Puan vermedi·320 syf.··Beğendi
· * SPOILER İÇERİR.
Çocukluktan gençliğe doğru adım atan okurların hayli severek takip ettiği yazarı uzun süredir merak ettiğim için bir yakınımın önerisi üzerine bu eserine şans verdim ve sürpriz, çok sevdim!
Belki şu sıralar tam olarak bu tatta bir şeye ihtiyacım olmasından, belki de ayakları yere basan kurgusu ve akıcı anlatımından, bilemiyorum. Karakterler, olaylar, bağlantılar çok derli topluydu. Ayrıca okurken hiç sıkılmadım, daima merakla devam ettim. Başarıdır bu.
Şimdi biraz detaylardan söz edeceğim. Kitaba dair nadir negatif yönlerden biri: bazı ifadelerin aşırı "günümüz" olması. Yazarın sevdiği şeyleri hikayeye entegre etme arzusunu anlıyorum ancak zaman zaman göze batıyordu bu. Mesela şövalyelerin Hazar'a patron demesini çok yadırgadım ama bir şekilde alıştım "neyse, bu krallığın üslubu da böyleymiş" diye düşünmeye çalışarak. Ama "dibi düşmek" tabiri ve yedirilmeye çalışma şekli hiç olmamıştı. Başka örnekler de var.
Bir diğer nokta -ki bence çok daha önemli- Sara'nın sürekli gülmesini zor tutması.. Yok dudaklarını bastırmış yok neredeyse kahkaha patlatacakmış, üstelik ortada öyle kopulası şeyler de yok hani. Bu durum çok Wattpad koktu bana mesela. Ama elbette katlanılmayacak bir şey değil genel bakınca, çünkü başta söylediğim gibi, kitabı çok sevdim.
Aldığım notlardan yola çıkarak kısa kısa birkaç highlight point de vermek istiyorum. Sayfa 142 civarında bir şeyi "fazla mistik ve sembolik" bulmuşum ve ufak bir pürüz olarak nitelendirmişim. (Genel olarak yazarın HER konudaki dilini çok başarılı bulduğumu, sıklıkla takdir ettiğimi belirtmeden geçmeyeyim.)
Bir yerde Sara'nın kalp çarpıntısı için kolyeyi sallandıracak kadar denmiş ve bunu da gerçekçi bulmayıp lüzumsuz abartılı olduğunu düşünmüşüm.
Karakterlere dair detayların sürdürülmesi hoşuma gitmiş. (Bir şeyleri farklı zamanlarda aynı şekilde yemeleri gibi, tereyağ-ekmek örneği.)
160'tan itibaren kitaptan etkilenme seviyem artmış sanıyorum:
Kurt saldırısı sahnesini beğenmişim,
"Kalmamız gerekiyorsa kalacağız, majesteleri" repliği... Oradaki duraksamanın yarattığı etki,
177'de kol tutmalı sexual tension içimdeki ergeni mutlu etmiş,
Hazar'ın ölen eşi Lena'nın gerçek hikayesi beni şaşırtmış,
214 civarlarında Sara'nın hissedeceği suçlulukla aşırı empati yapabilmişim -hatta yetersiz bulmuş bile olabilirim, ama olay genel olarak ÇOK çarpıcıydı (saldırıya uğrayıp evin hizmetlileri ve şövalyelerin bir kısmının kaybedilmesi- özellikle Hazar'ın atı..
281 "Savaş bitti kraliçem." Tüylerim diken diken olmuştu.
Ana karakterlerimizin ilişkisine, kitabın sonundaki ters köşeye ve daha birçok şeye dair söyleyeceklerim vardı ama daha fazla uzatmayacağım bu yazıyı.
Özetle şu yorumu yapmak isterim, sizi dünyasına çarçabuk alan, etkileyen, detaylıca düşünüldüğü çok belli olan, okurunu yormadan gereken elementleri bence doğru ölçüde veren gayet keyifli bir eser Kalp Muhafızı. Bölümler arası geçişlerdeki görselleri ve genel olarak kolye çizimini çok beğenmesem de "aman bu da nazar boncuğu olsun" diyor ve emeği geçenleri yürekten tebrik ediyorum. Sürükleyici bir gençlik romanı arayan varsa buyursun, ikinci kitaba geçmek için sabırsızlanıyorum.