Puan vermedi·190 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Temmuz 2024 15:57 Öncelikle incelemeye nasıl ve hangi düşüncelerimden başlayarak yazacağımı bilmiyorum, umarım düşüncelerimi ifade edebilmişimdir :)
Bu kitabı okuduktan sonra sınava girseydim eminim ki daha çok net yapabilirdim :)
Kitap kurtuluş savaşında halkın çaresizliğini Mustafa Kemal Atatürk'ün halka güvenini her durumda umudun korunmasını çok güzel bir şekilde bizlere aşılıyor. Atatürk'ün ve milletimizin başarıları ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin kurulmasını, Hasan Tahsin'i , Şahin Bey'i ve daha nice Kuvayı milliye ruhunu akıcı bir şekilde aktarıyor.Bilgilendirici ve tekrardan Atatürk 'e hayran bıraktıracak bir kitap, tavsiye ederim:)
Geçelim asıl konuya :
21.yüzyılda olmamıza rağmen bitmeyen ve galiba sürecek olan konu: Kürtlerin Türkleri Türklerin de Kürtleri sevmemesi veya Atatürk'ün Kürtleri sevmediği iddiası, bundan dolayı da Kürtlerin Atatürk 'e düşman olması.
Arkadaşlar daha büyük sorunlar varken araştırmadan etmeden bazı şeylere inanmamalıyız .Benim yaşadığım yerde (Şanlıurfa ) bu tür sorunlarla çok karşılaşmazsamda olmadığını söyleyemem.
Örneğin kız kardeşim ile aramda geçen diyalog:
Kardeşim : Helin abla sen Kürt müsün ,Türk mü
Ben: Bu durumu sen veya ben seçmiyoruz hem Kürt olmamız sana Türkçülüğü benimsemeni ve Atatürk'ü sevmeyi engelleyemez, ben Atatürk'ü sevmiyor muyum?
Kardeşim: Olsun ,ben Türk'üm hem Kürtler terörist ve Atatürk'ü sevmiyor!
Ben : Bu durum senin elinde değil ki değiştirmediğimiz şeyleri de konuşmayalım, hem böyle yalan yanlış sözlere araştırmadan neden inanıyorsun ne yani şimdi biz terörist mi oluyoruz?
Diğer kardeşim de "Helin abla neden Atatürk 'ü okuyorsun arkadaşlarım dedi ki Atatürk Kur'an-ı yaktı."diyor.
Şimdi bizler küçüklere doğru olanı anlatmazsak ilerde onların yanlış olan bilgileri sonraki nesillere aktarmayacağndan nasıl emin olabiliriz ki?
Bazı kişiler de bana cahil olduğumu, araştırmadan,etmeden yalan yanlış düşüncelerimi onlara aşılamaya çalıştığımı ; Kürtlere yapılan katliamların emrini verenlerin kim olduğunu ve daha nice sorular sordular.
Ben de internetten araştırdığım kadarıyla anlatmaya çalışayım :
Dersim katliamı emrini Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakanı İsmet İnönü'den aldığını
Zilan katliamının da Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Birinci Umumî Müfettiş İbrahim Tali Öngören'in de hazır bulunduğu Bakanlar Kurulu toplantısında 29 Aralık 1929 tarihli ve 8692 sayılı kanun hükmünde kararname çıkarıldığını okudum.
Hatta (inanmazsam da) Van'ın Erciş ilçesinde Zilan deresi katliamında anne karnındaki bebeklerin Türk askerleri tarafından süngü ile çıkarıldığını anlatan yazılar
Dersim katliamında ise Atatürk'ün emri ile manevi kızı olan Sabiha Gökçenin 3 uçak filosu ile havadan saldırı gerçekleştirdiğininde okudum.
Arkadaşlar, insanların ölmesi tabiki de iyi bir şey değil hem zaten insanların öldüğü hiç bir dava haklı da değildir ama dönemin şartlarını ,neler olması sonucunda bu emirlerin verildiğini ayrıntıları ile bilemeyiz ki!
Sonuçlara değil de daha çok nedenlere bakmalıyız.Hem isyanların amaçları doğrultusunda belli bir kaç şehri belirleyip oraları aşiretlerin yönetmelerini istenmesi veya Türkiye Cumhuriyeti Devleti adı altında "Kürdistan" diye bir devlet kurma düşünceleri olmamalıydı.
Her şeyden önce kurtuluş savaşında bu kadar fedakârlık yapan; milleti için, Gelecek kuşaklara özgür, bağımsız bir devlet vermek isteyen bir önderin amacı nasıl insan öldürmek hele de ‘Orayı katledin, 1.5 yaşındaki bebekten 90 yaşındaki dedeye kadar öldürün’ demiş olması mümkün olabilir ki?
Aynı internet kaynaklarında Atatürk'ün" ben Kürtleri de bir öz kardeş olarak bağrımıza katıp tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu dünyaya Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim” dediğini
Başka bir yerde de Türkler ve Kürtlerin birlikte yaşama arzusu, birlikteliğin önemi ihtiyaç ve zorunluluğunu "ayrı bir hudut çizmeye kalkışmak doğru olamaz" sözüyle ortaya koyduğunu İsmet Paşa, Lozan'da TBMM Hükümeti’nin "Türklerin ve Kürtlerin hükümeti" olduğunu belirtiğini de gördüm.Bu kadar çelişki normal mi?
Şimdi yaşamadığımız, nedenini bilmediğimiz olaylar hakkında ahkâm kesmek yerine bu sonuçlara götüren nedenlere odaklanmalıyız. Bir kişiyi kötülemeden veya övmeden önce artı ve eksilerini karşılaştırmalıyız.
Tek kadın ile evlenme ilkesi, kadına velayet hakkı,evlenme durumunda kadının rızasının alınması ,evlenme yaş sınırı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması kısacası kadının insan yerine konulması bunların hepsi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde oldu.Benim çıkıpta bu adama kötü demem nankörlük değil de ne olur?
Kişisel olarak bakarsak benim şimdiki özgürlüğüm, rahatlığım ve daha nice haklarımın olmasın Atatürk sayesinde olmuşken gelip de bana onu kötülemeyin.
Sevmiyorsanız bu durumu içinizde yaşayarak sevene ses etmeyin!
Hiçbir zaman kalbimizde ölmeyeceksin Ata'm
Nasıl söylerim öldüğünü nasıl
Bir ışık vurmuş yüzüne
Atatürk’üm bakıyor besbelli
Çekidüzen verelim üstümüze (s:166)