·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Temmuz 2024 16:43 2. Dünya savaşını konu alan film ve kitaplar çoğunlukla Yahudilerin çektiği acılar hakkında olur. Bu kitap ise Japonya'nın Nagasaki bölgesine atılan atom bombası hakkında. Kitabı alırken dram dolu bir roman beklentisiyle içeriğini okumadan başlığından hareketle almıştım. Ancak kitap bir roman değil. Yazar Takaşi Nagai Nagasaki'de başhekim ve kitapta kendi tecrübelerini anlatıyor. Bu yüzden kitap bize tüm gerçekçiliğini gösteriyor. Takaşi Nagai, kendisi bombanın düştüğü yere yakın bir hastanede çalışıyor ve bombanın etkisiyle adeta diri diri gömülüyor. Vücudunda çok sayıda yaralar var ve başından da ciddi darbe almış ancak sağ salim kurtulmayı başarıyor. Ordan çıkar çıkmaz hayran olunası bir azimle öğrencilerine, hastalarına, halka çok büyük fedakarlıklarda bulunarak elinden geldiğince yardım ediyor. Bu sırada biz okurlar da atom bombasının düştükten sonra ne kadar ciddi sorunlara yol açtığını görüyoruz ve okurken kanımız donuyor. Ancak ben çok duygusal ve dramatik seyler bekliyordum ve okurken ağlamaya çok hazırdım ama öyle değildi. Tabii ki ne kadar acı dolu ve zor şeyler yaşadıklarını okuyorsunuz ama bu anlatım yeterince dramatik değildi bence. Kitap daha çok Japonya'nın çektiği acılara odaklanmak yerine Japonya'nın başlarına gelebilecek en kotu şeyi yaşamlarına rağmen ne kadar çabuk toparladıklarına odaklanıyor. Bende "Japonlar en başta savasa girmek istemiyordu ama bir kere girdikten sonra da bomba atılsa bile savaştan zaferi almadan dönmek istemiyorlardı" izlenemini bıraktı. Yani "şükür savaştan kurtulduk" gibi değil de "bu kadar insan atom bombasına kurban edildi, onların onuruna savaşı kazanmalıydık" gibi düşünüyorlarmış hissiyatı aldım. Bunun dışında şaşırdığım bakis acıları da var mesela kitabın sonunda adeta Nagasakiye bomba düştüğü için sukrediyorlar. Ölenlerin iyi insanlar olduklarına ve Tanrının onları yanına almak için bütün bu olayların başlarına geldiklerine inanıyorlar. Onlara göre geride kalanlar en büyük günahkarlar ve cezalarını bu ülkeyi tekrardan kurarak ödemeleri gerekiyor. Kesinlikle hayran olunası bir motivasyon. Kitapta sık sık savaşın ne kadar kötü bir şey olduğuna ve atom bombasının insanlık dışı olduğuna da değiniliyor. “Bambu mızraklara karşı atom bombası! Ah, bambu mızraklara karşı atom bombası! Trajikomik! Bu savaş olamaz! Savaş bu değil.” (sayfa 60) bu alıntı beni çok etkiledi ve ne kadar adaletsiz bir savaş olduğunu da tekrar hatırlattı. 2 puanı benim beklediğim dramatiklik seviyesini karşılamadığı için kırdım ama gerçekten etkileyici bir kitaptı, 10 puanı hak ediyor. Ayrıca kitabın son sayfası beni çok etkiledi ve kitabın isminin ne kadar yerinde olduğunu gösterdi. İncelememi kitaptan baska bir alıntı ile bitirmek istiyorum:
“Gerçek savaş acımasızdır. Savaş edebiyatı sırtüstü uzanıp okurken güzel ve kahramanca gelir. Bende bir kez savaşa katılmak istiyorum, diye merak edersin. Ancak işin gerçeği farklıdır. Nadiren gerçeklik tasvir edilince de sansür uygulanarak yayılması engellenir.” (sayfa 120)
Gerçekten de yazar kitabı yazmayı 1946da bitirmiştir ancak o dönem Japonya Amerikan işgalinde olduğu için yayınlanamamıştır. Maalesef yayınlanması 3 yıl sonra 1949'da mümkün oldu. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim :)