Puan vermedi·190 syf.··Beğendi
· Çehov’un silahı prensibini duymuşsunuzdur: “Eğer ilk perdede duvarda asılı bir silah varsa o silah ikinci veya üçüncü perdede mutlaka patlar.” Çehov aslında burada hikayede zorunlu unsurlar dışında diğer gereksiz unsurların bulunmaması ve okuyucuya boş vaatler verilmemesi gerektiğini savunur. Naçizane ben de bu prensibe katılırım.
Agatha Christie romanlarında ve diğer polisiye romanlarda bu prensibe diğer türlere kıyasla daha sıkı bağlı olunduğunu görürüz. Zira okuyucu kendisini dedektifin yerine koyar ve kitaptaki her ufak ayrıntıya dikkat eder, ipuçlarını yakalar ve suçluyu dedektiften önce bulmaya çalışır. Yazarın amacı da bu değil midir zaten?
Kitaptaki eşyaların dışında karakterlerin de hikayeye az ya da çok bir katkısı olması beklenir. Ancak bu kitapta hikayeye hiçbir katkısı olmayan o kadar çok karakter vardı ki… Sayfaları çevirdikçe onlar da bir şey söyler, bir şey yapar, bir ipucu verir diye bekliyorsunuz ancak hiçbir şey yapmıyorlar. Öyle ki, bu karakterleri alıp başka bir kitaba koysanız ne bu kitapta ne de yeni koyacağınız kitapta herhangi bir değişiklik olmaz.
Hikaye esasen aynı 3-5 kişinin etrafında dönüyor ancak bunların yarısı öldürüldüğü için katili tahmin etmek çok da zor olmuyor. Yazar tahminimce okuyucunun dikkatini dağıtmak için bilinçli olarak işlevsiz bir kalabalık yaratmış ve bu ucuz illüzyonla okuyucunun katili bulmasını zorlaştırmaya çalışmış.
Tüm bunlara rağmen yine de keyifli bir kitap. İyi okumalar dilerim…