18 Temmuz 1971 günü saat 9.00'da;
binbir güçlükle -dinleyici-lik olanağına kavuşmuş
yargılananların yakınları, 18 kişinin idam istemiyle görülecek
bir davayı izlemek üzere gelmiş yerli ve yabancı basın mensupları,
başkanlığını, bugün artık kim olduğu bilinen Ali Elverdi,
duruşma yargıçlığını Alb. Ahmet Tetik,
üye yargıçlığını Yb. Mehmet Turan'ın yaptığı mahkeme heyeti,
yargılanacakları savunacak çok sayıda avukat;
duruşma salonunda, sessiz, yerlerini almış bekliyorlar;
henüz salona getirilememiş yargılanacak olanlar.

Bekleyiş 10 dakika sürdü, 20 dakika sürdü,
yarım saat sürdü; gelen yok.

Duruşma usulünü bilenler için belki garip olacak.
Fakat, gerçekten; savcı hazır, basın hazır,
mahkeme heyeti hazır, avukatlar, dinleyiciler hazır.
Ama, yargılanacaklar tüm bu -hazır-lara karşın,
tam 45 dakikadan beri salonda yoklar.
Kısaca; herkes yerini almış 45 dakikadır onları beklemekte.

Nihayet saat 10'a doğru, çok uzaklardan!
Nasıl bir radyonun sesi kulağın duyabileceği en düşük
düzeyde açılırsa, ancak o kadar duyabilecek bir ses tonunda,
devrimci marşlar duymağa başladı -hazır-lar.

Giderek sesler yakınlaştı, gürleşti, netleşti;
sözcükleri bile açık ve kesin olarak seçebiliyoruz artık...
Beklenenlerin geldiğinden hiç kimsenin şüphesi yok;
şüphe, yalnızca duruşma salonuna nasıl gireceklerinde.

Girişi anlatamam. Böyle bir olayı anlatmada,
-duygusal bir kişi olmamak- için ne kadar çaba harcasam,
içtenlikle belirtmek isterim ki gerçekten anlatamam.

Biraz önce aşağıda bir gürültü kıyamet koptu;
belli ki iyice bir arbede var. Sonradan öğrendiğimize göre;
sıkıyönetimin, otomatik silahlı görevliler tarafından,
her birinin sağ eli diğerinin sol eline,
boşta kalan sağ ve sol eller de iki ayrı komando askerine
kelepçelenen ve böylece ikişer ikişer askeri ambulanslara konulan
Deniz, Yusuf, Hüseyin ve arkadaşları ambulanslardan inip,
yukarı çıkarlarken, elleri kolları zincirli kelepçeli durumda,
-vatan kahramanları- tarafından dipçiklenip,
susmaları buyrulmuş. İşte demin sözünü ettiğim,
gürültü, patırtı ve kıyamet bu yüzden kopmuş...

Tutuklunun mahkemeye -bağımsız- olarak alınması
yasa hükmündendir. Biz avukatlar, salonun giriş kapısına
göre sağ dipde olduğumuzdan, kelepçelerin çözülmesini göremedik.
Fakat, anahtar seslerinden bunu anlıyor ve ayrıca yasa
hükmünü bilmemizin yardımıyla, kesinlikle seziyorduk.