Gönderi

10 değil 100 değil tam 1000000 puan!!!
10/10
·1525 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 20:46
2009 yılında her hafta yeni bölümünü izleme şansı bulduğum ve bana göre Türk dizi sektörünün başat dizilerinden biri olan Ezel dizisinin mükemmel senaryosunun nasıl ve ne şekilde yazdığını liseye başlayıncaya kadar hep merak ettim. Lisedeki edebiyat öğretmenim dizinin son bölümünü bize anlatırken aslında bu dizinin 19. yüzyılda yazılmış bir dünya klasiğinden uyarlama olduğunu söylediğinde gerçekten çok merak etmiştim. Ama açıkçası kitabın 1550 sayfa olduğunu öğrendiğimde korkmuştum ve işte şu anda yani 2024 senesinde neden bu zamana kadar okumadım diye üzülerek bu cümleleri yazıyorum. Alexandre Dumas, Jack London'un deyimiyle Baba bir yazardır. Baba yazar olmasının sebebi ise Dünya edebiyatına armağan ettiği eserlerinin olmasıdır. Bu eserlerden en güzeli de kesinlikle Monte Cristo Kontu'dur. Roman, 1815 Marsilya sahilinde başlar. Karakterimiz Edmond Dantes 19 yaşında saf ve tertemiz bir delikanlıdır. Nişanlı Mercedes ve babası için çalışmakta, onlar için şirin ve güzel bir gelecek kurmak istemektedir. Gemide bir tayfa olan Edmond, kaptanın ölmesiyle bağlı olduğu armatör tarafından kaptanlığa kadar yükseltilir. Bu güzel haberi önce biricik babasına, ardından çok sevdiği ve değer verdiği Eyşan'a pardon Mercedes'e haber verir :D Bu güzel haberin ardından da nişanlanıp akabinde Mercedes ile nikâh kıymak ister. Ancak kader saf ve iyi yürekli insanları önüne her zaman bir sınav çıkarır. Edmond'un sınavını belirleyenler de Terzi Caderousse, Balıkçı Ferland ve aynı gemide muhasebeci olan Danglars olmuştur. Bir kağıt parçası, tüy kalem ve mürekkep üçlemesi ile bu üç acımasız adam Edmond'un Napolyon yanlısı bir adam oldukları iftirasını atarlar ve ihbar ederler. Tam da nişan günü muradına erecekken savcı yardımcı Villeford tarafından tutuklanarak mahkemeye apar topar götürülür. Aslında Edmond'u kurtaracak delil Villeford denen adamın ellerindedir ama delilin üzerinde babasının ismi yazdığı için Edmond'a bir söz verir ve ardından Edmond'u kurtaracağını söyler. Ardından da Edmond'u kurtaracak belki de tek delil küçük bir mum alevinde yanıp kül olur. Tıpkı Edmond'un hayatının yanıp kül olacağı gibi... Edmond Dantes adlı zavallı genç mahkemeye çıkar ve Fransa'nın en korkunç hapishanelerinden biri olan IF Şatosu'na ömür boyu mahpus edilir. Kitabın bu kısımlarında Edmond'un umutlarını okuruz, savcı yardımcısı Villeford'a güveni uzun zaman devam eder. Ardından aylar ayları kovalar ve bir gün Villeford'un Paris'e gittiğini öğrenir. Hayattaki tek şansı da böylece yok olur gider. Hatta yıllar geçtikçe iyice ızdırap çeker, en sonunda dayanılmaz acıların bitmesi için kendini bile isteye aç bırakır. Yaşama umudu yoktur, nişanlısı yoktur, babası yoktur... Bir gün hapishanenin alt kısmında kazı sesi duyar. Buna kulak kesilir ve emin olduktan sonra bir anda bir umut ışığı doğar. Ne demişler: Umut fakirin ekmeğidir. Biçare Edmond da eline ne geçerse gizlice kazmaya başlar ve devam eder. Aylarca kazar, kazar, kazar... Ardından ufak bir boşluk görür ve neden bu boşluğu büyültmesin? Boşluk iyice büyür ve içinden yaşlı bir adamın sesini işitir: Başrahip Faria! Dünya edebiyatında mentor kavramının babası olan Faria Edmond'a her konuda yardımcı olur. Ona Avrupa'nın ve Doğu'nun önde gelen dillerini öğretir, bilim öğretir edebiyat öğretir. Önce bir öğretmen olur daha sonra bir mentor daha sonra da bir baba... Faria bir gün rahatsızlanır, aileden gelen kalıtsal bir hastalığın murisi olarak hayatına devam eden bu adama hapishanede aralıklarla kriz gelir. Üçüncü krizinde ise maalesef Faria hayata veda eder. Ölmeden önce Edmond'a bir harita bırakır, Edmond'a yepyeni bir kimlik bırakır. Faira'nın ölü bedenin de yardımı ile yanına da bir bıçak alarak Fransa'nın bu cehenneminden İF Şatosu'nun aşağısına doğru atılır. Ardından da yüzerek kıyıya kadar ulaşır tam 14 yıl sonra. Bir gemide yardımcı kaptan olarak işe başlar. Gerekli parayı kazandıktan sonra da Faria'nın bahsettiği Monte Cristo adasına doğru yol alır. Faria'nın haritasına harfiyen uyar ve ardından 14 milyon Frank değerindeki muazzam hazineye erişir. Ve o günden sonra Edmond Dantes hapishanede ettiği yemini hatırlar: Villeford, Fernand, Danglars ve Caderousse'dan ne pahasına olursa olsun intikam almak! Edmond kendi deyimiyle dünyaya yeniden bir intikam meleği olarak geri döner. Ve ardından bu intikam hikâyesi başlar. İnce ince ve acımasızca... Hayatım boyunca okuduğum en güzel kitaplar listesi yapsam bu kitabı kesinlikle ilk 3'e koyarım. Bu kadar iddialı olmamın sebebi ise kitabı okurken adeta uzun metrajlı bir dizi izliyormuş hissi uyandırması. Aşk ve intikam teması her zaman revaçta olmuş bir temadır. Ama Alexandre Dumas ile bu tema bambaşka bir boyuta ulaşmıştır. İntikam konulu birden fazla belki de yüzlerce eser yazılmış olmasına rağmen bu eserlerin en uç noktasına ben artık Monte Cristo Kontu'nu koyuyorum. Kitapta canımı sıkan en büyük nokta ise bu haklı intikamın bir süre sonra çığrından çıkması ve suçluların çevresindeki zararsız insanları da etkilemesi oldu. Şayet bu zarardan sonra Monte Cristo Kontu artık intikamın ne kadar vahim olduğunu anladı ve en sonunda yüreği soğumuş bir biçimde intikamına son verdi. İntikam duygusu ne kadar soğursa soğuğun her zaman hissedilen ve acısı iliklere kadar işleyen bir duygu olmuştur. Bir bıçağın saplanıp kalması ve o bıçağın acısının her zaman baki kalması gibi... Aşktan da dostluktan da umduğunu bulamayan bu adam kendine varis olarak bir oğul tayin ettikten sonra hayatta onu en saf şekilde seven Tepedenli bir kız ile bilinmeyen bir ufka doğru seyahat eder. Bu kitabı bize armağan eden Alexandre Dumas'ya ne kadar teşekkür etsek az. Bize uzun metrajlı bir dizi izleten bu adamın daha da fazla ön planda olması gerektiğini düşünüyorum.
Alıntı
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
·
98 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.