Yazarımızın ilk eseri de bir o kadar naif ve güzeldi ki bu eser içten samimi duyguların kelimeler ile anlatılmış olduğunu hissetmek daha da güzel bir duygu oldu benim için.
Kendi hayatından kesitler ile bizlere anlatmak istediği ufak ama bir o kadar bastırılmış duygular ile hayata büyük sorunlar doğuran bulgulardan bahsedilmiş. Yer yer de ailesi , oğulu , büyük annesi , annesi ya da arkadaş ortamında kısa ve öz örnekler verilmiş. Kuram teori yok gerçeklik , doğallık , yaşanmışlık söz konusu .
Kiraz ağacı anısını biraz tebessüm biraz da kendimi okurken sorgularken buldum. Küçük yaşta hayallerimizin peşinden gidememek ya da başaramamak korkusu , çevrenin , ailenin baskısı ile terk etmek ne kadar doğru. Biraz cesareti kırılmış olsaydık sonunda neler beklerdi , düşünmeden edemedim kendimi .
Ya kıymet verdiğimiz eşyalar yok olsa , kırılsa , kopsa hele ki evladımız yüzünden ... Üzülüp karşı taraftan özür beklemeye değer mi ? Ya da özür dilemenin erdemini hiç düşündünüz mü? En önemlisi de kendinize hiç özür dilemeyi düşündünüz mü?
Yazarın akışına bıraktığı duygularını kelimeler ile derleyip toplanmış ve kadınların kocaman yureklerinin aslında bir kelebek kadar hafif bir cam kadar kırılgan olduğunu dile getirmiş bu eseri okuyup sizde düştüğünüzde yok olmayı mı , var olmayı mı seçersiniz ?
Sayfa aralarına bırakılan dizelerinde ayrı bir anlam yüklü olması her konu geçişinde ruhu dinlendirecek türden .
Yazarımız kalemi daim olsun. Daha çok eserlerini okuyup , naif kalbine misafir olmayı bir okur olarak çok isterim .
Keyifli okumalar dilerim .
Düştüm, Yok Oldum!Esra Pınar