Jules Verne...
Kendisiyle çocukluk çağında "Seksen Günde Devr-i Alem" kitabıyla tanışmıştım. Bugün kitabın hikayesine dair detayları hatırlamasam bile çok severek okuduğumu hatırlıyorum.
Bu sebeple yazara karşı her zaman için bir sempatim vardı.
Zaten "Ay'a Yolculuk" kitabını da bu sempati sebebiyle almıştım.
Fakat bu kitap benim yazar için beslediğim güzel duyguları oldukça sarstı...
Peki neden?
19.Yüzyıl ortalarında Ay'a gitmek gibi vizyoner bir hikaye konusunu oldukça gereksiz ve bitmek bilmeyen detaylarla boğmuş sayın yazar.
Nasıl detaylar bunlar?
Ne tarz detaylar?
Öncelikle kabul edilebilecek bazı detaylardan bahsetmiş, mesela Aya gidecek aracın yapımında kullanılacak malzemeler, aracın büyüklüğü vesaire hakkında tartışmalar her ne kadar sıkıcı olsa da kabul edilebilir detaylar.
Fakat Aya gitmek için diğer devletlerin Amerika'ya yaptığı bağışların miktarını tek tek yazmak gerçekten gerekli mi? Hızını alamayan sayın yazarımız hangi ülkenin hangi banka üzerinden ne kadar para bağışında bulunduğunu yazmakla kalmayıp bir de bunu dolar cinsinden frank cinsine çevirmiş.
Yetmiyor mesela Ay'a gidecek aracın hangi ABD eyaletinden kalkış yapacağına dair tartışmalara uzun uzadıya yer veriyor.
Florida mı Teksas mı?
Coğrafi ve sosyal koşullar irdeleniyor, seçenekler değerlendiriliyor ve en sonunda bir karar veriliyor...
Bunlar da yeterince sıkıcı gelmediyse dürbün ve teleskop arasındaki teknik farkın ne olduğunu uzun uzadıya okumak da size ilginç gelecektir.
Bu örnekler çoğaltılabilir.
Çünkü inanın bana kitap bu tarz detaylarla dolu. Belli ki sayın yazarımız bilime dair bilgisini ve tutkusunu okuyucuya hissettirmek istemiş. Bu bilgiyi "böbürlenme" seviyesine çıkarması edebî bir hikâyeden ziyade bilimsel makalelerden oluşan bir deneme yazısına çevirmiş kitabını.
Bu detaylı bilimsel örnekler bazı okurların hoşuna da gidebilir belki, bunu anlarım fakat bendeniz için okuması muazzam bir işkenceye dönüştü.
Çünkü siz sayın okurlar bir "Ay'a yolculuk" hikayesinden ne beklersiniz bilmiyorum ama ben bunu beklemiyordum.
Çünkü ukala seviyesindeki tüm bu detaylar zaten zayıf ve ilgi çekici olmaktan çok uzak olan hikâyeyi daha da kötü hale getirmiş.
Ortada bir hikâye yok, hikâyemsi bir konu var.
Bahsetmeye değer bir adet karakter bile yok.
Hikâyenin yükseldiği hiçbir yer yok.
Sonrasında ne olacak diye bir kez bile merak etmedim. Onun yerine " acaba şimdi hangi gereksiz konuyla kafa ütüleyecek bu yazar? " diyerek kendimi zorlayarak kitabı elime aldım.
Kitapta akıcılık adına hiçbir şey yok. Çocukken severek okuduğum kitabı gerçekten de Jules Verne mi yazmış şaşırıyorum doğrusu.
Ya da Seksen Günde Devr-i Alem kitabını çocuk edebiyatı seviyesine indirgemek için sadeleştirmişler miydi?
Bilemiyorum.
Fakat bildiğim tek bir şey var:
O da "Ay'a Yolculuk" kitabını hiç beğenmedim.