içindeki duygulara engel olamıyor ve askerliğe ısınamıyordu. Belki yüzyıllardır ezilmiş bir toplumun evladı olduğu için, belki de ozanlığın ilk evreleri olduğu içindir bilinmez ama şiirler yazıyor, haksızlıklara karşı tavrını açık açık gösteriyordu. O eline silah değil, saz almak istiyordu aslında. Bu isteği de çok geçmeden gerçekleşecekti. S.20 Mahzuni Şerif'in çocuklukta aldığı din eğitimi zaman zaman eserlerine de yansımaktadır, alttaki türküde olduğu gibi. Dünya kainattan kopup gelirken Adem miyim hayvan mıyım ben neyim Adem ile Havva vücut bulurken Cennet miyim şeytan mıyım ben neyim İdris nebi biçer iken hülleyi Yüksekten geçerken insanlık yayı Nuh Nebi aşarken ulu deryayı Gemi miyim kaptan mıyım ben neyim Döküldü gazelim çürüdü bağım Yıllar evvel göçmüş köyüm bucağım Bugün doğdum varım yarın da yoğum Aradaki yalan mıyım ben neyim Kimler akıllanmış kimler bunamış Eyüp derde düşmüş cahil kınamış Mevla İsmail’i boşa sınamış Kasap mıyım kurban mıyım ben neyim Aramızda yatar eroğlu erler Erleri ne bilir Köroğlu körler Bana bu ellerde Mahzuni derler Merdan mıyım mervan mıyım ben neyim Onun türkülerin de ayrı bir tat ayrı bir lezzet vardır, gerek söz gerek melodi müzık yönününden eserlerinde ki benzersizlik dinleyenlerince fark edilecektir. O daima toplumun okunması aydınlanmasından yana olmuş Bu düşüncesi şöyle belirtmiştir. Göreydim öleydim Ah ne olur bizim köyde Herkesi okur göreydim Altmışı bulmuş babamda Bir günlük fikir göreydim Dindiren yok mu acımı? Süren yok mu ilacımı? Köyden on yaşlı bacımı Kilimler dokur göreydim Göreydim ben öleydim Demeyin ki ne var bunda Kanlı kılıç durmaz kında Elbistan'ın ovasında Gümüşle bakır göreydim Göreydim tek öleydim Bitmez kadere inandık İnandık inandık yandık Hep şükürü biz öğrendik Bir bey'de şükür göreydim Göreydim o gün öleydim Sanmayın Mahzuni caydı Ne usandı nede kaydı Bütün fakirler doyaydı Kendim fakir göreydim Göreydim de tek öleydim Dünyada hiç kimsenin açlık çekmediği açıkta kalmasını istemediğini dizelere dökmüştür. Dünyada ki her bir ferdin eşitliğini savunmuş, kimsenin kimseden üstün olmadığını şu dizelerle dile getirmiştir. ÜSTÜN SOY İnsan soyu bir tek soydur efendim Üstün insan olur üstün soy olmaz Çünkü birdir dört kitabın tanrısı Üstün insan olur üstün soy olmaz Ademden başlamış köklerin ilki Başka kök gelmedi çok iyi bil ki Her velinin dölü veli değil ki Üstün insan olur üstün soy olmaz Üstünlükten gelmiş bütün ocaklar Bunu böyle bilir kanı sıcaklar Gerçek insan insanlığı kucaklar Üstün insan olur üstün soy olmaz Mahzuni sonu yok şöhretin, şanın Planı böyleydi yüce mevlanın Evlat suçun çekmez adi babanın Üstün insan olur üstün soy olmaz Bazen öfkesini sazının teline böyle döktüğü anlar olmuştur. HAYIR YOK Şu gördüğüm soluk iki yüzlerin İnanın ki birisinde hayır yok İnsan şeklindeki bu canilerin Ufağında irisinde hayır yok Ana karnındaki bu masum cenin Ne Muhammed tanır ne de bir Lenin Karanlıkta koşan hür düşüncenin Uzağında berisinde hayır yok Ciğer pare pare düşmüş hicrana Bin nasihat versen kar etmez cana Dünyada gerekir