Fikret bizden, Tevfik Allah’tan
Puan vermedi·309 syf.··
2024 24. kitabı
·
180 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 19:03
Şair, görmediğim kariler diye başlıyor kitabına ve gözyaşı ve samimiyet istiyor okuyucusundan… Ne kadar da yerinde bir istek aslında, kim ister ki kitabının isteksizce okunmasını? Şair hakkında en güzel ve net bilgilere Hıfzı Topuz’un “Elbet Sabah Olacaktır” kitabıyla ulaştım ve 180 günlük Rübab-ı Şikeste yolculuğuyla da poetikasını anlamaya çalıştım. Anlaşılması için gayret gerektiren bir dili var Fikret’in. Zaten şiirler anlaşılmak için muhatabından gayret bekler, tüm sanat eserlerinde olduğu gibi. “Seza”, “Süs” ,”Tefekkür, “Tefelsüf” gibi üzerinde durup düşündüğüm, dönüp tekrar tekrar okuduğum, “Derd-i Nihan”, ”Enin-i Gam”, “ Zavallı Hasta”, ”Ukde-i Hayat” gibi okurken hüzünlendiğim; “Tecdid-i İzdivaç”, “Çirkin” gibi tebessüm ettiren; Fuzuli, Nefi, Nedim ve kendi döneminden sevdiği şairler hakkında yazdığı güzel şiirler gibi hayrete düşüren şiirler de vardı. Mesela aşkın tarifini yaptığı derin anlamlı ; “Seninle” ”Sen Olmasan” ”Birlikte” gibi( kime yazdı bilinmez ama) buram buram aşk kokan şiirler de vardı. Okuruna hitaptan sonra aşk teması ile (Süha ve Pervin’in aşkı) başlayan Tevfik Fikret, son bölüm olan "Eski Şeyler" e aldığı; "Ey Yâr-ı Nagamkâr" başlıklı yine aşk temalı şiiriyle bitirir kitabını. Ve ; Çal, ben de olup şevk ile âhengine peyrev, Dillerdeki sevdalan cûşân edelim, çal! Çaldıkça doğar gönlüme eşâr-ı nev-â-nev; Her nağmene bir şi'rimi kurbân edelim, çal! Çal, âlem-i ervâhı da raksân edelim, çal! kıtasıyla başlayan bu şiirde sevgilinin aşk duygusunu musiki ile bütünleştirir adeta. Bundan başka, "Ne İsterim”, "Yeşil Yurt" ve "Bir Ân-ı Huzur" gibi daha birçok şiirinde özlediği hayata kavuşma ümidini taşıyan şair bir yandan iyimserdir lakin “Sis” şiirinde kendisine aşiyan olmuş ve tüm güzelliklerinden istifade ettiği İstanbul’ a karşı kötümser ve karamsardır. Sis şiirini önceden okuduğumda İstanbul hakkında menfi bir şiir yazılması beni çok üzmüştü lakin “Elbet Sabah Olacaktır” kitabından sonra anladım ki nefreti İstanbul’a değil, insanlara ve yaşadıklarına… "Rücû" adlı şiirinde "Sis"te söylediklerinin bir kısmından vazgeçmesi de cabası.. Mehmet Kaplan, “Şiir Tahlilleri 1” kitabında şöyle bir tespitte bulunur: Namık Kemal ve Ziya Paşa’da mücerret fikirlerin vezin ve kafiyeye sokulmasından ibaret olan sosyal şiir, Fikret’te çok müşahhas ve sanatkarane bir şekil almıştır. Onda bahis konusu olan artık “prensipler” ve “hikmetler” değil, hayattan alınma “sahneler” ve “manzaralar” dır. Fikret düşünce ve duygularını canlı tablolar haline koydu ve onlara hitabete elverişli, heyecanlı bir sentaks ve musiki verdi. s120 Hayatın her anına dair gözlemlerde bulunup duygularını rafine etmiş adeta . Şiir zaten duyguların rafine edilmiş hali değil midir? Şiirlerindeki farklı tamlamalarla diğer şairlerden bariz bir şekilde ayrılıyor. Hoşuma giden ve not ettiğim bazı kelimeler ve tamlamalar şöyle: Mütegafil: Aldırış etmeksizin Müstağrak: dalgın Ruh-u mütehasir: Özlemiş ruh Aguş-ı İştiyak: Özleyiş Kucağı Seherhiz: Erken kalkan Hay u huy-ı hayat: Hayatın karmaşası Muğber: Küskün, gücenmiş Vech-i güzin: Seçkin yüz Esrar-ı bi-hudud: Sınırsız sırlar Kitabın sonundaki kişiler ve mevsimler hakkındaki şiirleri de dikkate şayan. Aveng-i şuhur : Aylar (mevsimler) salkımı bölümünde dört mevsimi kendine has üslubuyla bir tablo gibi sunuyor okuyucusuna… Meselâ Mart ayını hırçın ve sinirli bir kadına benzetirken, Nisan'ı sarı bir nilüfere tebessümle düşen bir yağmur parıltısı, Mayıs’ı saf ve şuh bir köylü kız, Haziran'ı altın başaklı tarlasının kenarında mesut bir köylü gibi görmüştür. Fikret evine Farsça yuva, kuş yuvası anlamına gelen “Aşiyan” ismini vermiştir. Aşiyan’ a gidip de oradaki huzuru hissetmiş biri olarak her türlü muhalif söyleme rağmen serzenişlerini, sitemlerini ve İstanbul’a sövmesini bile yaşadıklarına istinaden hoş görüyorum. Fikret bizden, Tevfik Allah’tan :)
Rübab-ı ŞikesteTevfik Fikret · Dergah Yayınları · 2017852 okunma
·
160 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.