Zweig'in bu kitabı 2 hikayeden oluşuyor. İlki Bir Zanaatle Beklenmedik Karşılaşma ikincisi Prater'de İlkbahar. Favori yazarlarımdan olan Stefan Zweig' in çoğu kitabını okumuşumdur. İlk hikayemiz Paris'te geçiyor ana kahramanımız olan gözlemci bir kafeye oturup insanları gözlemlemeye başlıyor. Gözüne ilişen ve ilgisini çeken insan bir zanaat ustası olan yankesici. Evet bir yankesicinin el çabukluğu ve zannatini icra ederken gözlemlediği birçok şey de anlatılıyor kitapta. Aynı zamanda o zamanki toplumun adalet anlayışını ve insani duyguları da çok başarılı bir şekilde aktarmış Size de oluyor mu bilmiyorum ama Zweig kitaplarını okurken olaya o kadar kapılıyorum ki çabuk çabuk okumaya başlıyorum merakımdan. Hatta bazen gözüm alttaki satırlara kayıyor da spoiler yiyorum. Çok akıcı bir o kadar derinlemesine. Zaten Stefan Zweig'in psikolojiye ve Freud'un öğretisine olan ilgisini onu okuyan ve seven herkes bilir. Bilmeseniz bile anlayabiliyorsunuz çünkü çok basit düşündüğümüz olayları bile yoğun duygularla ve ince detaylarla betimliyor. Sanki bir anda olayı yaşayan siz oluyorsunuz, sonraki hamlenizi tahmin ediyor ve duygularınıza tercüman oluyor. Ben açıkçası açıklayamadığım, nasıl anlatacağımı bilemediğim birçok duyguyu onun satırlarında bulduğum için en sevdiğim yazar olarak görüyorum. 2. hikayemiz olan Prater'de İlkbahar ise biraz basit bir tabirle ''aşk mı para mı'' sorusu gibi. Ana kahramanımız soyluların katılacağı bir derbiye gidecek ancak elbisesi o zamana yetişmiyor ve gitmekten vazgeçiyor. Sonra 1 günlüğüne sıradan taşralı bir kız gibi giyinip o şekilde gitmeyi düşünüyor. O gün tanıştığı bir adamla bir günlük coşkulu bir aşk yaşıyor. Aslında başta bir oyun gibi yaklaşıyor ancak zamanla kendini kaptırıyor ve gerçek aşkın heyecanını hissediyor. Kendi sosyetik yaşamında kendisinin birçok talibi ve sevgilisi olmasına rağmen hiçbiri bu adam kadar içinde heyecan ve eski günlerine özlem uyandırmıyor. Ancak bu aşk son buluyor ve ertesi gün eski haline geri dönüyor. Yaşadığı bütün duygular da bir rüya gibi hatıralarında kalıyor.