insan insana Gökyüzünün perisinde hayır yok Mahzuni bir aşka olmuş dilenci Göçecek dünyadan kocası genci Kimi ateisttir kimi köktenci İnsanlıktan gerisinde hayır yok 1970'li Yıllarda Siyasi freksiyonların çoğaldığı sokak başlarının kurtarılmış bölge ilan edildiği her gün onlarca insanın birbirini öldürdüğü zaman gençlere çağrısı şu şekildedir. Sınıfsız okul Boşa döğüşmeyin bizim yiğitler Sizi vurduranlar vurulmuyor ki Kim bilir nerede hangi koltukta Kömürde tarlada yorulmuyor ki Aynı baba dölü ölen öldüren Ölenle öldüren iti güldüren Yokmuyudu bunu size bildiren Vur diyenler burda görülmüyor ki İşçiyi işçiye düşüren zalım Boynumuzda boza pişiren zalım Bu kadar bardağı taşıran zalım Gözümüz önüne serilmiyor ki Yeni adı çıkmış sağ ile sol'un Tarihte borcu yok kullara kulun İki yanı birdir yattığın çulun Bilirsin ölenler dirilmiyor ki Mahzuni der nedir Hak'kın davası İnsana benzer mi köpek mayası Uy tükensin de bitsin sınıf kavgası Sınıfsız bir okul kurulmuyor ki 1979 Yılında Ne yazık ki Kardeşin kardeşe kurşun sıktığı bir dönemde Memleketi Kahramanmaraş katliamında Ökkeş Kenger (Şemdinler)'e şöyle demektedir. MARAŞ DRAMI Ökkeş, bu dağlar (Ahır Dağı) ortaktır sizinle. Ahır dağları. Torosların uzantısı ve Binboğalar karşıtı Ahır Dağı. Bu ahır dağının eteklerinde yalnız Maraş Halkı yaşamaz be Ökkeş. Bu eteklerde; Afşin, Elbistan, Göksu, Türkoğlu ve hatta Malatya halkı da yaşar. Ökkeş vurma bizi! Neden vuruyorsun be Ökkeş. Eğer vuracaksan sen kendi düşmanlarını vur Ökkeş. Bir gün Fransız kurşunu bize atıldığı zaman beraber savaşmadık mı? Emperyalizme karşı be Ökkeş. Belleğin mi zayıf Ökkeş. Haydar’ı, Yusuf Çavuşu niye vuruyorsun? Emekçinin babasını, emekçinin oğlunu neden vuruyorsun. Vurma emekçiyi be Ökkeş. Ökkeş biliyorum sen Maraş’lısın. Bilir misin ki ben de Maraş’lıyım. Bilirsin Âşık Mahzuni’yim işte. Beraber kurtardık bu ülkeyi. Bu dağları kurtarırken, ne mezhep, ne din ne de inanç ayrımı vardı. Ulusal Kurtuluş Savaşı vardı yalnızca. Tüm bunlara rağmen küsmedim sana Ökkeş. Sen gene de vur bizi. Ama biz yine de severiz tüm insanı unutma Ökkeş. Güzel Maraş sana nazar mı değdi? Ahır dağı neden, gamlı gamlısın Mor kayada yiğit canlar gezerdi Ahır dağı niye gamlı, gamlısın Köyler de yakıldı, yanmadı dağlar Yavrular ezilmiş, analar ağlar Deniz’ler tükenmez, damlalar çağlar Mahir’ler hiç bitmez, doğar Sinan’lar Maraş halkı niye gamlı, gamlısın Allah deyip tespih çekip gittiler Hakkın binasını yıkıp gittiler Camilerden gelip, döküp gittiler Maraş halkı yine gamlı, gamlısın Bizim inancımız, söküp gittiler. Der Mahzuni boyun, eğme köpeğe Döner kuzgun üleş, pislik yemeğe Utanıyom Maraş’lıyım demeğe Maraş halkı yine gamlı gamlısın 2.Temmuz 1993'te Sivasta Yakılan Aydın ve Sanatçılarımızın peşinden söyledikleri Sivastan göklere uçtuk Gönlümüz Hak'kı diler Alevlerde kucaklaştık Muhlis'ler Nesimi'ler Yıldız dağı boz dumanlı Yollarımızı tutmayın Biz bu yolun son yolcusu Siz bizi unutmayın Bu yol çok yolcular gördü Gültekin'ler Gülsüm'ler Biz hak'kı severek yandık Sevmeyenler bilsinler Verdiğiniz