7/10
·504 syf.··
2024 2. kitabı
Kitabın oldukça sürükleyici olması sanırım en çekici özelliği. Evet ilk kitabı, konusu çok ilginç olduğu için alıp okumak istemiştim ve bence konuyu ilk kitaba göre daha güzel işlemiş yazar. İkinci kitabı okuduğumda anlıyorum ki bu seri aslında tek kitaplık bir seri fakat uzun sayfalar olmaması için 3 kitaba bölünmüş. Bu kadar sürükleyici bir kitap olmasa aslında beğendiğim bir kitap olmayacaktı çünkü ilk kitaba göre konunun işleyişi daha güzel olsa da totalde hala zayıf bence. Ve bu zamana kadar okuduğum bütün bilim kurgu kitapları bir alt metin barındırıyordu. Burada manalı bir alt metin pek göremedim ben. Elbette kitapta ırk ayrımına, cinsiyet ayrımına değinilmiş bunun üzerine kurgulanmış bir kitap ancak bunun kitap konusunda boğulduğunu daha çok aksiyon ve maceranın hakim olduğu bir bilim kurgu serisi olduğunu düşünüyorum. Özetle bilim kurgu kitaplarında çağımız sorunlarını kitabın geçtiği tarihteki yansımalarının nasıl olduğunu, benzerliklerini ve farklılıklarını arayan birisi olarak bu serinin konu bazında bilim kurgu, işleyiş bazında bir aksiyon-macera kitabı olduğunu söylemem gerekir. İkinci kitap birinci kitabın tam olarak bittiği yerden başlıyor. İlk kitabı bitirdikten sonra genelde aynı gün ikinci kitaba başlamam ama bu seride ilk kitap bittiğinde hemen ikinci kitabın ilk sayfalarını kurcalayıp merağımı gidermeye çalıştım. İlk kitaptan daha sürükleyici bir şekilde ilerlemesi, daha aksiyonlu bir şekilde ilerlemesi hoşuma gitti. Kitabı bitirdiğimde sanki Jonh Wick filmi izlemiş gibi bir aksiyon vardı desem az da olsa olan sosyal sorunlara yaklaşıma haksızlık etmiş olurum ama bu kitap özelinde o kadar da umursamıyorum. İkinci kitabın bittiği yer ise birinci kitabın bittiği yer kadar heyecanlandırmadı beni ve bunu da çok fazla spoiler vermeden benim duygusal bir insan oluşuma bağlıyorum. Üçünü kitabınsa saf aksiyon olacağı her halinden belli. O kadar sürükleyici bir yerde noktalandı ki Marvel Infinity War filmi bittiğinde verdiğim “eee nolacak şimdi” tepkisini verirken buldum kendimi. İlk kitaptaki umut temasının ikinci kitapta kaybolduğunu görüyoruz. Bu tema yerini insanın aradığı gücün aslında kendine olduğunu, herhangi başka bir dış etmene ihtiyaç duymadan kendini kontrol etmeyi başarırsa neler yapabileceğini uçuk bir fikirle anlatılan bir temaya bırakmış. Aslında yine güzel bir fikirle yola çıkılıp konun işlenmesinde zayıf kalındığını söyleyebilirim. Fakat aktarılmak istenen bir ana fikir varsa o da insanın kendini fark ettiğinde, neler yapabileceğini ve aslında bu yapabileceği şeylere de en büyük engelin kendisi olduğunu söylemek gerek. Biraz da olmayan alt metine değinmek istiyorum kendi düşüncelerimle. Aslında kitabı okudukça insanlığın kendi formu dışında bir yaratıkla karşılaştığında ne yapacağına ölümüne merak eden bir insanım ve umarım bu insan dışı yaratıkları ben ölmeden buluruz. Bu kitapta da görüyoruz ki “insan denen canavar’ın” her şeye yıkımla yaklaşan, yok etmeye bürünmüş gerçek bir canavar olduğu gerçeği yadsınamaz. Umarım “insanlık” kazanır. --SPOİLER-- Neyse ki sandığım gibiymiş ve Reis Prentiss sadece kazandığını sanmış. Viola hayatta ve Todd ile birlikte bir gelecek kurmak konusunda yeni umutlar yeşeriyor. Haven denen yerin bu kadar kolay pes etmesini savaşmadan bile teslim olması kitabın başında baya canımı sıkmış bu ne saçmalık demiştim. Havendaki bir kısım insan tekrar savaşın olmaması için teslim olunmasını isterken bir kısım ise direniş gösterilmesi gerektiğini savunmuş ve çoğunluğun istediği şekilde teslim olunmuştur. Artık havenın ismi Yeni Prentiss Kasabası ve başkan ise Reis Prentissdir. Yanında ise koca bir ordu vardır. İlk iş olarak kadınlarla erkekleri tekrar ayırarak farklı yerlerde yaşamaları sağlanıyor şehirde. Şehirdeki kadınlarsa direnişin ta kendisini göstermekte. Bir grup şifacının olduğu bir şehir burası. Çok etkili iyileştirici araç gereçleri olan ve tamamı kadından oluşan bu grup aslında Sırrı oluşturmakta ve kitabın ilerleyen kısımlarında Reis Prentisse karşı koyarak şehirden kaçıp onu yenmeye çalışmaktalar. Viola da onların içinde onlarla birlikte hareket etmekte fakat Todd artık Reisin neredeyse sağ kolu olmuş sadece Violayı görmek için Reisin dediklerini yapmakta ve Reisin oğlu Davy ile çok yakın bir bağ kurmakta. İlk olarak Spaklarla ilgilenme görevinin verildiği Todd onlarla da çok yakın bir bağ kurmaya başlıyor. Ta ki hepsi bir bomba ile yok edilene kadar. Seride en üzüldüğüm şey belki de Manchee’nin ölümünden sonra Spakların yok edilmesi oldu. Ancak birisi hariç… Ayaklanmayı başlatan Sır, Reise bombalarla saldırırken bir yandan da güç toplamakta. Şehirdeki kadınları kurtarıp askerleri gizlice öldürmekteler. Son darbe şehre vurulacağı zamansa tam bir taktik savaşı görüyoruz kitapta. İki taraf savaşırken savaşa bir üçünü taraf katılmakta “birisi hariç”. Spaklar iki tarafında beklemedi şekilde savaşa dahil olmakta. Umarım savaşı “insanlık” kazanır. --SPOİLER-
Sorgu ve SırPatrick Ness · Yabancı · 2019333 okunma
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.