RJ Barker tarafından yazılan Yaralı Krallık üçlemesinin ilk kitabı olan Katiller Vakti uzun zamandır listemde yer alıyordu ama ilk kitap 2022'de basılmış olmasına rağmen ikinci ve üçüncü kitabı çıkmadığı için bekletiyordum. Geçen günlerde ciddi bir indirim olunca artık okumalıyım diyerek aldım.
Kitap yazarımızın yarattığı kendi fantastik evreninde geçiyor: Sahir ismi verilen hepsinin belirlenir belirlenmez öldürülmesi gereken birtakım güçleri olan insanlar, Ötesurlular, Ölü Tanrılar ve rahipleri, sürekli aynı çember boyunca durmadan hareket halinde olan seyyar kasaba Şenlik, krallıklar ve pençeli boynuzlu bineklerin olduğu zalim bir evren. Tabii bir de suikastçılar ve maskaralar. Kitabımızın ağzından yazıldığı ana karakterimiz on beş yaşındaki Girton ve üstadı Merela bu suikastçılar arasında. Maniyadoc topraklarının varisine suikast düzenlenince Kraliçe tarafından 'Suikastçı, suikastçıyla yakalanır.' anlayışı ile kaleye getirilip görevlendiriliyorlar.
Kitabın anahtar kelimeleri arasında üstat-çırak ilişkisi ve suikastçı kelimelerini görünce ister istemez Gölgelerin Yolu ile arasında bir benzerlik ilişkisi kurarak Katiller Vakti'ne çok büyük umutlarla başlamıştım. Öncelikle Gölgelerin Yolu ile ne konu ne yapı olarak benzememekte bu yüzden karşılaştırmak mantıklı olmasa da Gölgelerin Yolu çok daha üst seviye bir kitaptı benim için. Katiller Vakti'nde eksik olan neydi? Duygular. RJ Barker'ın dili güzeldi, anlatımı akıcıydı ama duyguları yansıtamıyordu bence. Evet varisi birisi öldürmek istiyor, evet Girton ve Merela bunu çözmek zorunda, evet Girton diğer yaverlerle eğitim almalı ve onların zorbalıklarına katlanmalı... gibi ama hiçbiri bana geçmedi. Varisi kim öldürmek istiyor, amacı ne? Tek bir sayfa boyunca merak etmedim. Merela ve Girton'un usta-çırak ilişkisi mi? Hayır etkilenmedim. Merela'nın gizemli geçmişi ve Kraliçe ile ilişkisi mi? Altı bile doldurulamadı. Girton ve diğer yaverler arasındaki ilişki mi? Gereksiz zalimlik, gereksiz olaylar. Arkadaşlık ve aşk mı? Hayır, bir sıcaklık hissedemedim. Asıl merak ettiğim konulardaysa örneğin sahir nedir güçlerini tam olarak ne için kullanabilir, Ötesurlular ve Yarınsızlar nedir nasıl yaşarlar, suikastçı az mı kazanır çok mu kazanır gibi, istediğim kadar bilgi edinemedim. Bir suikastçı tam olarak hayatını nasıl geçirir buna bile cevap veremem. Girton insan içinde güzel rol yapıyor, kast sistemine kurallara aşina evet ama sürekli kalabalık içerisinde daha önce bulunmadığını söylüyor, sürekli gördüğü her şey ona yeni gibi geliyor ama 6 yaşından beri Merela ile birlikte. Bu boşlukların sebebi ilk kitap olması da olabilir ya da bunlar sadece benim için boşluklardır.
Kitabın sevdiğim yönleri de vardı elbette. Bir engeli bulunanların 'sahir sakatı' olarak anılmasını, Şenlik'i ve Sahir Kesik'i sebepli kuraklık kurgusunu ise çok beğendim. Yazarın dili daha önce de belirttiğim gibi güzeldi. Binekler tam olarak hikayede çok yer kaplamasa da önemli olmaları yine güzeldi. Heamus ve Tomas karakterlerinin ilerleyişini de sevdim. Son sayfalar da daha heyecanlıydı. Dolayısıyla devamı basılırsa okuyacağım ama basılmazsa da çok merakta kalmayacağım bir kitap oldu benim için.