Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 24 Temmuz 2024 12:22 #salkımsokakno3
-İCLAL AYDIN
"Her şeye güldüğümüz mutlu yıllardı. Biz çocuktuk çünkü. Biz çocuktuk, anne babalarımız da gençti..."
Hepimiz çocuktuk. Çocukken yaşadıklarımız, o masumiyet o sıcacık mahalleler, komşuluk ilişkileri eskiden daha samimiydi, sıcaktı, gerçekti… Coğrafyanın neresinde olursak olalım her milletden, her dinden insanlarla iç içeydi yaşam. Bunu da asla yadırgamaz aksine bir aile gibi yaşayıp giderdik. Kürdü, türkü, çerkezi, lazı, göçmeni, tek millet gibiydik. Kimse kimseyi kategorize etmez, aksine herkes birbirnden bişiler kapar gül gibi geçinip giderdi.
İşte bu hikaye o günlere götürüyor insanı. Hikayedeki gibi bir İzmir değil de belki Eskişehir, ama tamda böyleydi mahallemiz. Sokaklarda çocuk sesleri eksik olmazdı. Anneler babalar hep bir arada olurdu. Düğünler, cenazeler özel anlar bir aile gibi hep birlikte kutlanırdı. Şimdilerde nerdeee böyle ilişkiler. 8 senedir yaşadığım apartmanda bir merhaba demişliğimiz yok bazı komşugillerle. O derece uzaklaştı insanlar birbirinden, bir selam dahi vermekten. O nedenle bu kitap ruhuma şifa gibi geldi, eski bir albümü açıp hatıraları yâdetmek gibiydi.
Babası polis olan Mert’in İzmir’e tayinlerinin çıkmasıyla hikayeye adım atıyoruz. Bir göçmen mahallesine yerleşiyorlar. Her kültürden insanın iç içe olduğu bu mahallede Boşnak göçmeni Şakir Dede ve ailesi, Mert ve ailesi, güzelliği dillere destan, elinin lezzetiyle nice güzel yemeklerle karşılayan Amina abla her bir karakter insanın içine işliyor. Çocukluklarından erişkinliklerine kadar yaşadıkları mutluluklara, hüzünlere, kayıplara tanık oluyoruz. Kah gülüyor kah hüzünle okuyoruz sayfaları. Hikaye öyle güzel öyle sıcak ve samimi ki detaylara girmiyorum bu duygu yoğunluğu ile okumanız gerekiyor. Yıllar sonra yeniden İyiki okudum dedim iyiki…