Bu eserde, çocukların birbirlerine olan birlik-beraberliği,dostluk,saygı ve dürüstlüğü okuyorsunuz. Çocukcada olsa,yaşadıkları dönemin şartlarından mıdır bilinmez(yazar böyle etkilenmiş demek ki) çocuklar arasında askeri hiyerarşi mevcut. Bu hikaye de yanan Nemeçek oldu ama İtilip,kakılan,kara kaplı deftere sürekli adının yazılmasından bıksa da o bir Er’di. Rütbesizdi. Zaman zaman bir köpekten farkım yok diye düşünür içerlenirdi. Halbuki Nemeçek bu oyunda önemli bir taştı. Farkında değildi.Peki farkına varacak mıydı?
Bu romanı okurken, çocukların denetlenemediğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini düşündürdü bana. Hep aklımdan geçer bu düşünce. Çünkü çocuklar neden- sonuç ilişkisinde, sonuçları (iyi veya kötü) asla düşünmez. Nedenini düşünür, ama doğuracağı sonuçları lehinde veya aleyhine düşünmez.
Burada da bir oyun alanı için,ustalıkla kurgulanmış bir savaş mücadelesi var çocuklar arasında. Botanik Bahçesi ve Pal Sokağı Çocuklarının.Aralarında muhbir kılığına bürünmüş bir çocuk var ki,hiç şaşırmadım. Bu hiç şaşmaz bir kural gibidir. Hep birisi satışa getirir ve tuzağa düşürür. Burada o kişiyi ele verip sizi spoilera boğmayacağım. İşte işleri karma karışıklaştıran çocuk kendini çok akıllı sansada ihaneti ayyuka çıkıyor. E şimdi sen naneyi yimedin mi? Hı? diye güldüm hatta
Kitabın sonunda ise gözlerim doldu. Ama zaten biliydim böyle olaçahınıı dedim Çünkü bir tüyo vardı sanki gerilerde. Bu hikayeye bir son lazımdı elbet.Güzel bir romandı. Ancak sonunu sevmedim. Üüühühühühüüüüüüü