Oynarsın, kazanırsın, oynarsın, kaybedersin. Oynarsın.
Her oyunun sonunda bir düş kınklığı yaşanır.
Hissedeceğini sandığın şeyleri hissetmezsin, sana çok önemli görünen şey artık önemsizdir. Heyecanı yaşatan oyunun kendisidir.
Ya kazanırsan?
Sınırlı zafer diye bir şey yoktur. Kazandığını korumak zorundasın. Kazandığını ciddiye almak zorundasın.
Hep kazananlar, kazanmaktan bıktıkları zaman kaybederler. Belki sonradan pişman olurlar ama, o en değerli, en harika şeyle oynamak arzusu çok güçlüdür. Yeniden gözü kara olmak, miras kalan onca ayakkabıya kavuşmadan önceki gibi yalınayak yürümek güdüsü ...