·508 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ağustos 2024 13:09 "İki Şehrin Hikayesi" Fransız Devrimi öncesi insanoğlunun yaşayabileceği en derin yoksulluk ve soylu sınıfının toplumun alt kesimlerine uyguladığı haksızlıkları ve sömürü betimlemeleri ile başlıyor.
Yazar, haklı bir isyan sonucunda gerçekleşen devrimin liyakatsiz insanların elinde nasıl haksızlık ve zulme dönüşebildiğini gözler önüne seriyor.
"Kontrolsüz güç, güç değildir." veciz sözünün hikayeleştirilmiş metnini okuyor insan.
Hakkın, adaletin, aklın değilde, rövanş ve öç alma duygusunun kontrolsüzce, hiçbir norma bağlı kalmadan uygulanmasının insanlar üzerindeki dehşet verici etkileri gözler önüne seriliyor.
Aklını yitirmiş, hiçbir hukuk kuralına tabi olmayan insan kalabalığı önünde hiç kimsenin duramayacağını, nasıl ki yükseklerden gelen sel önüne gelen her şeyi içine katıp sürüklüyorsa bu aklı ve vicdanını yitirmiş insan topluluğunun önünde de kimsenin durabilme ihmatilinin olmadığını görüyoruz.
Bütün bu olumsuzluklar içerisinde tek insanı duygu olan sevgi ve aşkın nelere kadir olduğu eserin finalinde süpriz bir sonla yansıtılmış.
Eserde insanlık onurunun bir takım haklı sebepler gerekçe gösterilerek, öfke, kin, ve öç alma duygusu ile nasıl ayaklar altına alındığı resm edilmiş.
Kitap zaten dünya klasiği okuyun beğendim demek abes olsa da imkânı ve zamanı olanlara tavsiye ederim.