·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ağustos 2024 13:16 Yaklaşık 3 dakika önce kitabı bitirdim, ıslak gözlerimle koşa koşa buraya onların güzelliğini anlatmaya geldim ve.. evet bir damla daha klavyeme doğru inişe geçti! Yani ben çok mutluyumm, onları okuduğum için o kadar çok mutluyum ki hıçkıra hıçkıra hem ağlayasım hemde haykırarak neşe çığlıkları atasım var. Gizli Bahçe'yi okurken şey demiştim huzur bir kitap olsaydı kesin bu kitap olurdu. Şimdi de diyorum ki 'UMUT' bir kitap olsaydı kesinlikle benim için bu kitap olurdu. Yani hem Gabriel'in hemde Ellie'nin yaşadıkları şey o kadar zor bir durum ki gerçekten nasıl anlatabilirim, doğru cümleyi nasıl kurabilirim bilmiyorum. Ama onları okumak, onların sevgilerini, bağlarını, düşüncelerini, yaşadıklarını hissetmek benim için hem çok zor, hem çok güzel, hemde çok etkileyiciydi. Bilmiyorum kendimi hayran hayran kitaba bakarken, gülümserken buluyorum. Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi kesinlikle ve ben bu kitabı seçerken bu olasılık aklımın ucundan dahi geçmemişti.
Yazarın iki kitabı var elimde; Başka Dilde Aşk ve Her Şeyden Önce Sen. İlk Başka Dilde Aşk'ı okudum ve sevdim diyebilirim. AMA! erkek karakter kesinlikle noo benim için yani, hayalimde büyük bir çarpı var yanında. Onun dışında kitapta takıldığım birkaç nokta daha var ve açıkçası kitabı tekrar ediyorum sevmeme rağmen bana biraz toksik hissettirdi. Sonra dün bitirdiğim fantastik sonrası dedimki 'AŞK OKUMAK İSTİYORUM! BÖYLE SAÇMA ÇIĞLIKLAR ATMAK İSTİYORUM, KALBİMİN ERİMESİNİ İSTİYORUM! DELİRMEK İSTİYORUM YA!..bu kadar.' dedim ve kitaplığıma dönmemle bu kitabı gördüm. Dedim 'İpek, battı balık yan gider kızım, oku gitsin. Yani en fazla ne çıkabilir kiiğğ??' dedim ve başladım. Vallahi kendimi şimdi 'ağağağağğağ!' diye koltuktan aşağı atasım var. ALLAH YA RABBİ!.. Yani kitap başladı ama ben öyle bir soğuk yüzle kitaba bakıyorum ki biliyorum çünkü toksik çıkacak vs bir şeyler olacak içime sinmeyecek. Sonra baktım Allah Allah ilkinden çok daha farklı ilerliyor. Şu an şey gibi hissediyorum, hani dedim ya kitabı görünce 'Oku gitsin kızım, en fazla ne çıkabilir?' heh şimdi sanki yazar karşımda da bana el hareketi çektiğini görür gibiyim ve şey diyor 'Al sana aşk, ah al sana dram, ah al sana çığlık kıyamet. Şimdi git şu köşede ağla, hadi canım hadi..' hahahahha. Yani şu UYARIYI da yapayım; inanılmaz tetikleyici unsur var içinde. Çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde istismara uğramış iki bireyi detaylıca okuyoruz. O yüzden fazla etkileyici, tetikleyici olabilir, uyarmak isterim. Evet, devam ediyorum; kitap resmen bir günde aktı gitti elimden. Böyle resmen bitirmemek için savaştım durdum kendi içimde. Ve VEE! en güzeli KARAKTERLER! Hayatımda okuduğum EN NAİF erkek yeminle bu kitaptaydı. Yani o kadar düşünceli, kibar, nazik, anlayışlı, güzel, çok güzel seven bir adamdı kii.. yemin ederim okurken 'yaa! ayyy! ohaaa! amaa çokk güzeeeel!' diye saçma sapan sesler çıkarmaktan en son dedim ki 'Ama bir kendine gel! yeter!' Kısacası Gabriel'e vurulmuş durumdayım dostlar. Yani Archer gelsin bu adamın yanağını yesin, öyle diyeyim, anlayın siz. Eloise ise AMAN TANRIM yani kızı görsem ona böyle hayran hayran bakar ve onu anında ciğerime sokardım. İkisini de çooook sevdim. Şunu da söylemek istiyorum, kitabı bu kadar akıcı yapan şey; karakterlerin arasındaki pürüzsüz, açık, düzgün, net, gram toksiklik barındırmayan ilişki, diyalog. Zerre uzatmadılar ya zerre! Rahatsızlıklarını çat diye söylediler ya da sordular ve hakkında birbirleri ile konuştular. 'İşte yaa! İşte sonunda sağlıklı bir ilişki!' dedim. Çok güzel bir şekilde, gözümde yaş ile de bitirdim. Bilmiyorum beni çok etkilendi. Aşırı sevdim. Asla unutmayacağım güzel karakterleri ile zihnime kazındı. Kesinlikle öneririm ama aynı zamanda da fazlasıyla tetikleyici unsurlar bulundurmasından dolayı da uyarırım. Mutlu olmanızı diler, keyifli okumalar dilerim. Çokça sevgilerimle..
"Güneş ufukta yükselmeye devam ediyordu. Işıklarını dünyanın üzerine düşürüp karanlıkları aydınlatıyor ve tüm gölgeleri yok ediyordu. Bazen bu bana, dünya yalnızlık ve acıyla dolu olsa da, aynı zamanda gökkuşakları, nergis bahçeleri ve taşlardan fırlayan meleklerle de dolu olduğunu hatırlatıyordu. Hayat, karşılaştıkları bütün zorluklara rağmen güneşe yüzlerini dönecek cesareti kendilerinde bulmayı başaran narin çiçeklerle doluydu. Ve en beklemediğimiz anlarda gerçekleşen mucizelerle. İyileşmenin de aslında tıpkı taşlar gibi yalnızca kum, basınç ve zamandan oluştuğunu öğreten, zor kazanılmış deneyimlerle doluydu."