Su gibi bir kitap okudum. Yazın sıcağında içimi ferahlatan su gibi.
Derdimi dinleyen dostuma kalp kırıklıklarimı anlatmak gibi .
Bende bir dostumun derdini dinledim sanki kitapta ama bu dert öyle güzel anlatılmış ki okurken yaşadığımı hissettim.
Bazı kitaplar gerçekten gelip sizi bulur .
Şöyle bir elime alıp göz atayım derken kitabın sonunda buldum kendimi ve serinin devamini alamadığım için de çok üzüldüm.
Bilen bilir ben böyle kitapları okumaya bayılırım ve okunmasını da tavsiye ederim.
Ferzan çağla aşkını okuyoruz. Ama bu öyle bildiğimiz sıradan aşklardan değil!
Ferzan küçük yaşta babası ölünce bir cafede çalışarak geçimini sağlamaya çalışır. Bir öğrenci olan Çağla 'nın cafeye gelmesiyle hayatı bir anda değişir. Aşkı ve kendini sorgulamaya başlar. Çağla ise bundan habersiz içinde ilahi olana aşka ulaşmaya çalışır. Dünyevi zevklerden uzak durmaya çalışır. Bu süreçte yaşananlar sıcacık bir hikaye içimizi sorgulamaya yetecek kadar samimi yazılmış...
Ben en kısa süre de Mim ve Vav kitabını da okumak istiyorum size de tavsiyemdir arkadaşlar kitapla kalın
"Peki ya doğru olan neydi? Ya da tek bir doğru mu vardı? İnsanın doğruyu bulması arayışında gizliydi. Çöllerin ortasında bir deniz , karların ortasında bir ateş arıyordu insanoğlu. O yüzden de zordu bulması. Yanlış yerde yanlış zamanda aranılan doğru ya doğru olmuyordu ya da doğru sanılıyordu..."
"Bilinen yola herkes giderdi. Esas mesele yolculuk değil,yoldaki dostluktu"...