·304 syf.····Okunma: 01 Ağustos 2024 00:00 Troya Savaşının ve mitolojinin pek aşina olmadığımız bir yüzünü okuyoruz bu kitapta. Troya Savaşına dair bildiğimiz her şey yiğit Aka ve Troya erkeklerinin meydanlarda birbirlerini kıyasıya öldürmesi, zeki komutanların hünerlerini sergilemek için bir nesil genç erkeği kırdırması idi . Peki o erkeklerin arkasında kalan kadınlar? Arkasında kalan demek de bir nevi yanlış bir ifade çünkü direkt olarak savaş meydanlarına olmasa da onlar da bu savaşa öyle veya böyle sürüklendiler.
Troya yiğitler geçidi olsa da bu geçitte daha önce kadınları görmek mümkün değildi. Tabi bu geçidin öncüsü olana Helen sayılmazsa, o da şeytanın güzel bir kadın bedeninde aralarında dolaştıkalrını düşündükleri bir nifak tohumuydu.
Kitabın genel olarak odağı bu nokta esasında -Troya Savaşının öteki yüzü- .
Odessieus'un Tahta Atı ile kazanılan savaşın zaferi ile sarhoş Yunanların ayılması zaman alsa da işte bir sorun olduğu gün gibi ortadaydı . Dinmeyen bir fırtına . Zafer sevinçleri yarım kalmıştı . Burda hangi Tanrıyı kızdırdıkalrı için kaldıklarını bile bilmiyorlardı .
Öteki taraftan ise Troyalı esir kadınlar bu fırtınanın hiç dinmesin diye yakarıyorlardı çünkü hepsi - kraliçeleri dahil - Yunan krallarına köle ya da şeref ödül olarak verilmişti . Kadınlar kendi hayatları için verdikleri mücadele ve ülkelerine duydukları acı ile öylece sıkışıp kalmışlardı .
Tam olarak mitoloji diyemeyeceğim bir kitaptı , sıkça belirttiğim gibi Troya üzerinde durulmuştu . Yunan mitolojisi ile yakından ilgilenen biri olarak benim için bile sürpriz detaylar ile doluydu. Temelde bahsedilmeyen hususlar olan troyalı kadınlar ve Yunanlıların Troya'da sıkışıp kalması çerçevesinde yazılmış . Anlatıcı karakterden pek haz edemediğim için ve biraz durağan bir yapısı olduğu için biraz kırık bir puan veriyorum kitaba ben . Konusu sınırlı olduğu için daha fazla ipucu vermek tat kaçırıcı olurdu muhtemelen. Mitoloji seven ama tanrılara muhatap olmak istmeyen okur dostlarım için kısmen realist bir eser diyebilirim.