bu duman Sanma ki bizi boğar Bir Pir Sultan kurban olur Yüzbin Mahzuni doğar SİVAS Günah ne Sivas'ın ne Sivaslı'nın Bin yıllık pusuda yatanlarındır Hayvan sürüsünün günahı olmaz Onları elinde tutanlarındır İslamı koz edip Kur-an yırtanlar Hak dostluğu azaldıkça artanlar Taşı taşa çalıp gizli fırtanlar Bir masada keyif çatanlarındır Yurtta demokrasi dedik tutturduk Küçücük düzene yılan yutturduk Akrep yavrusunu çok avutturduk Günah şimdi çalım satanlarındır Mahzuni biter mi bu hegemonya Ne zaman bilinir hanyayla Konya Bizim dediğimiz şu koca dünya Bir vatanın değil vatanlarındır Siyasileri taşlamaktan hiç bir zaman dogru bildiklerini söylemekten çekinmemiştir. TALANA BAK TALANA Doludizgin alaşafak sökerken Bizim köye dalana bak dalana Elinde var bir partinin bayrağı Borozanlar çalana bak çalana Bir mikrofon traktöre saplanır Doğmamış yolumuz asfalt kaplanır Davul çalar avrat uşak toplanır Çuval çuval yalana bak yalana Pul pul uçuşuyor "sağol"lar gökte Beş altı dalkavuk oynuyor yekte Şu oy torbasının ipini sökte İçindeki plana bak plana Der Mahzuni şakadan güler geçeriz "Vekil bulduk" diye değer biçeriz En sonunda bir hırsızı seçeriz Memlekette talana bak talana. Adeletsizlik karşisında daima Aslan gibi kükremiştir. BİZİM MEMLEKETTEN HABER SORARSAN Bizim memleketten haber sorarsan Kimi açtır kimi toktur efendim Koltuğu bulanlar bizi unuttu Arada sürünen çoktur efendim Avukat elinden hakim şaşırdı Adalet sabrını böyle taşırdı Soyguncu fakirde boza pişirdi Akıl fikir vicdan yoktur efendim Seneler geçse de onmaz bu yara Fakir fukaraya güneş kapkara Devrin peygamberi kesildi para Hastaları çiğ yer doktor efendim Mahzuni Şerif'im kime darılır Sazı koyar başka şeye sarılır Bir gün her zalımdan hesap sorulur Çünkü hakkın yolu haktır efendim Mahzuni baba aynı zaman da çevrecidir. Her yanı barut kokuyor Yazık oldu dünyamıza Suları zehir akıyor Yazık oldu dünyamıza Yazık yazık yazık dünyaya Şu dağları erittiler Denizleri çürüttüler Tüm yeşili kuruttular Yazık oldu dünyamıza Yazık yazık yazık dünyaya Mahzuni söyle sözünden Sınırsız dünya özünden Ayrı ayrı ırk yüzünden Yazık oldu dünyamıza Yazık yazık yazık dünyaya Diktatörlüğe karşıdır... İnsanı, hatta insanlığı köleleştiren hangi düşünce, hangi devlet, hangi düzen olursa olsun insanlık aleminin düşmanıdır. Diktatorya gerek şahıstan şahısa uygulansın gerekse hükümetlerden halka, tasvibi imkansız olan en adi rejimdir. Ozan Mahzuni Şerif Ülkesinin insanına İnancı ve Güveni tamdır. Bazen Siyasi iktidarlara kafa tutar, kendisine zulmedilen halka seslenir Ezilenler birleşelim Durmayın bakın ne olur Bizi ezenlere selam Vermeyin bakın ne olur Şöyle bir ay et yemeyin İşe gideriz demeyin Kasap bakkal ellemeyin Sormayın bakın ne olur Hammallar atsın yükünü Onlar götürsün tekini Tarlada kalsın ekini Dermeyin bakın ne olur Dost Mahzuni cavcav etmez Aslan kükrer mırnav etmez İnsan dili havhav etmez Ürmeyin bakın ne olur Anadolu sevdalısıdır, Anadolu yiğididir. YİĞİTLER Doğudan batıya bir ses yükselir Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler Gavur dağlarından Dadallar gelir Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler O'nu bilir Binboğalar, ceritler Alnı çizgi çizgi, zafer oyuklu Göğsü toprak toprak, öfke yayıklı Kartal pençelidir kara bıyıklı Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler O'nu bilir Binboğalar, beritler Mahzuni Şerif'im yiğit yavrusu Anadolu'sundan yoktur kaygısı Sizin değil beyler işin doğrusu Yiğitler, yiğitler bizim yiğitler Bizim yiğitlerde büyük ümütler Söyledikleri nedeniyle hapislere atılmış, fikrini ifade etttiğinden hep suçlu sayılmıştır. O suçsuzluğunu şöyle seslendirmiştir. SUÇ BENDE DEĞİL Bu düzende kim sarar bu yarayı? Pay etmişler deniz ile karayı. Gün gelir de İstanbul'un sarayı, Yere batar ise suç bende değil. Eski kılıç dura dura paslanır, Doğru kavga haslandıkça haslanır. Ağrı kalkar Ankara'ya yaslanır, Gelir çatar ise suç bende değil. Bir gün tutar dedim gölün mayası, Ulu dava insanlığın davası. Dinli köyün iki dinli ağası, Sabun satar ise suç bende değil. Bize öğüt verir aklı çalıklar, Sülaleden yılık oğlu yılıklar. Bir gün birleşerek küçük balıklar, Vapur yutar ise suç bende değil. Mahzuni Şerif'im halkın gezgini, Olmadı dünyada candan bezgini. Yabalı dirgenli dağlar kuzgunu, Katar katar ise suç bende değil. Ülkem Ülkem seni yalnız Allah durdurur Sen doğan güneşe he! de yeterki. Ömür boyu karanlığı silkele Bizim günahımız ne?! de yeterki. Ele uyup evladını ayırma Kendini yok bilip varı kayırma Hırsızlar besleyip itler doyurma İnsana canımı ye! de yeterki. Doğmamış bahçeye olgun süs verme Seni duymaz sağır boşa ses verme Düşmana toprak verme üs verme Biz aptal değiliz be! de yeterki. Eğer biz sahipsek bu büyük bağa Razı olmam bir tek solan yaprağa Çok merkebi veli gömdüm toprağa Mahzuni Şerif'e ve! de yeterki. Mahzuni baba Dünyanın neresinde olursa olsun savaşlara ve insanın.insan tarafından öldürülmesine yok edilmesine karşıdır. SİLAHLAR KAVAL OLSA Bütün kalksa şu silahlar Her mermi bir gül edilse Tükenirdi ahu vahlar Karlı dağlar yol edilse Kul hakkına razı olsa Mahkeme avare kalsa Karakollar çiçek dolsa Hergün hasbı hal edilse Hesap edip üçü beşi Vurmasa gardaş gardaşı Kaygusuz bir devlet başı Başımızda var edilse İnsan ömrü günün bekler Hür yaşasa çiftler tekler Dünyada bütün tüfekler Kırılsa kaval edilse İnsanlar ayda gezeler Gezip dünyayı süzeler Emeği yiyen füzeler Emeğe çuval edilse Der Mahzuni Allah baki Canlı bitene dek ta ki İnsan hakkı dünyadaki Ahrette sual edilse Güçlülerin Adeletsizlik karşısında haklı çıkıp mazlumun haksız çıkmasına ise bu şekilde tepki vermiştir. ADALETİN ŞAŞI VAR Efendiler bunun neresi yalan? Sizde havyar bizde bulgur aşı var Bunca emeğimiz talandır talan Yıllar yılı gözümüzün yaşı var Yakamız var mıydı? Olaydı kirli Borcumuz tükenmez ikili birli Bugün git yarın gel bitmez bir türlü Anladım ki müdür beyin işi var Gümüş mezar bulur yatan ölünüz Bize bela iki iki yaşlı dölünüz Utanmazlar şunu iyi biliniz Her baharın kışı var Bu koltuğa biraz daha yaslanın Yeyin için doyun epey pastanın Yeryüzünü size veren aslanın Ne bir mezarı var ne