10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2024 09:29
Bazı insanlarda özel bir yaşama iştahı var. İhtimalleri düşünmek gözlerindeki ışığı parlatıyor, olumsuzlukların üzerinden atlayıp ileride ne var diye hemen yola devam ediyorlar. Türkiye’nin 3G’ye geçişini hayal meyal hatırlıyorum. Yapılan reklam kampanyalarının nedenini kitabı okuyunca daha iyi anladım. Rakiplerin daha evvel yaptıkları yatırımların karını almaya devam etmek istemeleri, Turkcell’in ortaklarından Çukurova Grubu’nun 2007 genel seçimlerinden sonra hükümetle arasının açılması sonucu yavaşlatılan bürokrasiye rağmen ülkeyi dünya standartlarına taşımak, her vatandaşı hızlı internete ve akıllı telefona kavuşturmak isteyen o tutkulu CEO, bu reklamlar sayesinde halka “sizin menfaatiniz için çalışıyoruz, bu yolda bizi yalnız bırakmayın” demeye çalışıyormuş. Amerika’da okumuş, Harvard’ta MBA yapmış birinin ağzında gümüş kaşıkla doğduğunu varsayarız genelde. Oysa boşanmış bir ailenin babada kalmış çocuklarındanmış Süreyya Ciliv ve babası kendi büyüme travmalarından olsa gerek sevgisini en fazla matematik problemleri çözdürerek gösteren biriymiş. Hırçın olabilirdi, yakıp yıkabilir, bağları koparabilirdi muhakkak ama o hep ikna etmeyi seçmiş ki ileride iş yaşantısında da tozu dumana katması ile değil, uzlaşma ve ikna kabiliyetleri ile anılan birine dönüşmüş. Aile evinde takdir gören “ilim -bilim” onun da hayatının merkezinde yer etmiş; hep çok iyi puanlar alan, iyi okuyan biri olmak onun zaten doğası olmuş. Bilimi kendisinin ve ülkesinin gelişimi için kullanmak onun aile örüntüsünün pozitif yansıması; ailesinde pek çok kıymetli bilim ve tıp insanı olmasının da nedeni bu örüntüyü dönüştürmeyi bilmeleri… Çok başarılı birini gördüğümde öncelikle ailesinden, sonra iş çevresinden maddi ve manevi destek gördüğünü, başarısızlık korkusu yaşamadığını, tuzunun kuru olduğunu düşünme eğilimim var. Oysa kendi başını kurtarması gerektiği çok net ifade edilmiş, kazandığı bursu kaybetmemesi gerektiğini hep hissetmiş, stratejileri kabul görmeyip çok inandığı işten uzaklaştırılmış, ırkçılığa uğramış, çok ortaklı ve araları iyi olamayan patronların olduğu bir yapıda yöneticilik yapmış, patronlardan birinin hükümetle arasındaki soğukluk nedeniyle icraatları yavaşlatılmış, bazen de açıkça engellenmiş biri var burada… Ama onu bu talihsizliklerle değil, Türkiye’yi dünya standartlarında internet hızına kavuşturan altyapıyı kuran adam olarak biliyoruz. Takım oyununa kıymet veren bir takım kaptanı olması, çalışanların herbirine şirketin vizyonunu gösterip onları da bu amaç için hevesle çalışmaya ikna etmesi, gençlere yönetici kademelerinde rol vermesi, dezavantajlı bölgelere istihdam götürmesiyle Türkiye’de nadir görülebilecek bir yöneticilik örneği… “Keşke babam olsa” diyerek okudum…
Süreyya CilivFırat Demirel · Kronik Kitap · 202389 okunma
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.