Genç Adam,her yeri yıkık dökük, rutubet içinde bir evde masanın üstünde "ölümümden sonra aç " yazan bir not görür. Yazı kendi yazısıydı.Genç Adam hiçbir şey hatırlamıyordu. Tek hatırladığı birgün önce bara gitmiş gereksiz bir ağız dalaşından sonra olay çok büyüyüp kavgaya dönüşmüş.Onun dışında bir şey hatırlamıyordu. Kafası karmakarışık, kim olduğunu bile bilmiyordu.
Kim olduğunu, neler yaşadığını öğrenmek için olayın yaşandığı bara gitmeye karar verir.
Genç Adam kimdi, masanın üstündeki notu neden yazmıştı,neden bir şey hatırlamıyor?
A şehrinde bir soygun gerçekleşmişti. Bankada bulunan üç yüz kasanın onu soyulmuş. Kiralık kasalar büyük bir titizlik, profesyonel bir ekiple soyulmuş. Kasalar çalınmış ama o kasalara nasıl ulaşıldığı, içeriye nasıl girildiği bilinmiyor,o yüzden bu sıradan bir soygun değildi.
Liz ,Uzman ve İstihbaratçı suçluları bulmaya çalışırlar. Ortada ne bir ip ucu ,ne parmak izi hiçbir şey yoktu. Ellerinde kayda değer hiçbir şey yok.
Sadece şüphelendikleri iki kişi vardı.
İncecik bir kitaba öyle güzel bir kurgu sığdırmış ki yazar her bölümünü şaşkınlıkla okudum. Aaa öylemi, bu kadar basit mi diyorum yazar tamda o noktada ters köşe yapıyor.Özellikle ilk başladığımda kitabı okurken tahminler yürüttüm olayın akışıyla ilgili ne kadar basit dediğim anda olaylar bambaşka bir hal aldı.
Kitabın kurgusu çok güzeldi, bunun dışında kurgu içindeki felsefik diyaloglar, verilmeye çalışan harika mesajlar okumak ayrı bir keyifliydi.
Polisiye türünde yazılmış ama polisiye denince aklımıza hep cinayetler,suçluyu yakalamaya çalışanlar gelir. Bu kitapta polisler bankayı soyanların peşinde.
Yazarın okumuş olduğum ilk kitabı. Olay örgüsü, konusu,yalın ve sade anlatımı,üslubu,dozunda betimlemeleri çok sevdim. Kitap sonuna kadar gizemini koruyor,okuru her sayfada dahada bir merakta bırakıyor. O yüzden bir oturuşta okunabilecek bir roman.
Bu güzel kitabı okumadıysanız okumanızı öneririm.