280 syf.
·2 günde·9/10
Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında böceğe dönüşmesi gibi aniden olmuştu her şey. Evindeki davetsiz misafirler onu bir "yabancı" yapmıştı.

"Suçlanıyorum ama suçum ne bilmiyorum. Beni neyle itham ediyorlar?
-Sonra durumu fark etmeye başlıyor: Şimdi anlıyorum ki... Benim tutuklanmamın ve bu soruşturmanın arkasında... koca bir teşkilat var. Masum insanları tutuklayarak onlara karşı soruşturma başlatıyorlar.”

Suçsuzluğunu avukat tutup, mahkemeye çıkarak, ispatlayabileceğini düşünür Joseph. Kimsenin yardımı olmaz ona. Joseph K. bütün hayatı boyunca kendini cezasını hayatın içinde tutsak kalarak yaşayacaktır. Küçük dünyasından çıkamayarak zaten bir hapishanededir. Bunun ayrımına varamadığı için cezası ne olacaktır?

İnsanlar, İş yerleri, Mahkemeler, Memurlar, Bürokratlar; üst kesimden bireyin çevresini sarmış olan toplum otoritesi… Adeta avını aramaya çıkmış insan yiyicilerini andırıyor. Kafka’nın distopik romanı çok tanıdık bir hikaye sanki! Bugün Yüzlerce Joseph K. hunharca kalbinden bıçaklanıyor. Suçsuzca. Suçlu olan Joseph’i tutuklayanlar mı yalnızca? Hayır. Asıl suçlu her şeyi bir kenardan izleyen ve hiçbir şey yapmayan bizler, toplumun kendisi. Tek başına bufalo sürüsüne dalıp zayıf olanı yakalayan bir aslanın sert dişleri karşısında bir araya gelmeyen, boynuzlarını kullanmayan ve kaçıp giderek onu ölüme terk eden bufalo sürüsü gibi. Romandaki K.’ya selam veren çamaşırcıdan daha farklı değiliz. K. gibi kurbanlar arasına girmeden bir çözüm yolu bulması gereken bizler Kafka’nın tüm uyarısına rağmen hiçbir şey yapmadan sıramızı bekliyoruz. Öyle değil mi?

Kitaba dair, “Çağdaş insanın, dünyayı kendi içgüdülerinin bir yansıması olarak algılayan yalnızlaşmış insanın dile getirilişi” diye müthiş bir yorumda bulunmuş Albert Camus. Romanın psikolojik çözümlemesi tek cümleye sığdırılsa böyle olurdu sanırım. Dava, bir kerede okunulup anlaşılmayacak kitap raflarına girmeli. Böylesi bir kitap bir okumada anlaşılamaz.

Hepimizin küçük ya da büyük bir davası var, başımızı ağrıtan Kafkavari sebeplerimiz var. Yeter ki kör kitlelere dahil olmayalım ve davamıza sımsıkı sarılalım.
İyi okumalar...