Bunu okumak o kadar aklımda yoktu ki şuan neye inceleme yazdığıma bile emin değilim.
Açıkçası ana huangın kitaplarına hayran olmasam da her seferinde bi şekilde sardığından kendimi okumuş buluyorum. Bi de çevrilirse okurum pdften falan diyodum güya. Neyse sonuç olarak yazım dili basit olduğundan bu tür kitapları orjinal dilde okumak daha basitmiş, belki bundan sonra hep böyle devam ederim.
Kitaba gelecek olursak her zamanki gibi burdan twisteda laf geçirmek istiyorum: yazar madem şöyle erkek karakter yazabiliyodu, neden bizi sinir krizine sokmayı tercih etti? Bu seride sadece 2 kitap okumuş oldum bununla beraber ama karakter gelişimlerinde ve kişiliklerinde ciddi ilerleme var tebrik ediyorum.
İlk kitabı okurken kai ve isayı merak ettiğimi zaten söylemiştim ama ilk kitabı şuan pek hatırlamadığımdan tam olarak hangi nokta beni cezbetmişti bilemiyorum malesef. Kainin kişiliği falan unutmuşum mesela ama okudukça az biraz hatırladım sayılır. Kitaba 7 vericem çünkü tövbe haşa ama galiba ben kitabı beğendim. Smut sahneleri sallayıp geçtim direk(gece gece ona katlanamazdım) İşleyişi fena değildi ama beni biraz politikaya boğdu. Yok yönetim kuruluymuş yok bilmem neymiş çok umrumda değildi açıkçası. Ama dediğim gibi konu ve genel işleyişi beğendim.
Karakter özelinde isayı da sevdim diyebilieim sanırım. Zaten ilk kitapta da beğendiğim bi karakterdi (bu kitapta da sloane aşırı dikkatimi çekti, sabahlayıp onun kitabını okumamak için kendimi zor tutuyorum+ olarak Alessandra da gözüme girdi onu bile merak ettim) ama bu kitapta hayatını daha derinlemesine gördüğümüz için daha iyiydi. Bi kere kitabın yarısına gelene kadar karakter bizden de sır sakladığı için bazı kısımları en baştan kafamda oturtamadım, tamam kaiyi geçtim de keşke biz tam manasıyla bileydik olayı ya. Mesela ben onun yerinde olsam öyle mi yapardım? Asla.(spoiler) isanın ailesi aslında baya nüfuzlu ve zengin bi aile. Ama isa kendi ayakları üzerinde durmak istiyo ve 4 abisi ve annesini bırakıp endi halinde barlarda falan çalışarak ve aynı anda kitap yazarak minik bi dairede yaşıyo. Yani kızım canına mı susadın ye iç yat dedi iç sesim bunları okurken ama saygı duymaya çalışıyorum işte şaösmdncöf(spoiler bitti) abilerini çok görmedik ama her türli oyumu felixe verirdim, bayıldım ona. Sergideki olaydan dolayı öbür kızla arasında bişey olduğunu zaten anlamıştım şaşırtmadı. Gabriele karşı nötrüm, diğer iki abiyi çok çok az gördük yorum yok onlara.
Bu arada inanır mısınız bilmem ama aile travması yoktu bu kitapta. Resmen yoktu. Her an her yerden bişey çıkabilir diye tetikte okudum ama yok yani mis gibi nikah falan tazeledi ebeveynleri. Evet bende şoktayım.
Kai ismini her yazdığımda powerlessten dolayı tetikleniyorum ama bu kaiyi sevdim. İlk başta psikotik kendini beğenmiş ben asla kaybetmem havalarında gezen bi piç gibi duruyo ama sonra mis gibi oluyo valla. Cidden karakter gelişimi olayını çözmüş yazar bu sefer. Bi kere kıza zerre yanlışı olmadı. Annesi karşı çıktığında bile geri adım atmadı. Yetmedi kız bunu terk etti, yine de depresyona girip abuk subuk hareket etmedi. Takdir ettim. Başka diyecek bir şeyim yok karakter hakkında. Neyinden şikayet edeceğimi bile bulamadım çünkü (evet hala şoktayım).
Yine öylesine okunacak bi kitap ama en azından sinir krizine sokmaz. İyi bi değişiklik oldu bana da beklemiyodum çünkü. Hani şu çekim zart zurt zırvaları olmasa daha da iyi şeyler söyleyebilirdim kitap hakkında ama ilk yarıda o çekim mevzusu beni çok bezdirdi. Tamam birbirinize en çok siz çekiliyosunuz, aranızdaki tensionu hissettik tamam yeter bokunu çıkarmayın ya. Karakterleri beğendiğimden bunun üstünde çok durmıcam bu sefer, affedilebilir bu. Sakin sakin okunan olaysız bi kitaptı. Uçup kaçmadan travmalara boğmadan da romantik yazılabiliyomuş işte ne güzel.
Sonuç olarak 7 verip çekiliyorum ama bu puan gece yarısı 4 saatte okuyup bitirdiğimden de kaynaklanıyo olabilir, ona göre ciddiye alın derim (•ᴗ•)