Sezin Kaza; İnsanın ailesi Vatan olunca gerçek ailesinin önemi kalmamıştı onun için..
Gerçek ailesi zaten onu yoksaymıştı..
Babaannesi dışında Keleş Timinin başında Üsteğmen olup aile yapmıştı kendine..
Her birinin sorumluluğu onun omuzlarındayken bir sivil gazetecinin ölümüyle herşeyi elinden alınmış normal bir asker gibi sayılmıştı..
Üstüne bir de onu yöneticek bir asker gelicekti..
Kendini aklaması ve düşmanlarını yakalayıp vatanına teslim etmesiyle kabuslarının son bulmasını diliyordu..
Turan Alp Akkurt; O bu zamana kadar hiç bir görevden kaçmamış ailesinin sevgisizliği ile büyümüş, Oxford tıp okurken asker olmuş vatanına hayırlı bir askerdi.. Keleş Tim onun görevi tanımlamasında yokken o yol onu çağırmış ve karşısına kazazedeyi çıkarmıştı..
Asla birbirleriyle anlaşamayan ve sürekli savaşan iki askerin düşmanlara karşı birlik olması için iyi anlaşmak ve Timi kontrol altında tutmak zorundalardı..
Annesinin ve Babasının iş anlayışları ve davranışları evlatlarına soğuk ve sert mizacını ile güldürmeyi unutturmuştu..
Ama gülmesini isteyen biri vardı..
Yıllar sonra dostun düşman olarak karşısına çıkması Turan Akkurt’u şaşırtsada Hera onların işine yarayabilecek düşmana yakınlaştırabilecekti.. Çıkılan görevde şehit vermiş ve bu meseleyi bitireceğini and içmişti..
Turan’ın aile toplantısında neler oldu?
Sırların bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardı.?
Sezin ‘e düzenlenen son suikast diğerlerinden farklımıydı?
Ve daha bir çok soru akıllarda..
Kitabı okurken hem kahkaha atıp ,hemde duygusal anlar yaşadığımı belirtmek isterim..
Yan karakterler ve aile bağlarına özellikle bastırılmış ve bize ders niteliğinde belirtilmişti.Yazarın kalemi çok güzeldi ve kadın gücünü belli eden tüm yazarlara saygım sonsuz oluyor.. İyi ki varlar kaleminizin su gibi akması ve 2. Kitabı en kısa zaman da okumak isteğimle..