1-) odak değil mihrak
2-) geçmiş değil mâzi
3-) değer değil kıymet
4-) özgürlük değil hürriyet, hürlük, serbestîlik, âzâdegî, âzâdelik
5-) yükseliş değil tazim, terfi
6-) tarih değil tevârih
7-) örnek değil misal, numune, numune-i imtisal
8-) gereken değil lazım
9-) duruş değil tavır, hâl
10-) eğitimci değil terbiyeci, mürebbi, muallim, müderris
11-) yan değil veçhe, cihed, taraf, mevkî,
12-) toplum değil cemiyet, içtima
13-) etkin değil müessir
14-) sorumluluk değil mesuliyet
Diyelim ve Kadim Türkçemize sahip çıkalım.
İzâhat:
1-) Türkçe'de "odak" deyyü bir kelime yoktur.
2-) geçmiş gibi ek ilavesiyle müstahsel basit kelimelerden ziyade İslamî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î mâzi kelimesini istimal edelim.
3-) "
4-) Türkî'de özgür diye bir kelime yoktur. Öz ve Gür kelimelerinden özü gür gibi ma'na için uydurulduğu tahmin edilmektedir. Özü gür demek hür olmak, serbest olmak demek değildir. Zaten özgür demek mantıklı da değildir.
5-)yükseliş gibi ek ilavesiyle müstahsel basit kelimelerden ziyade İslamî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î tâzim, terfi kelimesini istimal edelim.
6-) Hüviyet-i asliyyesini muhafaza vazifemiz itibariyle ve mükeleffiyetimizin muarız cephesini tereddiye müvecceh kıldığımızı da muhasebe ettiğimizde boykotlan tevârih şuuru elzem olur.
7-)Ermenice olan örnek kelimesine mukabil misal, numûne, numûne-i imtisal kelimelerini istimal edelim.
8-)gereken gibi gerek ek ilavesiyle müstahsel gerek basitliği mâadâ İslamî vezinle cuk oturma fiili ziyadesiyle tahakkuk edip belagata hizmetinden mütevellit İslâmî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î lazım kelimesini istimal edelim.
9-)duruş gibi ek ilavesiyle müstahsel basit kelimelerden ziyade İslamî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î tavır, hâl kelimesini istimal edelim.
10-)Eğmek fiilinden tahsil, ta'lim ve terbiye ma'naları elde edilemez ki insanlar eğilmezler, terbiye edilirler. İlaveten, Türkî'deki eğitmek masdarı hayvan veya köle beslemek, yetiştirmek ma'nasını haizdir. Hür insanlar için kullanılmaz. Nihayeten, birine bir şey öğretmeğe ta'lîm denir. Öğretene muallim, öğrenene müteallim denir. Çocuğu veya ekini besleyip büyütmeğe, yetiştirmeğe; bir şeyi derece derece geliştirerek kemaline ulaştırmağa terbiye denir. Terbiye insanların bedenî, zihnî, ahlâkî ilh. gelişmesini ifade etmek için kullanılır. Öğretmek, ezberletmek, ders vermek ma'nalarını haiz bir başka kelime tedristir. Ders verene müderris ve ders okutulan yere medrese denir. Edeplendirmeğe, kibarlık, zariflik kazandırmağa te'dîb denir. Ahlakı güzelleştirmeğe, atırmağa, temizlemeğe tehzîb denir. Hâli ıslah etmeğe, taksirattan arındırmağa, nefsi arındırmağa tezkiye denir. Doğru yolu göstermeğe irşâd denir
11-) yarı mecaz usûlünden kelime iğdişliği nevi teşbih yerine İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olalım.
12-)1> Bu kelimenin teşkilinde 2 ihtimal vardır. Bunlar: top-lum ya top-lu-m şekilleridir. Türkî'de -lum lafzı yoktur. Ol sebeple, top-lum şekli mantıklı değildir. Toplu kelimesi ise sıfattır. Ya top şeklinde demektir, ya tertipli demektir. Sıfatlara ilave edilen -m lafzı sahiplik ma'nası verir. Misal: kırmızım gibi. Toplum demek toplu diyerek vasfedilen bir şeye sahip olmayı ifade eder. İşbu sebeple, toplum kelimesinin cemiyet ma'nasına istimâli doğru değildir.
13-)Türkî'de ki lafzının iki vazifesi vardır. Bunlar edat-ı rabıta ve zamir-i vasfidir. Edat-ı rabıta iki cümleyi bağlar. Misal: Anladım ki sen derse çalışıyorsun. Zamir-i vasfi sıfat manasına gelir ve zamir-i şahsilerin yahud isimlerin ahirlerine ziyade kılınır. Misal: benimki, seninki, Ali'ninki ilh. Etki kelimesi ise ne cümleleri birbirine bağlamakta ne de zamir ma'nası taşımaktadır. Ol sebeple, Türkî'de etki ve hus deyyü bir kelime yoktur.
14-)