de taşı var Mahzuni bu dertler bağrımı yakar Bu pınarın suyu hep size akar Size doğru neden bize çok eğri bakar Olmaz olsun adaletin şaşı var 17 Kasım 1939 da Perçenek'te başlayan bir hayat 17 Mayıs 2002'de Almanya Kolin de sona ermiştir. Geride 58 kaset 20 000 ni geçmiş yazılı eser bırakmıştır. Bir vatanperver yurtsever olan Mahzuni Şerif 19 Mayıs 2002 günü Nevşehir'in Hacı Bektaş İlçesinde Çilhane de Edebi istirahatgahında Ve onu sevenlerin gönlünde ebediyen yaşayacak türküleri dillerde asırlarca söylenecektir. ÇEKER GİDERİM Ben de bir peygamber olmuş olsaydım Birlik tohumunu eker giderdim Önce yasaklardım kula kulluğu İnsan Hak'tır deyip çeker giderdim Bakmazdım zalimin gözü yaşına Sabıra bağlamazdım boşu boşuna İtikat etmezdim mezar taşına Taş yerine çiçek eker giderdim İnsan olduğu yön kıbledir bana Ben böyle inandım çünkü insana Çok sebeptir diye kavgaya kana Bütün hududları söker giderdim Cehalet insana pusudur pusu Kolay bilinmiyor işin doğrusu Hocam çekmeseydi ahret korkusu Dünyaya bal gelir şeker giderdim Mahzuni hüner yok şah'ın tacında Aşk yanamaz cehennemin sacında Son isim isterse dar ağacında İnsan der boynumu büker giderdim. Kitapta Biyografisi, Evlilikleri, yaşadığı güçlükler eserlerinden bazılari vefatından sonra onu tanıyanların hakkında söyledikleri yer almaktadır. Mahzuni Şerif ilham aldığı Ozanlar, kendi ifadesiyle, Sesim Davut Sulari'den, Tarihi Geleneğim Pir Sultan Abdal dan, Özlemim Aşık Veysel'den dir. diye belirtmiştir. Asıl adı Şeri Cırık olan Mahzuni'ye Mahzuni mahlasınını Ali Seyyit Pir Şakir Baba' vermiştir. Çocukken mahzun ca duruşu mahzun bir yüzü olduğundan sen çok mahzun bir insansın bundan sonra sana Mahzuni diyelim demiştir. İyi ki Mahzuni Şerifle aynı dönemde yaşamış ve onun türkülerini dinleme şansını bulmuşuz. Ve onu sonsuz yolculuğuna uğurlama da Hacı Bektaş'ta bulunan biri olmanın oradaki her ilden ve her düşünceden insanın aynı duygu paylaşımı içinde bulunmaktan hayatımın ender unutulmaz anlarından biridir benim için. Onu onun türküleriyle on binler hep bir ağızdan söyleyerek şanına yaraşır bir şekilde yolcu ettik. Geride çıkardığı 58 adet kaset arşivimde yerini korumakta, Istanbul, Küçükçekmece Garib Dede Cemevinden Kalkan Otobuslerle önce Ankara Kültür Bakanlığı önündeki törenden sonra Hacı Bektaş'taki ebedi istirahatgahına yerleştirip İstanbul'a dönüşe değin Otobüstün camındaki Mahzuni Bababanın Posterini Araçtan o gugünün hatırası olarak alıp çerçeveletmış evimin duvarında ondan bir hatıra olarak yerini muafaza etmektedir. Türküleri ve şiirleri Dünya durdukça okunmaya devam edecektir. Albümlerde yer almayan yazılı şiirleri Çorum Sulusaray Köyünden Kirvesi Aşık Meftuni Topçu'nun face sayfasında bazıları yayınlanmıştır. Ozanımız hakkında daha detaylı bilgiye, mahzuniserif.com Sitesinden erişebilirsiniz Mahzuni Şerif Videolar youtube.com/playlist?list=P... Kaynak: Mahzuni Şerif Albümleri Cd ve Kasetleri,
Biyografi-Edebiyat
Devr-i MahzuniAli Öztunç · Doğan Kitap · 201765 okunma
··
1.815 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.