Gönderi

Puan vermedi·784 syf.··
2024 176. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2024 10:17
Tolstoy’un ünlü romanı Savaş ve Barış’daki bir dans sahnesinden ismini alan bu büyüleyici kitaptaki konular siyaset, ideoloji, sosyal gelenek, inanç, folklör, din ve gelenekler, kültür ve yaşam biçimini oluşturan kitap tam tarihi değilde anlatımı hoş mektup ve anı tarzında yazılmış ve tarihle bir araya gelerek ulusal bilincin izlenimleri etrafında toplanmıştır. tamamen iki farklı dünyanın, üst sınıfın Avrupai kültürü ve köylü sınıfının Rus kültürü karşılaştırmasını ele alıyor. Birinci Bölümde petro dönemini alan yazar Rus insanını Avrupalı olarak yeniden yapılandıracak geniş ve neredeyse ütopik denilebilecek kültürel bir çalışmayı saraylarında uygulanmaya başlandı( petronun sakal kesmesi tam bir deliliğin tablosuydu ) ve yaşadıkları coğrafyayı medeniyetin merkezi varsayılıyor ve ona gore sanat edebiyat ve dilleri üzerinde yoğunlaşmaya başlayıp sanat türlerinde geliştirilmeye başlandı yasak olan dillerine rağmen çıkan isyanı kalkınmanın temelinde entellektüel bir yaklaşımla hal olabileceğini vurguluyor. 1812 Çocukları’ adını taşıyan ikinci bölümde Orlando Figes, Napolyon’un Rusya’yı işgaliyle başlayıp, Prens Volkonski’nin köylülerin her birini birer vatansever olarak nitelendirmesi ve ilk kez aristokrat sınıfına ait olmaktan utandığını bildirerek hayatının dönüm noktasını yaşadığı dönem , dillerinin kullanımlarının tamamen farklı iki alana yayıldığı ve bu yayılmanın Rus kültürünü kökünden etkilediğini geniş bir anlatımla dile getiriyor. Ve burada din ve skolostik düşüncelerın kadın ve köylü hayatlarını etkilediği ve çoğu atasözünün kadına siddet e yönelik yapıldığını varsayıyor . yine bir dinin skolostik düşüncelerin kadının hayatını zülüme çevirmelerini genel baz alıyor . Eserin dördüncü bölümü ‘Köylü Evliliği’ ismini taşıyor. Figes bu bölümde Orta Rusya’da tek caddeli tipik bir köyü ele alırken asıl irdelemek istediği konuyu Dostoyevski’nin ‘Her Rus önce Rus’tur, ancak ondan sonra bir sınıfa ait olur’ sözüyle özetliyor aslında kitabı birazda milli duygulardan bahsedilmiş her kalkınma isyanın aşk gibi duygularla eş değer olduğunu baz alıyor birazda . Değiştiremiyecek tek kuramın ırk milli irade olmasıdır . Dilin kayboluşu milletin yok olmasıyla bağdaştırılıyor . Entelektüel bir milliyetçiliği konu alıyor temelde . Kitabın bu kısmında yazar daha çok köylüler üzerinde durarak, bu dönemde her teorinin köylüye belirli erdemler yüklediğini ve bunların daha sonra ulusal karakterin özünü oluşturduğunu vurguluyor. Kitap bitti ve kendi kitap harici eklemek istediklerim var bu kitabı okuyunca temel kalkınma dille olabilecegi vurgusu aklımdan çıkmıyor. Ve kadınlara uygulanan skolostik düşünceler. Her dönemin her milletin kadına duyduğu değerin nasıl sklolostik düşünceyle yok olduğunu dile getiriyor. Bu kitabı okurken dinlediğim şarkı : youtu.be/LtoV03cZSqY?si=... Ki tî be nan u av,Ki têrbe dîl'da yâr dîxwaze. Mealen demişki ; "aşk" burjuva sınıfına ait bir duygudur yada burjuva özentililerin falan. ( Ciwan Haco Aşktır ) Şîreta min ji kurdan re heye: ji zimanên xwe hez bikin.<3 “ Not özetlerden yardım alarak yazdım aklımda tutamayacağım kadar fazla tarihi karekter vardı :) “
1000 Kitap
Nataşa'nın DansıOrlando Figes · İnkılâp Kitabevi · 200957 okunma
··1 alıntı·
937 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Jinabihêz
Gönderi Sahibi
700 sayfa hayatımda ilk defa bu kadar tek seferde uzun soluklu bir kitap bitirdim sayfaların çok olmasına ve tarihi olmasına rağmen yazar sıkmadan güzel ve akıcı bir dille yazmış sevdim .