Gönderi

Puan vermedi·96 syf.··
2024 49. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 17:41
Kundaktan Gelen Ses, bir bebeğin gözünden yaşamı aktarıyor okuyucuya. Tabii normalden ya da bilinenden farklı olarak, olaylara bakış açısı derin olan bir bebek tarafından. Abdullah Bey’den okuduğum ilk eserdi. Ancak kalemini çok sevdim. Akıcı kalemi, okuyucuyu zorlamayan betimlemeleri ve kurgusu ile beni mest etti eser. Okurken, içine çeken anlatımıyla birleşen konu, ben de öyküyü okudum değil de izledim hissi yarattı. Peki eserde neler var? Yeni doğmuş bir bebeğin gözünden dünyaya bakıyoruz. Hikaye bu ya, bebek bazı şeyleri biliyor. İmkansız değildir zaten hiçbir şey yazarken, oraya takılmayın. Bu Bebek, annesinin gülüşünü öyle güzel tasvir ediyor ki, insanın içi yumuşuyor. Bazen ise iç yumuşatan değil, iç karartan şeylerden bahsediyor. Yaşadığı yerin insana yaşattığı zorluklardan, insan olmanın anlamından gibi. Bazen de diyor, insanoğlu en zahmetli canlı. Karınca benden küçük ama yürüyor ve konuşuyor, kedi yavrusu doğar doğmaz oraya buraya gidiyor ama ben, mahkumum beşiğime… Bu beşiğine mahkum bebek, biz yetişkinlere gösteriyor ki çok fazla kalıplara sıkışmışız. Hatta daha da fazla anlatıyor bakış açısı derin bebek. Bence onlar da şöyle: Hayat hep hızlı geçecek, ta ki biz yavaşlayana dek ama biz de yavaşlamıyoruz. Ne açan güneşin ne de kararıp yağmur yağdıran bulutların kıymetini bilmiyoruz. Sevdiklerimizi her gün görünce rutine bağlıyor, sevmek nedir hissetmeyi unutuyoruz. Baktığımız açı hep dar kalıyor, biz ise anlamını kaybediyoruz yaşamanın. Bazen bir bebek gibi bakmamız gerekiyor her şeye; önce puslu gözlerle sese odaklanmalı, sonrasında açılan gözler ile keşfetmeyi elden bırakmamalıyız. Küçük bebek gibi, yeniden her gün ilk gibi bakmalıyız dünyaya. Ne de olsa ilk değildir ama son olabilir… Dilerim yazarın kalemi daim, okuyucusu bol olur.
Kundaktan Gelen SesAbdullah Altunkup · Esinti Yayınları · 202416 okunma
··
75 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Teşekkürler