İlk başlarda hikayesini beğenerek takip ettiğim Füsun ve Kemal'in hikayesi, Füsun'un evliliğinden sonra o kadar saçma sapan yerlere gidiyor ki Kemal'in karakteri fikrimce kötüleşmeye, mide bulandırıcı yerlere gitmeye başlıyor... Romanın geçtiği yılları göz önünde bulundurursak hikaye normal, o günden izler taşıyor olabilir; ancak 'aşk' olgusu zamanı olmayan bir kavram olduğundan, romanda betimlenişi, karakterin tüm saçmalığına 'Füsun'a aşkı' adı altında neden sunulması bana hiç mantıklı gelmedi.
Romanın dışında konuşmak gerekirse; kitabın son sözünde Orhan Pamuk'un müzenin yaratılışını anlattığı bölümde tamamiyle bir kandırılmışlık, hayal kırıklığına uğramışlık duygusuna kapıldım. Kurmaca üzerine kurmaca olması, kurmacanın günümüze kadar ulaşması ve bunun müze olarak sergilenmesi benim bir daha asla Orhan Pamuk okumayacak olmama neden olmuştur.