Puan vermedi·280 syf.····Okunma: 11 Haziran 2024 21:30 Hafıza kaydı/Yağız Gönüler
-Hayat, İnsanlar, Kitaplar Üzerine Denemeler
Kitabın giriş bölümünde nadide ve bir o kadar ilginç bir anlatı ile selam ediyor Yağız Gönüller, esselam dedim ve başladım hafıza kaydını okumaya,
Deneme yazılarını seven bir okur olarak konuşmayı ve okumayı en çok sevdiğim başlıklardan oluşuyor kitap.
Her bir yazının alt metinlerine fikirlerine yeni bir yazı yazılır; verdiği mesajlar ve duygular uzun uzun anlatılabilir.
Fakat ben beni en çok etkileyenden bahsetmek istiyorum "Kendini Hep Yeniden Aramaya Övgü" başlıklı yazıdan.
Yaşı 30'a yaklaşmış biri olarak; hayat telaşım, kendimi geliştirmeyi gayretim, Yaradanın benden muradı nedir arayışım var hep.
Son yıllarda her dönem "ben şu... olacağım" diye sayıklayıp Kendimi aradım durdum. Bu yıl bir şey oldu ve ben bir terapistin karşısında "ben kendim olacağım" dedim.
Bu bir çizgiydi aslımda ama Ben dönüm noktası olduğunu düşünüğüm çizgide tekrar kendime konfor alanı, güvenli alan oluşturmuşum fark etmeden. Bu heyecanlı yolculuğu kısıtlamış kendime sınırlar çizmişim. Sebep; güvenli olsun, o zaman tırım tırıö yürürsün ayağın taşa değmez, ortalama bir hayat yaşayıp ortalama bir insan olursun.
Fakat bir yandan da okuduklarım beni öyle tetikliyor ve motive ediyor ki nihayet merakıma mağlup oluyorum ve sınırın ilerisini, Bay Ka Buk Ve Ejder kitabındaki ejder gibi kabuğun arkasını, Narnia Günlükleri filmindeki aynanın ötesini merak ediyorum.
"Sınırlarımızı yeterince bilmemiz için boğulacak kadar derinlere dalmamız gerekiyor. Nefesin kıymetini anlamak için önce yüreğin kıymetini kavramak gerek. Bir taş kadar ağırdır atmayan kalp. Taşınır yaşanmaz"
Anlamaya, yaşamaya çalışıyorum hayatı.
Beni suyun üzerinde tutuyor vazgeçemem dediğim sıkı sıkıya bağlandığım rutinlerden özgürleştiriyorum kendimi.
Hikayemin Kaf Dağı'nın ardındaki kısmını merak ediyorum. Görünen herkes görür ve yazar; görmediğimi hayal etmek, empati duymak, bu yoğun hızdan ve akıştan biraz uzaklaşmak, yürümek yürümek ve yürümek istiyorum.
" İnsan bazen hazırlıksız yakalanmaya da muhtaçtır. "Ben hiç böyle değildim" demeye, "Meğersem ben..." diyerek cümleler kurmaya. Bu; kendimizi yeniden daha önce hiç yapmadığımız bir tanıyış biçimi olabilir. Yeni bir ev yoktur, yeni bir "sen" olana kadar. Ya da şöyle diyelim: yeni bir yer yoktur, sendeki seni bulup çıkarana kadar. Böylece her gün döndüğün yer, sadece döndüğün yerdir"
Son olarak Ali Şeriati'nin kitaplarının başında çok sevdiğim bir sözü var "Sizi rahatsız etmeye geldim."
Okuduklarımız bizi huzursuz etmeli, bizde bir şeyler uyandırmalı, bir fikri tetiklemeli sadece kitap okuyup tüketen değil fikir üreten biri olmak gerekir.
Mana, hakikat, eşya bunların anlamlarını sık sık düşündüğüm, sevdiğim yazarların ismini gördüğümde mutlu olduğum, tasavvufi konularını hayranlıkla okuduğum/yaşadığım harikulade bir okuma yolculuğuydu.
Okudum, dinledim ve dinlendim.
Ve kitabın başlığına çok sevdiğim bir alıntıyla karşılık vermek istiyorum;
Hiç kendini denemeyecek misin?
Ne olduğunu, kim olduğunu öğrenmeden mi öleceksin?