·616 syf.····Okunma: 07 Temmuz 2024 11:47 “Gecit düsecek
Zamanın geldiğini biri kan,
Diğeri ışık olan iki insan kraliçenin doğumuyla anlayacaksınız.
İki kraliçe yükselecek.
Yedinin gücünü taşıyacaklar,
birlikte Kaderinizi ellerinde tutacaklar.”
Eliana, yaşadığı ihanetin ve kayıpların şokunu atlatamadan, ilk başta farkına varamadığı bir kabusun içine sürüklenmişti. Sevdiklerinden ayrı düşmüş, geçmişin hayaletleri hiç ummadığı bir anda karşısına çıkmıştı. Başlangıçta bir nebze çekilebilir şartlarda yaşarken, hükmü altına girdiği canavarın sabrını kaybetmesiyle, tam anlamıyla en kötü kabuslarında bile hayal edemeyeceği kadar kötü muamelelere maruz kalmıştı. Bu süreçte yaşadıklarından çok, güvendiği dağlara karlar yağması ve bunu yapan kişinin de yanı başında olması O’nu zorlamıştı. Fakat hani derler ya’ Seni öldürmeyen şey güçlendirir.’ diye. Tam ümidini kaybetmeye başlamışken gelen sürpriz yardımla azıcık toparlanmıştı. Ama, bu durum, planlarını gerçekleştirmesi için yeterli olacak mıdır?
Rielle ise, yaşadığı hayalkırıklığı ile denize düşüp yılana sarılmıştı. Daha kötüsü de kalbi o kadar kırılmış, hayalleri o kadar yıkılmıştı ki, yılandan daha beter şeyler yapmaya başlamış, acımasızlık dozu da her geçen gün artmıştı. Hiddeti cogaldıkça, gücü de sanki o oranda artmış ve inanılmaz şeyler yapmaya başlamıştı. Kendisini uyarmaya gelen ve çok sevdiği kişilere bile zarar vermekten çekinmiyordu üstelik. Sevgili zebanimizse, Rielle’yi manipüle etmekten geri durmuyordu tüm bu süreçte.
Audric ve Ludivine ise farklı sıkıntılar yaşıyorlardı. Celderia’da olanların üzerine Rielle’nin yokluğu ve duyduğu pişmanlık da eklenince Audric kelimenin tam anlamıyla ruhu cekilmiş, tükenmiş bir hayalete dönmüştü. Bu durumdan kurtulmasını sağlayacak şey neydi?
Eliana ve Rielle kaderlerine boyun eğecekler miydi?
Yoksa??...
Remy, Simon, Navi, Harkan, Zahra, Ludivine ve Tal’in başına neler gelecekti?
Öykünün büyük kısmında Eliana ve Rielle’nin yaptıkları ya da yaşadıkları o kadar korkunçtu ve zorlayıcıydı ki, kitabın büyük bölümü karanlık bir atmosferdeydi bu sahneler nedeniyle. Özellikle Eliana ve Remy’ye çok üzüldüm okurken. Rielle’ye ise bir miktar duyguları konusunda hak versem de, seçimleri ve sonrasında yaptıkları nedeniyle oldukça kızdım. Audric’e gelirsek, kendisi iyi niyetli, aşık, cesur, ama bir miktar zayıftı. Sonlara doğru biraz toparladı çok şükür. Ve beni çok da şaşırtmayan bir sonla da bitti tüm bu macera. Serinin bu son kitabında da aksiyon hiç eksik olmadı. Öykünün ilerleyişi beni tam tatmin etmese de, genel olarak evren ve kurgu başarılı bir şekilde tasarlanmıştı. Sihir, aksiyon, melekler ve diğer öğelerle zenginleştirilmiş fantastik dozunun yüksekliği ve dozunda romantizmini de sevdim. Kitapların akıcılığı da çok iyiydi kanımca. En çok birinci kitabını sevdiğim bu seriye de veda etmiş oldum böylelikle. Darısı diğer kitapların başına diyerek, fantastik romantik türde okumayı seven 18 yaş üstü okurlar bu seriye bir şans verebilirler diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese.
Kitaplarla kalın.