Kitap 1830 ve günümüz olmak üzere iki farklı zaman diliminde geçiyor. Eşinden boşanan Julia Hamill bahçesini düzeltmek için kazmaya başladığında birtakım kemiklere rastlar. Kemiklerin kime ait olduğunu araştırmaya başlar ve daha önceki ev sahibinin 92 yaşındayken bahçede öldüğünü fark eder. Araştırmasını derinleştirdikçe ulaştığı mektuplar ona kemiklerin kime ait olduğu ile ilgili bilgiler verecektir.
Kitabın dili son derece akıcı. Yazarın mesleğinin adli tıp olmasından dolayı ayrıntılar dikkat çekici. Kitapta 1800'lü yılların tıp gelişmeleri ile günümüzü karşılaştırma fırsatı buluyoruz. Sonun ise gerçekten şaşırtıcı olduğunu söyleyebilirim. Keyifli okumalar.