·219 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2020 15:17 Nurettin Topçu’nun ailesi ve ilkokul yıllarından başlayıp ömrünün son yıllarına kadar hayatını anlatır. Tabi hayatını kaleme almış dediysek öyle ekmeğin yanında kuru soğan gibi kuru kuruya değil. Sağlık sorunlarından, çevresinden, yaşadıkları zorluklardan, yurtdışı eğitiminden , orta tanıştığı insanlardan, felsefelerinden, dönemin siyasi olaylarından ve daha neler neler. Özellikle yaşadığı dönemin 1.Dünya Savaşı yılları olması ve öylesi kabus gibi bir dönemde bile eğitime bu kadar değer verilmesi beni çok etkiledi. Cepheye gidemediği için arkadaşlarıyla eğitimlerini bir cephedeymiş gibi tamamlanmaları ülkelerine ne kadar bağlı olduklarını gösteriyor. Hatta Fransa’da iken bazen yurt ve pansiyonlara uğrar arkadaşalarına “Bugün Türkiye için ne yaptınız” diye sorardı. Ve devamında “ Beyler bizler buraya gezmeye , hoşça vakit geçirmeye gelmedik. Memleket bizden hizmet bekler.” diyerek geliş gayelerini bir kez daha kendine ve arkadaşlarına hatırlatırdı.
Fransa’ da felsefe alanında doktora yapan ilk Türk genciydi. Ve oradaki hocalarını kendisine hayran bırakmış kendisi de bazı hocalarından çok etkilenmişti.
Eğitimini yüksek dereceyle tamamladıktan sonra minnet borcunu ödemek için ülkesine dönme kararı alır ve hocaları gitmelerini istemez ve orada yeterince destek ve değer görmeyeceğini söylerler ancak Nurettin Topçu onları dinlemez ve ülkesine döner. Öğretmen olan Nurettin Topçu fikirlerinden dolayı menfaat sahiplerinin canını sıkar ve ordan oraya sürgün edilir . Ve hocalarının Fransa’da iken kendisine söylediği sözler aklına gelir ve ülkesi için hayıflanır durur.
Kendisi çok derin bir maneviyata sahip olup Türkiye’de de bu arayış içine girer. Tabi en sevdiği şey de bir ağaç altına oturup ağaçları, kuşları, karıncaları, gökyüzünü tefekkür etmektir. Ayrıca kendisi Denizli’de görev yaptığı esnada Bitlisli Said Nursi’yle de tanışır.
Üzerinde durduğu en temel nokta ise AHLAK noktasıdır. Bunun ise ancak eğitimle mümkün olacağını söyler ve insanımızın bilgili, imanlı ve ahlaklı olması üzerinde dururdu. Ahlakın ise sözde değil özde olması gerektiğini savunurdu.
Özellikle dönemin siyasi olayları: 1.Dünya Savaşı, 2.Dünya Savaşı, 27 Mayıs 1960 ihtilali, Demokrat parti ve CHP olayları, Menderesin asılması, Ezanın Türkçeleştirilmesi ve daha sayabileceğimiz bir çok olay ahlaksız insan sayısını çoğaltmış ve bu da Nurettin Topçuyu ziyadesiyle kederlendirmiştir.
Ama siyasetten uzak kalmayı da başarabilmiştir.
Nurettin Hocanın hayat felsefesini ve mücadelesini anlamak için kitaplarını okumak kendisini kendi kelamlarından tanımak şart.
Kitaptan alıntılar:
• Ahlak hür davranışlarla kendini gösterir. Hürriyetin olmadığı yerde ahlak da olmaz. Gerçek hürriyet hayatımızda kendi sorumluluğumuzu bilmemizdir.
• Bütün bir ömrü cephedeymiş gibi geçireceğiz.
•Hürriyet adı altında haksızlığa açık kapı bırakan, zorbalara avantaj sağlayan bir düzen, medeni ve insani olamazdı.
•Aslında ilim ve fen alanında, özellikle eğitim ve öğretim alanında yeni hamlelere memleketin çok ihtiyacı vardı. Lakin bu hamlelerin hedefi maziyi yıkmak değil, geleceği inşa etmeye yönelik olmalıydı. Milli tarihi yok saymak, milleti tarih şuurundan yoksun bırakmak, yenilik değildi, ilericilik ve medeniyet hiç değildi.
• Öğretmenlik hakkında: Kırk yıl öğretmenlik yaptım, mabede nasıl girdiysem sınıfa da öyle girdim.
•Öğrencinin derse olan ilgisi öğretmenin şevkini artırır.