Kobo da ücretsiz kitaplar arasında gördüğümde merak edip ekledim ama 3 senedir kapağı ve adının etkisiyle geçiyordum. Diyorum ki böyle güzel kitapları niye basit gösteriyorlar mesela “Mutlu Olma Sanatı” kitabını da arkadaşım verdiğinde pembe bi kapak üzerinde çikolataya bulanmış çilek falan neyse dedim bu kız oku dediyse vardır bi bildiği ki Bertrand Russell ile tanışmam öyle oldu. Dedim ki kitaplara karşı önyargılı olmayacağım. Ama Hüzünlü bir Ponçik kitabı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim işte o kitap benim önyargılı bakmamın sebebidir. Geleyim artık Karşı Konulmaz Kadınlar a ciddi ciddi beğendiğim bir kitap oldu, ilişkiler üzerine okuduğum kitapların üzerine hiç 6 puan alacak bir kitap değil. İlişkilere,erkeklere,evliliğe bakış açımızı (biz kadınlar olarak) düzeltmekle kalmıyor en sevdiğim kısmı da kimse sizin kurtarıcınız olmayacak dediği bölüm. Evet bir beyaz atlı prens gelip sizi daha mutlu, daha iyi, daha zengin bir insan haline getirmeyecek. Biri hayatınıza girip tüm sorunlarınızı, dertlerinizi çözmeyecek. Kendi kurtarıcınız yine kendinizsiniz. Kimseye öyle bakmayın, hayatı ya da evliliği o zannetmeyin. Siz zaten mutlu ve hayatından memnun bi insan değilseniz evlilik sıkıntınıza sıkıntı eklemekten başka bi şey olmayacak çünkü aynı kendiniz gibi bi insanı bulacaksınız. Bir diğer kınu şikayet edip durmayın! Sürekli şikayet eden bi insanı kadın ya da erkek kim ister ki hayatında? Ve dikkatimi çeken başka bir konu sizden daha alımlı, çekici ve güzel bi kadın gördüğünüzde onu etrafınıza ya da partnerinize kötülemeniz, aşağılamanız ancak ve ancak sizi küçültür hatta sizin de öyle çekici olabilme yollarınızı kapatır çünkü öyle olmayı kötülüyorsunuz. En güzeli onun güzelliğini partnerinizle birlikte övmek ve izlemektir, bu eğlenceli bile olur nihayetinde partneriniz akşam sizinle eve gidecektir. Böyle kadınlar gördüğünüzde söyleyeceğiniz şu olmalı “Yürü be kızım helal olsun.” Eş zamanlı bir şekilde bu bölümü okumadan birkaç gün önce hava alanında beklerken hostesler geçiyordu ve hepsi de çok güzeldi. Ama bi tanesi öyle havalı ve küçük dağları ben yarattım gibi yürüyordu ki dayanamayıp kızıma “Şuna bak sanki dünya güzeli seçilmiş havalara bak” gibi bir şeyler dedim ve kızım bana “Bırak anne böyle kadınlar çoğalsın!” Dedi ve haklıydı. Birbirimizi yereceğimize yüceltelim ve çoğalalım. Mutlu mutlu, gururlu ve havalı havalı yürüyelim. Kendimizi beğenelim, sevelim ve birbirimizi övelim. Başka bir dikkatimi çeken konu erkekler ve kadınlar arasındaki bitmez tükenmez yarış “güç yarışı” “mağdur yarışı” “daha zeki kim yarışı” vs bu yarışlarla birlikte her iki cinste birbirini eleştirir, küçültür, yerin dibine sokar.Sürekli erkekleri eleştiren onları küçük gören ve erkeklere hakaret eden bir kadın sonra düzgün bir adam hayatıma girmiyor diye yakınır! Açıkçası hepsi çok değerli konular ve belki ben burada kısa kesip çok basit anlamda bir cümle kurdum ama her konunun açıklaması kayda değer derecede içimize işliyor. Konular sanki zaten aman hep bildik şeyler gibi ama dediğim gibi yazarın açıklamaları hiç bakmadığınız açıdan üstelik hepsini yapıyorsunuz bence şans verin kitaba