Puan vermedi·140 syf.····Okunma: 22 Haziran 2024 01:51 Yeniden dünyaya gelsem, aynı anne ve babanın çocuğu, aynı abinin kardeşi, aynı adamın eşi, aynı çocukların annesi olmayı delicesine isterimmmmm... Fakat yeniden dünyaya gelsem bir de arkeolog olmayı dilerim ;)) Ama öyle okulunu okuyup, olaya akademik açıdan devam etmek değil bendeki istek; bendeki istek keşfedilmeyi bekleyen her çeşit 'zaman mirasını' detayları ile inceleyerek hissedercesine öğrenmekle alakalı;)) Şehirler, yaşam standartları, doğal konumlar, bizler şimdilerde elektronik çağda olduğumuz halde can sıkıntısından bazen patlarken (ki bu durum tabi ki herkes için geçerli değil) onların tüm günlerini nasıl geçirdiklerini keşfetmek vs... Yani, okuyarak değil dokunarak farkına varmak...
Misal, mağara resimleri... Ne amaçla yapıldığını kendi bulduğum kalıntılarla anlamayı çok isterdim. Yine misal; lahitine ya da mezar odasına vasiyetle veyahut halk inanışıyla, kişinin cesediyle eklenen herhangi bir obje, yiyecek, mücevherat, şarap gibi değişken seçeneklerin günümüze neyi aktarmak istediğini çözmeye çalışmak ve yine veyahut tüm bu değişken ritüellerin aslında kendilerinden sonraki nesiller için değil de şimdiki zamana münhasıran -zamanın bencilliği kapsamında- ne anlama geldiğini, hangi hisli ifadelerden oluştuğunu araştırmak isterdim.
Bu kitabı elbette kendi hayallerim için okumadım ;) dedim, belki bana az da olsa o duygulardan birini yaşatır fakat kısa kısa arkeolojinin ana temasını, olay, mekân, insan, hayvan ve bitki türlerinin birbirleriyle bağlantısını anlatan, arkeolojide kadının yerini de anlatan, çıkarcı kötüler olduğu kadar işine sadık kalanlar sayesinde arkeolojinin günümüze kattıklarını hakkıyla ifade eden, okuması hoş bir kitap oldu yine de. Sıkıcı değildi. Açıklayıcı kısmı da öyle heyecan uyandırmadı elbette ama iyiydi işte;)