·640 syf.····Okunma: 21 Haziran 2024 12:56 Neden okuduktan iki-üç hafta sonra bir inceleme yazıyorum bilmiyorum. Sanırım seriyle ilgili çok arada kaldım çünkü. Bu incelemem direkt olarak seriyle ilgili olacak (iki kitap için de yani). Öncelikle seriyi okurken keyif aldığımı belirterek başlamam gerekiyor. Ergenlik senelerini Açlık Oyunları ve Labirent’in yönettiği bir dünyada geçirmiş biri olarak kitabı kendim için güvende hissettiğim bir yer gibi görmem gayet doğaldı. Üstelik ejderhalara bayılan biri olarak okumadan geçemeyeceğim bir seriydi.
Kitap daha çok romantizm odaklıydı ve en sevdiğim temalardan biri olan “enemies to lovers” içeriyordu. İlk kitabın başlarında Violet ve Xaden arasındaki ilişki çok hoşuma gitse de ilerleyen noktalarda şu klasik “artık ona güvenmiyorum-şimdi güveniyorum-şimdi yine güvenmiyorum” döngüsüne düştü ve ikinci kitabın sonuna kadar da öyle devam etti. Yemin ederim, kitaptan diğer her şeyi çıkarırsak ve sadece ilişkilerine bakarsak Feyre ve Rhysand’dan bir farkları kalmayacak. Dış görünüşlerine kadar hem de. Aralarındaki dinamiğin bu derece klişe olduğuna inanıyorum ve o yüzden bir noktadan sonra sıkılmaya başladım. Eğer yaratılan evren vesaire harikulade olsa ya da olay döngüleri mucizevi bir biçimde ilerlese çok önemsemezdim ama kitabın sonlarına abartılı bir biçimde döşenmiş “plot twistler” haricinde pek beni heyecanlandıran bir şey olmadı. Yanlış anlaşılmasın, kitap su gibi akıyordu, okurken okuduğumu hissetmiyordum ama öte yandan beklemediğim hiçbir şey olmadı. Tahmin edemeyeceğim şeyler oldu, özellikle kitap sonlarında ama kalkıp “yok artık” olmadım. Yazarın ilerleyişini bir yerden sonra anladım çünkü, kitap sonlarına doğru büyük olaylar beklemeye başladım.
Olay örgüsünden ziyade karakterlerle ilgili büyük sıkıntılarım var. Basite indirgemek gerekirse Violet da Xaden da çok OP :D Biraz daha açmam gerekirse evet Violet ana karakter, ekstra bir şeyleri olmasına şaşırmamam gerekiyor. İki ejderha, ilerleyen savaş becerileri, anası babası sırlarla dolu… Ama öte yandan her şey Violet için kolay ilerliyor gibi. Yazar her karakteri çatır çatur öldürürken o gerçekçiliği iş Violet ve Xaden’a gelince koruyamıyor. Onların başına sadece havalı kazalar geliyor. Bir de Violet’ı sevmeyen tüm karakterlerin kötü oluşu beni benden alıyor. Eğer Violet’i seviyorlarsa zaten iyilerdir onu anlıyorum.
Buradan sonrası biraz “SPOILER” içerecek. Jack karakteri ilk kitaptan beri koca bir saçmalık. Tam dediğim şekilde, Violet’i sevmiyordu o yüzden ÇOK KÖTÜ olmak zorundaydı. İlk kitabın başında keyfine falan insan öldürüyor. Bir şekilde de arkadaş edinmeyi başarıyor ama? Hani bir anlamsızlık var. Siyah veya beyaz yazıyor karakterleri, arada olamazlar. Ve Dain… Dain’le olan her şey büyük saçmalık. 2. kitabın sonunda öğreniyoruz ki Xaden ‘niyet’ görebiliyor. E o zaman Dain’in kötü niyetli olmadığını bir noktada anlamış olması gerekmiyor mu? Hani bazı şeyler cidden anlamsızdı benim için. Hikaye Violet ve Xaden’ın verdiği her kararın verilebilecek en doğru karar olacağı şekilde ilerliyor. Yanılamıyorlar, başarısız olamıyorlar (en azından elliden fazla sayfa başarısız kalamıyorlar, her neydiyse başarıyorlar.) Ve Cat’ten bahsetmeyeceğim bile… Kızın tavırları hiçbir anlam içermiyor. Hani Violet’a olan nefreti Xaden’ın mirasında/tahtında gözü olmasından kaynaklanıyorsa bile hareketleri hiçbir anlam içermiyor. Cat daha zeki bir karakter olarak tasarlanmalıymış, Violet’le çok daha zekice kapışmalıymış.
Genel olarak yazar kötü karakterlerini daha anlaşılabilir tasarlamalı. Tamamen nefret edeceğimiz bir karakter olarak tasarlayacağına bir yandan da anlayabileceğimiz karakterler tasarlamalı. Aksi takdirde gram ciddiye alamıyorum ve ürkmüyorum da. Tamam Venimleri anlamasak da olur onlar insandışı hale gelmiş ama en azından Jack’e veya Cat’e biraz daha düzgün karakterler verseydi onlarla yaşanılan şeyler okuyucuyu daha heyecanlandırırdı diye düşünüyorum.