İş Bankası Kültür Yayınları’nın nehir söyleşi serisi var, belki bilirsiniz. Doğan Cüceloğlu ismi de bu seride yer alıyor: İnsanı Ararken 1. Kitap - Doğan Cüceloğlu Kitabıİnsanı Ararken "Doğan Cüceloğlu Kitabı" İnsanı Ararken, Doğan Cüceloğlu Kitabı. 2005 yılında 2 cilt halinde çıkmış. Ben okumaya ordan başladım. O iki kitabı bitirdikten sonra fark ettim ki meğer kitaplar Damdan Düşen Psikolog olmuş
2011 yılında Canan hanım ve Doğan hoca yeniden bir araya gelmişler ve ortaya bu kitap çıkmış: “Bu kitap, nelerin farkına nasıl vardığının da öyküsü bir bakıma. 2011’deyiz şimdi… Bu kitap, nehir söyleşi kitapları içindeki tek iki ciltlik, o söyleşiden hazırlanmış hayli uzun bir özet. O ilk söyleşilerden bu yana tam 7,5 yıl geçti. Kitabın sonunda bu kez aradan geçen 7,5 yılı özetleyen bir ‘Yıllar Sonra’ bölümü var.” (Sayfa 9-10) Diğer iki kitaptan sonra buraya yapılan ilaveleri de okuyunca hocanın hayatını ve felsefesini oldukça kapsamlı bir biçimde kendi ağzından öğrenmiş oldum.
Söylemek zorundayım ki bu kitapların kişisel gelişimimde önemli bir yeri oldu. Hocayı sadece kitaptan tanıyarak bile hayatımda kimseden almadığım hayat dersini aldım. Birkaç sayfada bir ya kendime ya Doğan hocaya ağladım. Müthiş bir deneyim oldu benim için. Değme “kendine yardım” kitabının yapamadığını yaptı bu kitaplar bana.
NEDEN BU KADAR ÇOK SEVDİM?
Peki ben neden bu kadar sevdim? Şimdi biraz oraya bakalım.
Umut oldu: Her şeyden öne Doğan hocanın yaşamı bana umut oldu. Psikoloji üzerine yaptığım okuma ve dinlemelerde bir insanın değişebilme ihtimalinin yaş ile ters orantılı olduğuna rastlıyorum sıklıkla. Bu da ister istemez değişime dair şevk ve umut kırıcı oluyor bir yerden sonra. Oysa Doğan hocanın hayatı tam tersini söylüyor: insan 37 hatta 65 yaşında bile inanılmaz değişimler geçirebilirmiş. Bu mümkünmüş!
Üstün özeleştiri pratiği: Hocanın müthiş bir özeleştiri pratiği var. Pratiği diyorum çünkü hakikaten bizzat uyguladığını hissedebiliyorsunuz yaşam yolculuğunda. Bu o kadar az bulunan, kıymetli bir özellik ki... Hoca bizzat hayatıyla "Ben de bir insanım ve hata yapabilirim, asıl mesele hatadan sonra ne yaptığın," diyor.
Samimiyet: İnanılmaz samimi. Bu her satırda hissediliyor. Göz önünde bir kimsenin kendisiyle ilgili bu kadar samimi ve gerçek bir duruş sergilemesi hakikaten nadir bulunur bir özellik olsa gerek. Kendisi de şöyle ifade ediyor bununla ilgili durumunu: "Bir anı yazılıyor. 'Toplum bunu nasıl karşılar?' diye sürekli gerçekleri törpülemek; bu tutum acaba geleceğe ne kadar saygılıdır? Gerçeklere ne kadar saygıdır? Belki de o toplumun ihtiyacı olan, o duymak istemedikleri şeyler. Gelecek nesillere pencere, kapı açacak, insanların kendileri ile ilişki kurmasını sağlayacak olan. Anlattım çünkü belki de bir yerlerde birilerinin tam da o anlatılanları duymaya ihtiyacı vardır." (Sayfa 8)
Çok iyi sorular: Sorular ve yönlendirmeler çok iyi, gerçek bir nehir söyleşinin tadına varıyorsunuz! Kâh coşkun akan bir ırmakta rafting yapar gibi heyecanla, kâh batan güneşi izler gibi hafiften hüzünlü, kâh doğan güneşi karşılar gibi umutla hocanın hayatına tanıklık ediyorsunuz. Ne yalan söyleyeyim, bazı yerlerde Canan hanımın sorularıyla ilgili ben de Doğan hoca gibi "Şimdi bunun ne ilgisi var, çok dağıtıyor konuyu," düşündüğüm oldu ama okumaya devam edip bütünsel baktığımda çok yerinde ve okurun faydasına sorular olduğunu anladım. Bunun için kendisine de minnettar kaldım çünkü bu soru ve yönlendirmeler sayesinde belki de olabileceğinin en iyisiyle faydalanma ve ilham alma imkanım oldu hocanın hayatından.
Bilgilendirici: İnanılmaz bilgilendirici. Doğan hoca yalnızca hayatını değil, sorular bağlamında bilgi ve tecrübelerini de aktarmış ve buradan bir dünya şey öğrenmek mümkün. Örneğin Türk ve Amerikan eğitim sistemi, Türk ve Amerikan kültürü karşılaştırmaları muazzam. Amerika'daki okuluma gitmeden önce bilseydim bunları keşke, dediğim çok şey oldu.
Güvenilir: Söyleşi boyunca net olarak hissediyorsunuz ki, hoca ağzından çıkan her cümlenin sorumluluğunun son derece bilincinde. Asla uzmanı olmadığı, üzerinde okumadığı, araştırma yapmadığı konularda kesin konuşmuyor, kimi zaman hiç konuşmuyor ve mutlaka "Alanım değil ama şahsi görüşüm şu şekilde," diye belirtiyor. Bu kitabın 542, diğer iki kitabın toplamının da 1000 sayfadan fazla olduğunu düşünürsek, bu hacimde kurgu dışı bir kitaba vakit ayıracaksanız, güvenilirlik önemli bir özellik diye düşünüyorum.
Fotoğraf destekli: Her bölüm fotoğraflarla desteklenmiş. 2 ciltlik versiyonunda daha çok fotoğraf eki var, bu kitapta fotoğrafların epey kısıtlandığını fark ettim. Yine de kitabı zenginleştirdiğini düşünüyorum. Görsel hafızayla kuvvetli öğrenen biri için kitabın fotoğraflı olması çok güzel.
Doğan Hoca, topraklarımızın yetiştirdiği en kıymetli düşünürlerden biriymiş. Bu hep söyleniyordu belki ama, ben de kendisini tanıdıkça bunu iliklerimde hissettim. Muazzam bir felsefesi ve tutarlılığı var. Çok çok etkileyici. bu kitapları okumak bu sene kendime yaptığım en büyük iyiliklerden biri oldu. Buraya da taşımaktan kıvanç ve mutluluk duyuyorum. Umarım tercih edersiniz ve keyifle okursunuz