Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 01 Ağustos 2024 13:43 Hayatta hepimiz nefsimizin kurbanıyız. Bu nefsi terbiye etme konusundaki en zor mesele sanırım aşktır. Kitabın konusu ise tam olarak burada başlıyor. Bir tarafta imkansız olduğunu bilerek kendini tüm nefsi isteklerden uzak tutmaya çalışan Fikret. Bir tarafta ise aşkın ateşiyle yanıp kavrulan ve duygularına söz geçirme konusunda Fikret kadar başarılı olamayan Nejat...
Maalesef ki Nejat evlidir. Ancak aşk dolu bir evlilik değil yani en azından Nejat için durum böyle çünkü eşi Nejat'a tüm içtenliğiyle bağlıdır. Nejat mutsuzdur sevdiği kadınla beraber değildir. Onun hayallerindeki kadın Fikret'tir. Fikret bu aşk kıvılcımları başlar başlamaz her şeyini toplar ve İstanbul'dan ayrılarak babasının yanına gider. Çünkü Nejat'ın bir ailesi vardır ve onlara ait olması gereken bir sevgiyi Fikret kendine hak görmez.
Ancak ileri zamanlarda kader onları yeniden bir araya getirir. Fikret her zaman vicdanıyla ve mantığıyla hareket eder. O aileyi bozacak namusuna laf ettirecek hiçbir girişimde bulunmaz . Evet aşkından bitap düşse bile...
Fakat herkes her şeyi öğrenir ve kitabın sonunda Fikret hastalığından dolayı vefat eder. Son gördüğü gözler hayatının aşkı olan Nejat'a aittir.
Geriye ise Fikret'in biricik kızı Nedret'e yazdığı bu mektuplar kalır. Güzide Sabri'nin yazmış olduğu "Nedret" adlı eser bu kitabın devamı niteliğindedir. Bu satırları okurken belki sizde yargıladınız benim kitabı okurken yaptığım gibi. Ama Fikret elinden geleni fazlasıyla yaptı. Nefsinin kurbanı olmadı. Evet belki çok zor bir hayata ve sonunda genç yaşta ölüme mahkûm kaldı. Fakat zaten hepimiz aynı değil miyiz? Sadece kendimizi terbiye etmemiz gereken konular farklı. En azından iyi bir insan olarak ve namuslu bir şekilde ölmek hepsine bedel.