Gönderi

2/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2024 00:00
Bitirdim. Kitabı beğenmedim Livaneli'nin üslubu çok basit ve yavan geldi. Ayrıca 480 sayfa boyunca bir kez bile Türkiye hakkında güzel bir şey söylemedi dersem abartmış olmam. Her 10 sayfada bir 'iste bu ülke böyle bir ülkeydi. İşte burası Türkiye, adalet, kadın hakları ve her türlü ilericilikten geri kalmış bir ülke' olarak Türkiye'yi bize anlattı. Ayrıca İstanbul'u anlatırken de o kadar çok yabancı tarihi eserlerden bahsetti ki karakterlerin İstanbul'u dolaşmış olmasına rağmen bir tane Türk ve Müslüman yapıyla karşılaşmamış olması ilginç. Ve zaten Yahudiler kendi dramalarını Hollywood yoluyla ve ödül almis bir çok kitap yoluyla herkesin kütüphanesine sokmamış gibi bir de Türk yazarlardan dinledik. Ve kendisini ne Müslüman ne Yahudi ne Katolik olarak tanımlamayan bir "insan" olduğunu vurgulayan'aydın' kadın karakter insana dair her konuda aşırı duyarlı, aşırı hassas ama üniversiteye örtülü giremeyen kadınları asla ne savunuyor ne de yapılanların yanlış olduğu ile ilgili bir imada bulunuyor. Tabii biz aslında Livaneli nasıl bakıyor dünyaya bence bunu okuyoruz kitap boyunca. İslam hariç her dine saygılılar gerçekten. Sonuç olarak, bir daha Livaneli okumam .
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
·
354 Gösterim
2 Yorum
Ben de sizin gibi düşünüyorum ama bence yazara bir şans daha verin bazı kitapları çok güzel
Serenadı çok severek okuyan biri olarak yorumunuz beni çok şaşırttı. Tabiki sevmek zorunda değilsiniz ve Livanelinin çok da zor ve edebiyat kokan bir dili yok, bu konuda hemfikiriz fakat hikayenin içeriği bakımından Türkiyenin o dönemki kötü yanlarından bahsedilmesi gerekiyor. Yalnızca Türkiyenin değil Almanyasından İngilteresine kadar bir eleştiri var kitapta çünkü hikayenin ana konusu zaten hiçbir devletin ve başkanın tam olarak adil olamayacağı. Karakterin İstanbulda Müslüman yapıyla karşılaşmaması, (ki yaşlılığında ziyaretinde cami ziyaretlerinde de bulunuyor) karakterin bu yapılarla alakasız olmasından ileri geliyor, zira ana karakterimizin o dönem İstanbula geliş amacı, bir Yahudi olan eşini kurtarmak ve bunu yalnızca o dönemin Yahudi veya Hristiyan cemaatleriyle sağlayabilir. Ayrıca kitaptaki yan karakterlerle İstanbulun İslam da dahil olmak üzere çeşitililiğine vurgu yapılıyor, nitekim kitapta en sevdiğim alıntılardan biri ' "Allah razı olsun" dedi ve ıstavroz çıkardı. İşte İstanbul, diye düşündüm. Müslüman duası ve ortodoks ıstavrozu bir arada. İç içe geçmiş dualar, dinler ve kültürler şehri.' Son olarak geçtiğimiz ay Zülfü Livanelinin söyleşisine katılma fırsatım oldu, söyleşide sizin de değindiğiniz başörtülü öğrenci problemi ve insan farklılığı konusu da geçti, ve düşündüğünüzün aksine dönemin bu sorunlarından çok da yakındı Livaneli, merak ederseniz eğer katılımcılardan pek çoğu da başörtülü kadınlardı. Okuduysanız buraya kadar teşekkürler, yanlış anlaşılmasın, Livaneli benim babamın oğlu filan değil, yalnızca karşıt yorum yapmak ve belki yakalayamadığınız yerlerden bahsetmek istedim :)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.